Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 73 Geri Tavsiye Et Yazdır

RÜZGAR VE GÜNEŞ ENERJİSİNE SIRTINI DÖNEN ÜLKE: TÜRKİYE
Dr.Hüseyin OPekin
Zürich

RÜZGAR VE GÜNEŞ ENERJİSİNE SIRTINI DÖNEN ÜLKEMİZ

Dr.Hüseyin Pekin

Zürich.

Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı ve Yeşiller Partisi eski Başkanı Joschka Fischer, “Nükleer santral, Türk halkının, hükümetinin kararı, Ancak, ben nükleer san-trala karşıyım. Hiçbir sigorta şirketi, nükleer santralları sigorta etmiyor. Bir şirket, nükleer santralları sigorta yapsın, nükleer santralları savunurum” demişti (Hürri-yet, 12 Nisan 2008)

Sy. Fischer, bununla da yetinmemiş ,”Ortadoğu’da İran ile özdeşleştirilen nükleer enerji geliştirme programının tehdit” olduğunu ileri sürmüş, İran’ın böylesi bir güce sahip olmasının, bölgedeki güvenlik politikasını ve Avrupa Birliği’nin güvenlik algısının tamamen değişeceği” savını ileri sürmüştü.

Onun bu savı karşısında dikkatlerin ne tarafa yöneldiğini bilmiyoruz. Bir noktayı israrla ileri sürüyoruz ki, Enerji politikasında güneş enerjisinin bugüne kadar dikkate alınmadığının nedenini anlamakta güçlük çekiyoruz.

Ülkemize geldiğinde bunları söylemekle yetinmemişti, eski Dışileri Bakanı Joschka Fischer; şunları vurgu-lamıştı:

Türkiyê’de inanılmaz rüzgar potansiyeli var. Sizin için en akıllı yol, sürdürülebilir enerji için yatırım yapmak. Çünkü Türkiye, tam merkezde bulunuyor. Özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da ciddi yenilenebilir enerji, Türkiye’ye çok daha hızlı bir kalkınma hamlesi sunuyor. Türkiye’nin inanılmaz bir güneş enerji potansiyeli var.

Onun bu önerisinin ülkemizde dikkate alınıp alınmayacağını bilmiyoruz. Ne var ki, gene de bu yazımızda, Sahra’da kurulmakta olan bir dev “Güneş Santralı”na dikkati çekmeye gereksinim duyuyoruz.

Sahra’da (Afrika) kurulması tasarlanan dev güneş santralı ile, dünyanın iklimi kurtulacak, denizler, içilebilir suyun kaynağı olarak kullanılabilecek, yerel istihdam olanakları yaratılacak; öylelikle, Avrupa-Afrika ekseninde, Arap dünyasıyla işbirliği olanakları doğacaktır.

Söz konusu dev güneş santralında, kullanılacak olan parabol oluklu kolektör sistemi yeni değildir. Kalifor-niya’da (kullanılmıştı.İspanya’nın Grenada (Endülüs) kentinde 50 MWgücünde, yani, yılda 200 milyon kilo-wat/saat elektrik enerjisi üretecek bu güneş santralında da, parabol oluklu kolektörler kullanıldı. Örneğin Ando-sol I, bir süre önce tamamlamış ve üretime başlamıştır. Anda-sol II’nin yapımına başlandı.

Alman “Hava-Uzay Yolculuğu Merkezi” adlı kuruluşa göre, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika’da Avrupa’da kullanılan elektrik enerjisi kadar üretim yapma olanağı vardır Sahra’da kurulması tasarımlanan bu güneş sdantralı ile İspanya’daki Andasol I’in kapasitesinin 10 000 katı büyüklükte olacaktır.. Andasol I’in 50 MW kapasitesi yılda 200 milyon kilowat/saat elektrik enerjisi üreteceğine göre, Sahrada’ki dev güneş santralının üreteceği elektrik enerjisi yılda, en az 2 trilyon kilowat/saat elektrik üretimini gerçekleştirecektir.

Üretilen enerjinin büyük bölümünün doğal olarak Av-rupa’ya taşınacağı ve her 1000 km.de sadece % 3 oranında enerji kaybı olacağı anlaşılmaktadır. Santralın maliyetinin 1000-1500 milyar Euro olacağı hesaplanmış. Ne var ki, Batı dünyası bu bedeli ödemek zorundadır. 2050 yılına kadar, fosil artıkları ve nükleer enerjinin devreye girmemesi koşuluyla. TREC (Uluslar arası Ak-deniz Yenilenebilir Enerji Araştırma Merkezi) uzman-larının AB’den 10 milyar Euro’luk bir katkı beklemek-tedirler. (Kaynak: Jutta Blume, Ein Platz an der Son-ne,WOZ, Nr.9, 29.2.2008).

Türkiye’mizin enerji politikası konusunda, yetkililerin Sahra’da kurulacak dev güneş santralı ile ilgilenip ilgilenmediklerini bilemiyoruz. En azından, İspanya’da kurulan ve kurulmakta olan Andasol I ve II santralarını örnek alabilmeliyiz. Akdeniz ve Ege kıyı şeridinin güneş santralarıyla donatılması olasılığı vardır. Oradaki güne-şin sadece sırtımızı ısıtmasıyla yetinmememiz gerekir.

***

Dr.Hüseyin Pekin’e ilettiği bu yazı nedeniyle teşekkürü borç biliyoruz. Akdeniz ve Ege kıyı şeridindeki güneşin sadece sırtımızı ısıtmasıyla yetinmememiz gerekir.

Güneş enerjisi konusunu, Türkiye Sorunları kitap dizisinin 33.sayısında ( Şubat 2000) sekiz yıl önce Fizik Mühendisi Ümit Önel’in yazısıyla ele almıştık. Ümit Önel, o yazısında şunu belirtiyordu: Odun, kömür, doğal gaz, termik ve hidrolik enerjilerin 5 yılda ürettiği toplam enerjiyi, güneş bize her saniyede göndermektedir.

Derin su kuyularında elektropompla suyu elde etmek için çok masraflı enerji nakil hattı yerine güneş enerjisi kullanılamaz mı ve Makine Kimya Endüstrisi adındaki kuruluşumuz, Ümit Önel’in önerdiği “fotovoltaik panel-

leri” üreterek yaygınlaştıramaz mı? Özelleştirilip elden çıkmadıysa! Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü buna ön-cülük edemez mi? Enerji Baknlığı adında bir kuruluşumuzyok mu. Var. Nerededir bilemiyoruz.

Dr. Pekin’in Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı Fischer in olağanüstü rüzgar kaynağına sahip olduğumuzu söy-lemesi üzerine belleğimizde fırtına koptu. Erzurum’un bir semtinde bundan yıllar önce Rüzgar Santralı kurul-muştu. Orada yaşamakta olan insanlarımız, santralın gürültüsünden yakındılar ve santrala rüzgarın enerjisini ileten pervaneler koparılıp atıldı. Yetkililer düşünmedi ki, o ses, zavallı pervanelerden gelmez. Adına “fuko akımı” denen ve giderilmesi olanaklı bir olgunun sonucudur.

Doğal varlığımızın önemini tarih boyunca, başkalarından öğrendik.

Şimdi de Federal Almanya Cumhuriyeti’nin eski Dışişleri Bakanı, sy.Fischer’den öğrenecek miyiz, belli değil.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail