Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 71 - YAZAR : Prof.Dr. Mustafa Altıntaş Geri Tavsiye Et Yazdır


CUMHURBAŞKANI'NA MEKTUP

Mustafa Altıntaş, Prof.Dr; Gazi Üni.
ayın Abdullah Gül ,Cumhurbaşkanı,

Size bu satırları, başkanlığını ve temsil görev ve sorumluluğunu üstlendiğiniz ve namus ve şerefiniz üzerine, şan ve şerefini korumak ve yüceltmek üzere ant içtiğiniz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak yazıyorum. Yazmamın ve sizi protesto etmemin iki nedeni bulunmaktadır. Bunlardan biri, Suudi Arabistan Kralı’na benim de yurttaşlığımdan onur duyduğum Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük madalyasını, Türk Ulusu adına tarafınızdan verilmesidir. İkinci neden ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerine, O’nun kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına, geleneklerine ve protokol kurallarına saygı göstermeyen, bu türden saygı ve görgü dışı davranışları sergilemesi için adeta kışkırtılan, gerek Suudi Arabistan ve gerekse Balkanlarda kültür varlıklarımızı büyük bir Vandalizm ile tarihten silen birinin ayağına Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak gidip, aranızda sanki bir üst-alt/amir-memur ilişkisi varmışçasına bir görünüm sergilemenizdir. Cumhurbaşkanı olması ge-reken biri hakkındaki medya haberleri, yorumlar, değer-lendirmeler ve bu değerlendirmelere karşı yaptığınız savunma amaçlı açıklamalar, bir yurttaş olarak beni üzdü, utandırdı.

Sergilediğiniz tutum ve davranışlar, Bay Abdullah Gül adına, Suudi Arabistan’da çalışmış birinin minnet ve şükran duygusundan ya da benzeşen, örtüşen inanç birliğinden, ideolojik ya da siyasal yakınlıktan kaynaklanıyor olsa idi, buna tek sözcükle karşı çıkmanın, hele hele bunu protesto etmenin anlamsız olacağını biliyorum. Bununla birlikte, benzer davranışları sergileyenin Doç.Dr.Abdullah Gül olması durumunda bile , bir meslektaş olarak, bu türden yaklaşımın “bilim adamlığı” kimliği ile örtüşmediğini, örtüşmeyeceğini yine de yinelemekten kendimi alamazdım. Burada uyarım, bana bir harf öğretenin bin yıl kölesi olurum” öğüdünün, özellikle yerini ve konu-munu bilmeyenlere anımsatılmasına yönelik çabanın tarafınızdan sergilenmesi olurdu.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Adaşınızın, İKB’nin eski bir çalışanının Türkiye Cumhuriyeti gibi bir Devlete, Cumhurbaşkanlığına yükselmesinden kıvanç duyması, bundan mutlu olması, bunu sizle paylaşmak için ziyarette bulunmasını anlamaktayım. Size, mutluluk ve kıvanç duyuşunun bir nişanesi olarak armağan da verebilir. Eski bir İKB memuru Bay Abdullah Gül’e verilen armağan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e verilen armağanların da ayırımını biliyorsunuzdur. Ancak, kişi olarak size sunulan bir armağana karşı, yasanın gereğini yerine getirmeksizin, büyük Türk Ulusu adına , Türk Ulusuna, O’nun Önderine, değerlerine, kültürel varlıklarına düşman birine Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük madalyasını vermenizi anlamakta, kabul etmekte zorlanmaktayım. Lütfen, beni adına madalya verdiğiniz Türk Ulusu’nun içinde görmeyiniz. Ben, bu madalyanın içinde yer aldığım Türk Ulusu adına verilmiş olmasını kabullenemiyorum ve ret ediyorum. Bu, olsa olsa, eski bir memur-amir arasında değiş tokuş yapılan armağandır ve ziyarettir diyorum.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti, eski Başbakanlık Müsteşarı, şimdilerin AKP milletvekili Ömer Dinçer’in amaçladığı, dönüştürme çabası içinde olduğu gibi “ Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin, laikliğin, cumhuriyet, milliyetçilik gibi bir çok ilkenin yerini Müslüman (şeriatçı diye anlayabilirsiniz) bir yapıya dönüştürmesi zorunlu (luğu)..” gerçekleşmiş olsa idi, o zaman belki sergilediğiniz tavır, yerine getirilmesi zorunlu olan tavır olarak algılanabilirdi, ancak o zaman da siz, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olarak tanımlanan T.C.Cumhurbaşkanı olamazdınız.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Bildiğiniz gibi, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkan-lığı onuruna gelmeniz ve bu nedenle onurlandırılmanıza toplumumuzun büyük bir kesimi eylemli olarak karşı çıktı. Bu karşı çıkışın size yönelik nedenleri, ne yazık ki, eşinizin “türban”ının arkasında görünmez oldu. Eşinizin, erkek egemen bir ideolojinin sonucu olarak belirlenmiş kılık, kıyafetinin bilinçli bir biçimde öne çıkartılması, asıl tartışılması gereken, asıl önemsenmesi gereken sizin gerçek kişilik yapınızın, ideolojik ve siyasal kimliğinizin göz ardı edilmesini sağlamıştır. Bu amacın da başarıya ulaştığını, şimdi geldiğiniz noktada gözlemlemekteyim. Cumhurbaşkanlığı onurunu üstlendiğinizden bu yana sergilediğiniz tutum ve işlemlerin ötesinde, son olarak Suudi Kralı’na karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değer ve ilkelerini önemsemez tavrınız, size yönelik “hayır”ın ne kadar haklı olduğunun kanıtını oluşturmaktadır.

Size, Anayasanın 103.maddesi uyarınca TBMM üyeleri ve tarih önünde, namus ve şerefiniz üzerine içtiğiniz andınızı anımsatmak ve bunun gereklerine uygun davranışı sizden beklemek, bir yurttaş olarak benim hakkımdır. Bu ant’ın içinde Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek de vardır. Sizin son davranışınızın, bu ant’ın özellikle bu satırlarına uygunluk taşımadığı kanısındayım. Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkeler henüz varlığını, şeriatçı bir yapıya dönüştürmediğinden, lütfen ant’ınıza ters düşen davranışları bize bir daha yaşatmayın.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilke ve değerlerine yürekten bağlı ve saygılı bir yurttaş olarak üzüntümü ve tepkimi bildirmekten onur duyarım 14.11.2007.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail