Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 80 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


GÖNENC’İN KAYNAĞI ENERJİ’YE TERS DÜŞEN ÜLKE

Ali Nejat ölçen

Hiçbir ülke, bugünün koşulları altında kendisinin doğal ve işgücü enerjisini bu denli savurganca tüketip yok oluşa sürüklemez ve gönencin temel kaynağının enerji olduğu bilincinden bu denli uzaklara düşemez.

Bu yönetsel, bireysel ya da toplumsal aymazlığın kaynağında, Osmanlı döneminin 600 yılı aşkın Anadolu’yu dışlayan ve insanını sadece kılıç kullanan kullar olarak kullanmasındaki çarpıklığın genlerimizdeki yansıması ol-sa gerek.

Cumhuriyet döneminde hala kısır, gereksiz ve anlamsız tartışmalarla insan enerjisini, doğayı kirleterek onun gizindeki enerjiyi yok ettiğimizi fark edemiyoruz. Yer yüzünün en güzel en verimli doğasını bu denli yok oluşa sürüklemeye ve Anadolu’nun iyi kalpli, yardım sever, dayanıklı ve üretken insanlarını sadaka ekonomisine tutsak etmeye hakkımız var mı? Onun kendisine ve doğasına saygısını yitirmesinin nedenlerini hangi felsefecimiz, hangi romancımız, hangi ozanımız, hangi siyasetçimiz ve hangi devlet adamımız ortaya koyacak çözüm yollarını betimliyor? ABD’de “Travels with Charley”kitabını yazan bir John Steinbeck niçin yetişmiyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi bir romancımız şimdi niye yok. Neden Kuyucaklı Yusuf’u yazan Sabahattin Ali’yi öldürdük. Neden Abdi İpekçi’nin katilini“Türkiye seninle gurur duyuyor” diye karşılayan kitleler yığını ortaya çıkabildi. Neden giderek hızla yozlaşıyor, kendimiz olmaktan uzaklaşıyoruz. Bu anlamsızlıkların neden olduğu toplum-sal enerji kaybını hesap edebiliyor muyuz?

İnsandaki ve doğadaki enerji kaynağının değerini bilmekten yoksun düşen bir ulus kaldı mı yer yüzünde?

Sevginin insanda yarattığı enerjiyi kinle öfkeyle neden yok edebiliyoruz. Ve neden Başbakan R.T.Erdoğan böyle hırçın böyle saldırıcı konuşmayla kendisindeki zihin gücünü yok ediyor ve de üstelik, gençlere kötü örnek oluyor. Bu yanlış, ve gelişmemiş davranış biçiminin nereden, nasıl kaynaklandığını analiz edenlerimiz neden çıkmıyor?

Şimdi bu davranış biçimini kilovat saat enerji ile ne ilişkisi var diyenler olacaktır elbet. Yukarıda betimlemeye çalıştığım davranış biçimi eğer devlet yönetimine musallat olmasaydı, böylesi bir soruda haklılık payı olduğu düşünebilirdi.

Şimdi size enerji kaybının en üst düzeyde var olduğunu, enerji üreten kamusal alanda ortaya çıktığının kanıtlarını sunacak ve buradan nasıl dramatik bir sonuca ulaştığımız ortaya çıkacaktır.

Siz enerji sektöründe bir barajın 5 yılda yapısının tamamlanıp hizmete gireceğini, resmi kayıtlarda hesaplayıp saptamış üstelik devlet olarak bunu açıklamışsanız, sormanız gerekmez mi, o baraj yapımı 5 yıl değil de neden 19 yıl sürdü, ekonomisi alt üst oldu? Samsun’daki Derbent Su santralının yapımı 5 yıl yerine neden 16 yıl sürüncemede kaldı. Denizli’deki Adıgüzel santralı, 5 yılda tamamlanması gerekirken yapımı 19 yıl sürdü, neden? Diyarbakır’daki Karakaya barajı yapımı 1971’de başladı 1992 ‘de işletmeye girecekti yapımı 22 yıl sürdü. Ercis-Koçköprü hidroelektrik santralı 1977’de ele alınmış yapımının 4 yılda sonuçlanacağı öngörülmüştü, oysa 18 yıl sürdü.

Su yapılarında durum böyle de, termik santralarda farklı mı?Ankara Çayırhan termik santralı 1974’de programa alınmasına karşın yapımı neden 20 yıl sürdü?Kangal I ve II satrallarının yapımı niçin 19 yıl sürüncemede kaldı. DPT’nin yıllık programları incelecek olursa, 14 hidrolik ve 16 termik enerji santralarının yapım sürelerinin ortalama 10-15 yıl sürüncemede kaldığını görürsünüz.. Ülke enerji darboğazına sürüklenmesin de ne yapsın. Nükleer santralara gereksinimi yaratmanın bir aracı mıdır bu gecikmeler, bilemiyoruz. Bu gecikmeler karşısında Rize’ de İkizdere, Niksar’da Kelkit nehirlerinin kanallar içine alınarak ovalarının dışına çıkarılması ve enerji üretiminde kullanılması gibi sakat, yanlış, zararlı çözümlere baş-vurulmakta ve Başbakan R.T.Erdoğan, kendisine yazılı ve sözlü başvuruları dikkate almadan “ülkeyi karanlıkta mı bırakalım” diyebilmektedir.

Dünyanın güneş ve rüzgar potansiyeli en zengin ülkeler arasında Türkiye’nin adı geçerken, akarsular yataklarından alınmak isteniyor en verimli ovaların çoraklaşması bahasına.

Ve 14 Ocak 2010 günü Başbakan R.T.Erdoğan’ın Rusya .Devlet Başkanı Vladimir Putin ile el sıkışan resimleri yer alıyor. Ülkemizde “Atomstroyekport şirketi nükleer santral kuracakmış. Birlikte bunu kutluyorlarmış. Osmanlı yönetiminden kalma bir alışkanlık Cumhuriyet Türkiye’mizi de sarmalına aldı. Aleyhimize alınan kararları ilke önce biz kutlarız

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail