Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 71 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


HUKUKA UYGUN BİR ANAYASA İÇİN

Dr.Yüksel Cavlak (Almanya)
Dr.Hüseyin Pekin (İsviçre)

Bildiğimiz gibi, 22 Temmuz 2007 seçimler sonrasında yeni bir Anayasa’ya olan gereksinim dile getirilmeye başlandı. Yürürlükteki82 Anayasası’nın belirgin karak-teri, nasıl 61 Anayasası’na tepki olarak ortaya çıkmışsa, bu kez, çeşitli yollardan ortaya çıkan önerilerin de bu iki Anayasa’nın her ikisine tepki ağırlıklı olduğu izlenmek-tedir. Böylesi duygusal ve olumsuz davranışların ülke-mize ve halkımıza hiçbir yararı dokunmayacağı ve hata kısa ve orta vadede bir takım gereksiz sürtüşmelere ve belki de kırılmalara neden olacağı gözden uzak tutul-mamalıdır.

Uzun konuşmaya ve yazmaya gerek yok. Her şeyden önce, oluşturulacak yeni Anayasa’nın çerçevesi (kane-vası) hazırlanmalı, bunda ortak aklın rehberliğinde uzalaşı (consensus) sağlanarak, çerçevenin içeriği oluştu-rulmalıdır. Bu nedenle bizler, Avrupa Düşünce Kulübü (ADK) yöneticileri olarak, yurttaşlık bilinci ve sorumluluğuyla, bir çerçeve taslağı hazırlamış ve tartışmaya açmış bulunmaktayız.

1.Anayasa’nın Genel İşlevi ve Nitelikleri.
Anayasa, topluma devingenlik getiren güçleri “rayına yerleştirme” ve değişik grupların yararlarını “dengeleme” yoluyla, bireylerin kendi özgür iradelerini kullanarak, kendi tutum ve davranışlarını belirlemelerine ve toplumsal değerler yaratmalarına olanak sağlayan bir dayanak noktasıdır. Öte yandan, Anayasa, tüm devlet düzeninin kendisinden kaynaklandığı tek bir merkezdir. Bu nitelikleriyle Ana-yasa, her şeyden önce, hukuksal metinler hiyerarşisinin her aşamasında oluşturulan hukuk normlarının doğuşuna rehberlik eder. Bu bakış açısından hareketle, çağdaş Anayasaların işlevi şöyle özetlenebilir.1

- devletin ve devlet kurumlarının dengeli biçimde yeniden
- Devletin, halkın günlük yaşamını ilgilendiren ve ayrıca uzun erimli görev ve hedeflerini belirlemek,
- Yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve herkes için sosyal güvenliğin sağlanması,
- Siyasal karar alma sürecinin ve bu süreç içinde yurttaşların siyasal kararlara katılmalarının açık ve uygulanabilir biçimde saptanması ( Örneğin ulus egemenliğine dayalı demokratik Anayasa olma niteliği gibi),
- Devletin uluslararası alandaki işlevlerini ve ilişkilerini belirlemesi.

Buradan anlaşıldığı üzere, bilim ve teknolojinin ilerlemesi, sanayileşmenin gelişmesi ile devletin, bir yandan ortaya çıkan yeni görevleri üstlenmesi ve öte yandan da demokrasiyi güçlendirmesi gerekmektedir. Siyasal karar mekanizmasının zaman içinde kendiliğinden meydana çıkan sosyal değişime uyum sağlamaması durumunda sistemde kopukluklar meydana gelebilmektedir. Bu halde, günümüz Anayasalarının görevini, sistemini kilit-lenmeye2 götürmeden, çağdaş devlet işlevlerini etkinlikle yapabilecek gerçekçi araçlarla donatılmış demokratik bir siyasal mekanizma kurulmasına olanak sağlamalıdır. Gerçekleri gözden uzak tutan bir Anayasanın işlerlik niteliği yeterli ve sürekli olamaz. Ancak, burada kurulacak dengenin çok hassas olduğuna da dikkat edilmelidir. Zira, gereğinden fazla gerçekçi olunması, toplumun ileriye doğru yapacağı atılımları sert biçimde frenler, sadece mevcut durumu (statükoyu) perçinler.

2.Demokratik ve Etkin Devlet Düzeni İdeali.
Kusursuz demokrasi, sadece kuramsal (teorik) olarak mevcuttur. Ancak, demokratik düzen, açık düzen olduğu için, hatalar daima düzeltilebilmektedir. Demokrasi’de esas olan “insan” ögesidir. Demokrasiyi insanın beğeni-leri ya da beğenmedikleri biçimlendirir. Demokrasinin erdemi, farklı düşünce ve yöntemlerin, daha iyiyi bul-mada birbirleriyle yarışmalarına, aralarında kolayca diyalog kurmalarına olanak sağlamasındadır. “Ulus Ege-menliği” 3 demokrasinin temel direğidir. Bu kavramın gerçekleşebilmesi her zaman kolay ve tam olamamak-tadır. Ne var ki, kişi hak ve özgürlüklerinin gereğinden fazla sınırlandırılmamanın bugüne değin bilinen tek yolu da “demokratik düzen”dir. Demokratik düzen, insan onuruna yakışan toplumsal değerlerin yaşatılmasına elverişli ideal ortamı yaratır. Ancak, bilinmelidir ki bu, sadece madalyonun bir yüzüdür. Gereklidir fakat, yeterli değildir. Öte yandan devletin etkinliğinin, iş görme yeteneğinin güçlendirilmesi de aynı derecede önemlidir. Şu halde buradan çıkarılacak sonuç, demokratik hukuk devleti ve etkin devlet niteliklerinin, en uygun, en mantıklı bir sentezinin yapılabilmesidir. Bu konuda hareket noktası daima insan olacaktır. Böyle davranma-yıp, sadece kurumların değiştirilmesi ile beklenilen sonuca ulaşılamaz. İnsan’ı sistemin merkezine yerleş-tirerek yapılan, demokrasiyi yeniden kurma görevi, ayni zamanda gelecek kuşakların da özgürlüklerinin değerini bilerek ve sorumluluklarının bilincine vararak yetişme-lerini sağlayacaktır.

3.Demokratik Düzenin Dayandığı Temel İlkeler.
Anayasalarda yer alan ve demokratik sistemin daya-naklarını oluşturan temel ilkeleri şöyle sıralayabiliriz:

. Ulus Egemenliği,
. Kuvvetler birliği, mutlakiyetçi, otoriter devlet yapısına zemin hazırlar. Ne var ki, uygulamada yasama erki ile yürütme tam ve kesin olarak birbirinden ayrılamamaktadır. Bununla birlikte, kamu yararına uygun olarak, bu iki erk arasına “denge-denet” kuralına uyulmasıyla bir bakıma kuvvetler ayrılığı ilkesi korunabilir.)
. Üç erk arasında öncelik sorunu. Bu sorun şöyle çözülebilmektedir: Hukuk Devleti ilkesi gereğince, yasama ve yürütme yetkileri, yargı erki tarafından denetlenmektedir. (Anayasa Mahkemesi, Danıştay gibi yüksek yargı organları yoluyla) Durum böyle olmakla birlikte, çağımızın “etkin devlet” anlayışının bastırması sonucu, yü-rütmenin yasama karşısındaki durumu güçlenebilmektedir.
Çağdaş anlamıyla tanımlanan temel hak ve özgürlükler, Anayasalarda yer almaktadır. Ancak, sosyal ve ekonomik temel haklar (esas itibariyle devlet eliyle gerçek-leştirildiğinden) klasik temel hakların
. Olağanüstü durumlarda (savaş, iç kargaşa, ekonomik bunalım vb) devletin varlığını koruma hakkı, devlet için bir meşru savunma olduğundan, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, yurttaşlık görev ve sorumluluğu sayılmaktadır.

4.Temel Hak ve Özgürlükler.

Temel Hak ve Özgürlükler, insanın kişiliğine sıkı sıkıya bağlı, onun düşünsel yeteneklerinin serbestçe gelişmesi için gerekli olan ve tüm değerler sisteminin tepe nokta-sında “insanı yerleştirdiği” için, devlet gücünün aşırı müdahelelerine karşı da korunması gereken haklar ve özgürlükler sistemidir. Bu nedenle, “temel hak ve özgürlükler”, günümüzde, Asya ve Afrika’nın yeni kurulan devletlerinin yazılı Anayasalarında bile yer al-mıştır. Ancak, kişilerin bu hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri, bunları yok etme özgürlüğünün ve de keyfi, iyi niyet dışı kullanma haklarının tanımlanmasına bağlı olduğundan, hakların özüne dokunmadan kötüye kullanmalarını önleyici önlemlerin alınması doğal sayılmalıdır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail