Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 80 Geri Tavsiye Et Yazdır


ASİMETRİK SAVAŞ

Bülent Esinoğlu
İşçi Partisi-Ankara

28 Ocak 2010 günlü Hürriyet Gazetesinin Yalçın Bayer’in köşe yazısında Sy.Bülent Esinoğlu’nun Simetrik Savaşı tanımlayan yazısını Türkiye Sorunları kitap dizisinde okuyucularıma da iletme iznini verdiği için kendisine teşekkür ediyoruz.

***

Strateji kitaplarında kazanılan ve kaybedilen savaşların nedenleri anlatılır. İşte malzeme eksikti, mühimmat yoktu, asker yorgundu vb,diye.

Bir husus var ki, bu hepsinden daha önemlidir. Yığınakta yapılan hata.. Tarih kitapları, yığınakta yapılan hatanın taktik manevralar ile kazanılamayacağını söyler. Peki, yığınakta yapılan hata nedir? Savaş, Hanya’da sürerken sen Konya ’dasın demektir. Peki milli kuvvetlerin yığınaktaki hatası nerededir? AB ve ABD yanında yer almaktır. Batı, bizimle savaşıyor. Siz onunla birlikteyiz diyorsunuz. NATO’nun içinde olmak böyle bir şey. AB’ye tam üyeliği testekliyoruz demek te böyle bir şey.Peki, irtica, feodal ağalar ve belli sermaye grupları ile birleşip Türk Ordusu ile savaşan kim? Amerika, Avrupa.

Düşmanın adını koymadan (yığınakta hata) bu düşmanla nasıl savaşacaksınız? İşte ordunun açmazı burasıdır. Türk halkının açmazı da burasıdır. Hem %85 Amerikan karşıtlığı, hem de “Amerikancı İslam”a oy vereceksin.

Düşmanın adını kayamayınca savaşın adı “asimetrik savaş” oluyor. Yani, düşmanı belli olmayan savaş.

Bir savaş var da taraflar tanımlanmamış. Böyle bir savaş olur mu? Aslında, taraflar çok açık ve ortadadır. Bir tarafta Amerikan emperyalizminin gizli örgütleri, öte tarafta Türk halkı ve onun ordusu.Bu savaşın adının bir an önce konulması hayati önemdedir. Yoksa yel değirmenleri ile savaşan Don Kişotlara döneriz.

Emperyalizmin görmeyen tüm stratejiler yanlıştır. Emper-yalizmi dost gibi görmek vahametin kendisidir.

***

Bülent Esinoğlu’nun ABD’nin güdümüne giren Türkiye’ mizi anlatırken, bunun en yakın kanıtını,David L.Phillips’ in “Türkiye İle Irak Kürtleri Arasında Güven” adlı Be-yaz Saray’a sunduğu anlaşılan çalışmasında görüyoruz. Kürt açılımı diye başlayan, adı demokratik açılıma dönüşen projenin D.L.Phillips’in açıklamasıyla “13-15 Nisan 2009 tarihinde ABD’nin Atlantic Council, Türk-ler,Iraklı Kürtler ve diğer Iraklılardan oluşan bir grubu” toplantıda bir araya getimiş. O günkü tartışmalara “ABD ve Avrupa kökenli uzmanlar da katılmış”. Böyle yazıyor D.L.Phillips. Şimdi soruyoruz o toplantıda Türkiye’yi kimler hangi yetkiyle temsil etti ve ne tür kararlara varıldı. Meğer o toplantıda Türk katılımcılar :”Askeri çözümle PKK’nın yenilemeyeceğini savunmuşlar.” D.L. Phillips, böyle yazıyor. Ve altı ay sonra da Habur’da Çadır mahkemesi, parmaklarında “V” işaretiyle PKKve yandaşlarının, ülkemize coşkuyla ve şölenle girmelerine izin veriyor.

Davit L.Phillips, her hangi biri değil. Başkanlık ettiği bir kurul tarafından hazırlanan raporunun ilk sayfalarında bakınız neler yazılı:”Mezhep kavgaları kaçınılmazdır. Fakat, Irak’ı batırmaz. Oysa, Araplar ve Kürtler arasındaki etnik anlaşmazlıklar bölgesel etkileri olan büyük felaketlere yol açar”. ABD ordusu Irak’tan çekilirken bölgenin jandarmalığını kim üstlenmeli. Türkiye. Çünkü diyor D.L.Phillips:” Türkiye, ABD’nin en kuvvetli ve güvenilir müttefiklerinden biridir”. Biz de diyoruz ki:” ABD, Türkiye’nin en güvenilmaz, iki yüzlü kaypak müttefiklerinden biridir”.

Kürt açılımı ile başlayan, demokrasi açılımı adıyla süren ve ne olduğu hala açıklanmayan o projenin ortaya çıkmasındaki temel amaç neydi? Bugün yanıtı gizlenen sorunun yarın hangi sonuçları doğuracağını hep birlikte göreceğiz. D.L.Phillips’in açıkladığına göre:” Mayıs 2008’de resmi temas başladıktan sonra Türkiye-Kürt Bölgesi Yönetimi (KBY) ilişkileri çok gelişti. Önemli po-zitif eğilimlere rağmen, kırılgandır ve çok kolay tersine dönebilir. Büyük bir PKKsaldırısı, askerin (bizim as-kerimizi kasıtlıyor) karşılık vermesine neden olabilir. Böylece Türkiye-KBY’yi kökleri derinde olan düşmanlığın üstesinden gelmekte…ABD’nin angaje olması gerekir”. Aradaki gerginliği gidermek için ne yapmalı. Onu da açıklıyor.”(aba altında sopa göstererek.a.n.ö)

Ankara, Kürt kimliğini tanımak için, ek adımlar atmalı, örneğin anayasada vatandaşlığın temeli olan Türklüğü ortadan kaldırmalıdır. Nihai çözüm, Türkiye’nin sür-dürülebilir demokratikleşmesinde (bizimkiler bunu demokratik açılım olarak devşiriyor) ve gelişesinde, diğer yandan da PKKliderleri ve kadrosu için af düzenlemelerinde yatmaktadır.

Bu öneriye “has si..tir” demenin tam zamanıdır.Bunu diyecek iktidar nerede?

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail