Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 70 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

ÇÖLAŞAN VE HÜRRİYET'İN GERİSİNDEKİ GERÇEK
...

ÇÖLAŞAN VE HÜRRİYET’N GERİSİNDEKİ GERÇEK

Ali Nejat Ölçen

Emin Çölaşan’ın Hürriyet gazetesindeki görevine son verilmesine karşın, 21 Ağustos 2007 günlü e-mail iletimizde konuyu ele almış, ayrıca o gazetede yazar çizer grubunun sessiz kalışını yadırgadığımızı da belirtmiştik. Malcolm x simgesiyle gelen yanıtta, Emin Çölaşan ile yaşam felsefesinin uyumlu olduğunu belirtilerek şu düşünceye ver verilmekteydi:

“Kovulmayı göze alarak yıllarını geçiren ve kovulmamak için, işini her gün becerebildiği en iyi şekilde yapmaya itina eden için bu bir sürpriz veya tehdit mi? Biz bu mesleğe böyle olduğu için girdik. Korkanlar düşünsün."

Malcolm x simgesini kullanan yazar, olayı yüzeysel yorumla basite indirgenmekteydi. Genel seçimden kısa süre sonra, Emin Çölaşan’ın gazete dışına itilmesinin, “işini her gün becerebildiği en iyi şekilde “ yapıp yapmamasıyla ilgili olmadığı açıktır. AKP ‘nin yüzde 47 gibi oy çokluğuyla iktidarını sürdürmesi, MEDYA tekelini elinde tutan ve ekonominin her düzeydeki sektörlerine dal budak salan büyük sermayenin yeni bir davranış modelini oluşturacağı anlaşılmaktadır. Bu modelin temel dayanağı, AKP ile iyi ilişkiler içinde kazanç sağlamak olacaktır elbet.

Sy.Aydın Doğan eğer terzi olsaydı, et satamazdı. Kasap olsaydı, et satarken kimseye giysi dikemez yani aynı zamanda terzi olamazdı. Fakat , edindiği servet sayesinde görsel ve yazılı basında hegemonya oluşturmuş ve Devletin petrol dağıtım ve satım kuruluşunu satın alabilmiştir. Sanayici değil, sanayi kuruluşunun sahibi, gazeteci değil pek çok gazetenin sahibi. TV programcısı değil, TV’ kuruluşlardan kaçının sahibi bilmek olanaksız. Petrolü görse tanımaz, fakat Devletin petrol dağıtım kurumunu ele geçirmiş durumda. Tekelleşmenin bu denli sınırsız olduğu serbest piyasa ekonomisinin bir benzeri, başka hiçbir ülkede görülemez. Haksız kazancın, gelir dağılımındaki adaletsizliğin, siyaset dışında siyaset yapmanın ve toplumsal çürümenin kaynağını oluşturan soygun düzeni, sosyal hukuk devletini çökerten nedenlerin başında gelmektedir. Ülkemizde görsel ve yazılı basını denetime alan ve uluslararası tekelci sermaye ile bütünleşen MEDYA patronlarının tüm emekçileri elbette tehdit altındadırlar.

Malcom x simgesini kullanan yazar, bilir, eskiden, gazete çıkaranların tümü o mesleğin içinde yetişmiş kişilerdi. Gazetelerin ve yazarların saygınlığı vardı. Şimdi öyle mi? Görsel ve yazılı basının oligarşik patronlarının hangisi ömründe bir matbaa görmüştür. Ve şimdiki köşe yazarları oligarşik MEDYA patronlarının bol ücretli emekçileri değil midirler? “Yazı-haber-yorum” özgürlüklerinin denetim altında olmadığını ileri sürebilirler mi? Çok ünlü köşe yazarı iseniz (ünlenme dahi çoğu kez sanaldır) köşenizde abur cubur konuları işleme özgürlüğünüz sınırsızdır. O yüzden, magazine dönüşmüştür gazeteler. Kültür odakları olmaktan uzaklaşmış, patronlarına gelir getiren mevkutelere dönüşmüşlerdir. Halkımız,doğruları ve gerçekleri öğrenmekten yoksun düşürülmüştür.

Türkiye’nin en başarısız Dışişleri Bakanı olan ve yargı karşısında henüz aklanmamış bulunan Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olduğu zaman, Emin Çölaşan’ın susmayacağı, doğruları ve gerçekleri kendine özgü üslubuyla yazmayı sürdüreceği açıktı. Onun bu niteliği Hürriyet gazetesinden uzaklaştırılmasının nedeni olmuştur.

Yalnız ülkemizde değil, hemen her yerde, sermayenin küreselleşmesi, siyasal iktidarları biçimlendirme sürecini de ele geçirdiği gerçeğinin belki de en belirgin örneklerinden birini de Aydın Doğan’ın yazılı ve görsel mevkuteleri sergilemektedir.

Emin Çölaşan’ın Hürriyet gazetesinden uzaklaştırılması, AKP iktidarının oluşturacağı ve hangi amaca yönelik olacağı şimdiden belirginleşen siyasetin gereği idi. Kamu oyu bunu böyle bilmekte ve köşe yazarlarımız da bilmezlikten gelmektedir. Eğer bir ülkede, edinilen servetin kaynağının sorulması yasa dışına itilmişse, siyasal iktidar oligarşisi, erdem denilen kavramı geçersizleştirir. Ve bir toplum erdemini yitirirse, sömürgeleşme sürecine kolaylıkla sürüklenir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti bu tehdit ile karşı karşıyadır. Emin Çölaşanların kalemi kırılmalıdır ki, toplum, soygun düzenini yaratan koşulların özünü görmekten uzakta kalabilsin.

Kuralsal gerçek şudur: Her zaman gericilik, kendisinden daha gericiliği yaratmıştır. Son 25 yılda ülkemizde bu süreci yaşamaya başladık. Saadet Partisine dönüşen Milli Selamet Partisi, kendi öğrencisinin kurduğu AKP tarafından tasfiye edildi. Yarın AKP’yi tasfiye edecek daha gerici kadrolar doğacak ve bugünün MEDYA’sı AKP’yi desteklemenin bedelini ödeyecektir.

Bu değişmez kural, gericiliğin diyalektiğini oluşturur. Ülke reel (üretken) ekonomiden uzaklaştıkça, sanayileş-me sürecinin dışına itildikçe, istihdam olanakları daraldıkça, tarımdan ticarete kaynak aktarıldığı için bu sakat politika sonucunda, kırsal alanlar boşalarak kent varoşlarında açlığa tutsak yığınlar oluştukça, gericiliğin diyalektiği işleyecek ve çağın koşullarına ivme kazandıracağı devrimle yıkılıncaya kadar. Çünkü: Oy verip iktidara getirdiği siyasanın kendisini toprağından kopararak kent dışında açlığa tutsak ettiğinin ayırtına vararak varoşlar uyandığında, gericilik doğmamak üzere boğulacaktır. Tarihsel diyalektik, büyük Fransız Devriminde de böyle işlemişti.

Bugün AKP’nin laik, sosyal hukuk devletine sahip çıkacağını sanmak, yanılmakla eş anlamlıdır. Gericiliğin diyalektik sürecine karşı çıkmaya AKP’nin ve onun Çankaya’ya göndereceği kişinin gücü yetmeyecektir. AKP, uzlaşmadan, tüm toplumu kucaklamaktan söz etse bile, bunu gerçekleştirmeye kendisinin varoluş neden engel olacaktır. O nedenle tez (örneğin laiklik) ve antitez (örneğin şeriat) arasındaki çelişkiyi senteze ulaştırması olanak dışıdır. Kendileri sözüne güvenilir kişilikte olsalar bile, varoluş nedenleri onlara verdiği sözleri unutturacak, güvenilir olmadıklarını sergileyecektir Nitekim, Başbakan R.T.Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayının uzlaşılarak saptanacağını vaat ettiği halde, bundan caymasının temeldeki nedeni budur. Güvenilir olmakla güvenilmez olmanın çelişkisini yaşamaya mahkumdurlar. O yüzden, Çankaya, ülkemizdeki derinden yüzeye doğru fışkıran tez-antitez çatışmasına çözüm getiremeyecek ve AKP’nin siyasal ömrünün kısalmasına neden olacaktır.

*****
Çölaşan’ın “Kovuldum” adlı kitabı, yukarıya aktardığı-mız iletideki düşüncelerimizi kanıtlamaktadır.AKP’yi eleştirmek Aydın Doğan oligarşisinin çıkarlarını zedele-ceği için Çölaşanların kalemleri kırılmalıdır. MEDYA’nın tekelci sermaye ile nasıl bütünleşip yozlaştığı ve varoluş amacına ihanet ettiği bundan daha açık belgelenemezdi. Emin Çölaşan’ı Hüriyet’ten kovulduğu için kutluyorum.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail