Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 80 Geri Tavsiye Et Yazdır


İSVİÇRE NEDEN BİLİM’DE, FİZİK BÜYÜKLÜĞÜNDEN DAHA BÜYÜK

Prof.Dr.İbrahim Ortaş

İsviçre, doğal güzelliği, kayak yapılan dağları, kişi başına zenginliği, çikolatası, saat sanayisindeki etkinliği, bir zamanlar gizli hesapları veya kara para aklama bankalarının varlığı ile bilinirdi. İsviçre genel kültürü, hoşgörüsü, ince sanatsal işlevi ve teknolojisi ile dünyanın takdirini toplamıştır. Soru şu; İsviçre nasıl başarıyor da bilimde, sanat ve sosyal hayatta bu ileri düzeyde varlığını koruyor? Genelde savaşlardan hep uzak durmuş, bağımsız kalmayı başarmış, değişik kültürlerin iç içe yaşamayı başardığı bir toplum. Halen Avrupa'nın en güzel ve gözde ülkesi. Her bir bölgesi bir başka güzel. İsviçre'ye daha önce bir kaç kez gitmiştim. İlk defa 1988 yılında Almanya'da staj yaparken gitmiştim. Peyzajı ve varlıklı yapısı her zaman göz kamaştırıyordu. O zaman ülkenin sosyal ve bilimsel yapısını tam anlayamamıştım. Daha sonraki yıllarda bilimsel toplantılar yapılınca Basel Üniversitesi ve Lozan Üniversitesi tarafından konuşmacı olarak çağırılmam nede-niyle birçok defa İsviçre'de bulundum

İsviçre Federal Araştırma Enstitüsü ülkenin temel araştırmalarını yapıyor.En son 26-29 Ocak 2010 tarihleri arasında Swiss Federal Research Institute (İsviçre Federal Araştırma Enstitüsü WSL) de düzenlenen COSTAksiyonu FP0803'nun ikinci yönetim kurulu toplantısı ile birlikte Avrupa çapında toprak altı karbon döngüsü konusundaki çalıştaya katıldım. Federal Araştırma Enstitüsü ülkenin önemli bir bilim kuruluşu. Güçlü akademik kadrosu üniversiteler ile yarışıyor. Hatta belirli alanlarda üniversitelerden daha etkili bir konuma sahip. Enstitünün orman, tarım, kar, ekoloji ve toprak bilimi konularında ülkenin değişik bölgelerinde birimleri bulunmaktadır. Her bir birim kendi başına gelişmiş durumdadır.

Zürih yakınlarındaki Birmensdorf merkezindeki laboratuarlar göz kamaştırıcı nitelikte.

WSL ülkenin ve de uluslararası düzeyde en ileri araştırma kuruluşudur. Temel araştırmalar yaparak İsviçre'nin ilgili konudaki temel politikalarının oluşturmakt.. Kurumda 50 kişi çalışıyor ve yıllık bütçesi 65 milyon İsviçre frangı. Ülkemizde hangi üniversitenin bütçesi bu kadar diye sora-sı geliyor insanın.

WSL'in direktörü yön veren bir Amerikalı. Dünyaya açık ilan ile Kaliforniya üniversitesi başarılı bilim insanı Enstitüde açık olan profesörlük kadrosuna atanmış ve oradan Enstitünün direktörü olmuştur. Başkan değil direktör. Yani enstitüye yön veren kişi. İdareci değil, duruma göre pozisyon alan, günü gün eden biri değil. Toplantımızın açılış konuşmasında kişinin konuya ne kadar hâkim olduğu ve enstitünün mevcut araştırma potansiyeli ve geleceğe ilişkin çizdiği yapı, kişinin gerçekten boş olmadığını hemen belli ediyor..

İsviçre'nin orman, kar ve toprak konusundaki temel sorunlarını araştıran pratik çözüm üreten bir kuruma yön veren kişi olarak önemsiyorum. Enstitüye alınma koşulları ve birimlerin başına gelen kişiler çok başarılı, içeride ve dışarıda varlığı bilimsel olarak kabul edilmiş bilim kişilerinden oluşmaktadır. Ölçütleriniz nedir diye sorduğumda, kriterlerin yüksek olduğu görülüyor. Nedeni de ülkenin ileri araştırma enstitüsü olarak bilimsel birikimi olan, araştırmadan anlayan, çalışma isteği yüksek kişileri seçtiklerini belirtiyorlar. Enstitünün kendine özgü çalışma disiplini olduğu görülüyor.

Basel Üniversitesinde sınırlı sayıda profesöre karşın çok sayıda araştırıcı, post-dok ve teknik personel bulunmaktadır. Probleme dayalı soruna yönelik araştırma yürüttükleri için bütün süreç çok önceden organize edilmiştir. Kimin ne zaman ne tür bir proje yürüteceği önceden belirlenmiştir.

Basel üniversitesi Biyoloji Bölümü tarafından "The role of mycorrhizae in Ecolojical farming" adlı bir seminer vermek üzere davet edilmiştim. İsviçre'de son yıllarda ekolojik/organik tarıma olan ilgi hızla gelişmektedir. Bilimsel olarak değişik platformlarda birlikte çalıştığımız konu ile ilgili dostlarımızın daveti ile verdiğim seminere katılım ve sorulan sorular, yapılan eleştirilerin düzeyi insanı gerçekten etkiliyor. Birimin bir seminer kültürü olduğu her yönü ile kendini his ettiriyor. Herkes öğrenciler dahi ana dili dışında birkaç başka yabancı dil (özellikle İngilizce) biliyor. Çay saatlerinde konuşulan konu, bilim dergilerinde yayınlanan makalelerin ve diğer birimlerde ve laboratuvarlarda yapılan çalışmaların önemi konuşuluyor.

Bölüm başkanı dünya çapında yapılan ilan ile belirleniyor. Bölüm başkanı bölümün bilimsel etkinliklerinin sağlıklı yapılması bölüme daha çok proje, eleman kazandırmak için her olguyu en ince ayrıntısına kadar düşünmek ve süreçlerin organize edilmesinden sorumludur. Dünya çapında saygınlığı olan bölüm başkanı burada toplantıya geç gelmesinin nedeni olarak fakültenin öğretim üyelerinin yıllık gelişme raporlarının değerlendirmesi toplantısının nede olduğun hoca bilimsel liyakatin önemini anlatı. Her bir bilim insanının çalışmaları bir kurul tarafından değer-lendiriliyor. Üniversitelerin bütçeleri yüksek ve bunların dağıtılmasında bina yapımı kaldırım çalışmalarından çok araştırmaya önem verildiği için araştırmamacıların kapa-site-si ve başarı ölçütlerine göre destek görmektedirler.

İsviçre bilim dünyasında önemli prestije sahip üniversiteleri olan bir konumda. Üniversiteleri özerk, kendi yönetimlerini kendileri üstleniyorlar. Her üniversitenin bulunduğu kantona ve bölgeye bağlı özellikleri bulunmaktadır. Üniversite eğitimi bedava. Bizdeki gibi ikinci öğretim, ek ders vs gibi konuları hiç bilmiyorlar. Tabii bilim insanları bilimsel ağırlıklarına yakışır maaş alıyorlar. Bir profesör yaklaşık brüt olarak 12.000 İsviçre frakı aylık alıyor.

Dünyada İlk 100 sıralamada yer alan üç üniversite var. 2008 dünya sıralamasında İsviçre'nin ilk 100 sıralamanın 3’üncü üniversiesi. Geriye kalan üniversiteleri ilk 500 sıralamasında buluuyor. Bu üniversitelerde üretilen bilimsel makale sayı yönünen TÜBİTAK ULAKBİMtara-fından yayınlana verilere göre İsviçre 1981-2007 yılları arasından 306.034 yayınla aynı dönemde Türkiye'nin (120.562) yaklaşık üç katı kadar, atıf sayısı yönünden (İsviçre 6.324.635 Türkiye 548.547) 11 kat ve etki değeri (İsviçre 20.67 Türkiye 4.55) 5 kat daha fazla. Katıldığım toplantı ve davet edildiğim üniversitelerde gördüğüm bilimsel alt yapı, bilim adamı kalitesi, çalışma disiplini ve sistematikliği hemen kendisini gösteriyor. En küçük araştırma birime girdiğinizde bir farklılığın olduğu görülüyor. Sanki kendiliğinden işleyen bir sistem var

İsviçre Kurallar Ülkesi

Gözüme çarpan en önemli olgu yapılan işin hakkı ile yapılmasıdır. Kurallara çok önem verilmektedir. Sistematik çalışmayı özümsemişler. Trafikten park edilmeye kadar her alanda kurallara uyulmaktadır. Yolda giderken göze çarpan en önemli şey, kesilen odunların düzgün bir şekilde dizilmesidir. Düzgün odunları görünce, Yunus Emre'nin dergâha kırk yıl boyunca aynı nitelikte düzgün odunları sanki Anadolu'da değil de İsviçre'de taşımıştır düşüncesi beynimde oluştu.

Özet olarak 7 milyonluk İsviçre bilimsel yönden ileri düzeyde gelişmiş dünya çapında üniversitelere sahip. Hassas çalışmalar yapılmakta. Hassas çalışma yapabilme yeteneği belirli bir bilgi bikrimi ve estetik gerektirir. İsviçre sanata ve estetiğe önem veren bir ülke. Son derece organize olmuş, sistematik, bir o kadar da güzel ve barışçı bir toplum. Askeri olmayan, Birleşmiş Miletlerin Avrupa'daki merkezinin bulunduğu yerdir. Kendi içinde her türlü renkliliği barındıran gelişmiş bir Orta Avrupa ülkesi

***

Türkiye Sorunları Kitap dizisinin yorumu:

Medreseleşen Üniversiteler

İsviçre’nin Fransa sınırına yakın Cern adındaki bilim merkezinde yüzyılın en önemli deneyi gerçekleştirilirken bizim öğretim üyelerimizden kimileri hala hangi yüzyılın gerisinde kalmayı sürdürüyor anlamak olanaksız.Evrenin 14 milyar yıl önce oluştuğu düşünülen büyük patlama (bing bang) sonrası başlangıç koşullarını meydana getiren “madde”nin gizini araştırmak amacıyla “büyük hadron çarpışması”nı gerçekleştirirken İsviçre; Türkiye’mizde kimi üniversitelerimz, bilmin en gerçek yol gösterici olmasına hala nasıl oluyor da direnebiliyor ;işte sadece birkaç örnek::

1.Cinler Işık Hızıyla Aramızda Dolaşıyor (muş)!

Prof.Dr.Hüdaverdi Eroğlu. “Hikmetli Sözler” adındaki kitabının 24.sayfasında çok müthiş(!) bir keşifte bulunuyor, Einstein’ın İzafiyet teorisine göre Cin’lerin ışık hızıyla hareket ettikleri sonucuna ulaşıyor. Şöyle yazıyor.

Zaman Allahın yarattıklarından biridir. İzafiyet teorisine göre ışık hızına yani saniyede 300 000 km hıza ulaşıldığında, zaman durmakta, ebedileşmektedir...20 yaşındaki ikizlerden biri dünyada kalsa, diğeri 280 000 km hızla uzaya gitse, 28 yıl sonra dünyadaki ikiz 48 yaşında iken, yolculuğa çıkan ikiz 22 yaşında olacaktır. Bu nedenle cinler ışık hızına yakın hareket etti-ğinden bir 1000-1500 yıl yaşayabilmektedir. Malazgirt savaşında doğan bir cin hala yaşıyor olabilir.

Uzaydaki kişi, yerde kalan ikiz kardeşinden 26 yaş daha genç kalacaksa, dünyadaki kardeşi de uzay aracına göre 280 000 km/sn hızla hareket etmiş gibi olacağı için, uzaydaki kardeşine göre 26 yaş genç kalmış olacak-İzafiyet teorisinin yorumu böyledir. Bu da ikizler para-oksu olarak anılmaktadır.Sy.Prof.Hüdaverdi Eroğlu’nun göz ardı ettiği bir gerçek var ki, hareket eden maddenin kitlesi, hızına bağlı olarak artar. Hareketsiz durumda kitlesi “m0” olan bir nesne “v” hızıyla hareket ettiğinde izafiyet teorine göre kitlesi “m” aşağıdaki bağıntıya göre

m=m0(1-v2/c2)-1/2 olacaktır.

Cinler ışık hızında dolaşırken kitlelerinin sonsuz ağırlıkta olması gerekecek.. Oysa Hicr Suresinin 27.ayetine bakma-sı gerekir: “Cinlerin insandan önce nüfuz eden ateşten ve de Zariyat Suresinin 56.Ayeti de cinlerin babası Cann’ın damansız ateşten yaratıldığını belirtir. Kişi Kur’an’da ters, bilime de.

2.Hızla dönen maddenin boyutları yok olur (muş)!

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Yümni Sezen de (muhakkak Prof. olmuştur)hızı sonsuza yaklaşan maddenin boyutlarının yok olacağını yazabilmiştir Boyutsuz madde. Nasıl var olabilir, açıklamadığı için bilemiyoruz!.Bununla da yetinmiyor üstelik akıl almaz bir keşifte bulunuyor:”Evren hadis olduğu için, zaman da hadis olmuş olur, o nedenle izafidir” diyor. Bilimde dini, dinde bilimi arayanlar için ne bilim bilim olur, ne de din ,din olabilir

3. Sex Furyası Freudizmin Doğal Sonucu (imiş)!

Hacettepe Üniversitesinde Felsefe Bölümü başkanı ve öğretim üyelerinden Prof.Dr.Hayri Bolay da bakınız Freud’u nasıl betimliyor:

Din ve ahlakı, cinsiyet duygusuyla açıklamış, cinsiyet duygusunu putlaştırarak, cemiyet, devlet ve aileyi düşman olarak görmüştür. İnsana şehvetin peşinde koşmak gibi bir gaye aşılamıştır. Son yıllarda sanatı, aşkı ve her türlü manevi hayatı öldüren seks furyası, Freudizmin tabii neticelerindendir.diyor.

Felsefenin sefaletine ya da sefaletin felsefesine konu olacak düzeydeki bir yazı. Her halde soyadı Üzmez olan aşırı dinci bir adam Freudizmin etkisi altında kalmış olacak ki, 14 yaşındaki kız çocuğunu üzmeden düzmeye kalkışıyor.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail