Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 55 - YAZAR : Prof.Dr. Mustafa Altıntaş Geri Tavsiye Et Yazdır




BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ'NİN PAYANDASI:YÖK

Mustafa Altıntaş
Prof.Dr.
Gazi Üni.

Kendisini “muhafazakar - demokrat” olarak tanımlayan AKP, laik ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini, Büyük Ortadoğu Projesi uyarınca, “Türkiye İslam Cumhuriyetine dönüştürecek adımları atmaya başlamış görünüyor. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini, Ortadoğu ve Asya ülkelerine örneklenecek bir İslam Cumhuriyetine dönüştürmek için, eğitim sisteminin laiklik ekseninden koparılması gerekir. Köy Enstitülerinin ve Halkevlerinin kapatılarak yerlerine İmam-Hatip okullarının ve Kuran Kurslarının açılmasını bu çerçevede yorumlamak gerekmektedir.

AKP Hükümeti’nin göreve gelmesiyle, eğitim ve yüksek öğretim sorunu gündemin önüne geçmiştir. Bunun başta gelen nedeni, ülkeyi ve ülkenin geleceğini kuşatmayı, biçimlendirmeyi amaçlayan siyasal görüşün, kendi insan mühendisliğini yaşama geçirmesi olayıdır. O nedenle, bir yandan Milli Eğitim Bakanlığı kadroları dinci ideolojiden gelenlere açılırken, öte yandan dinci kimi öğretim kurum-larına devlet eliyle öğrenci yöneltilmektedir. Bu giri-şimlerden birincisinde yol alınırken , ikincisi yargı enge-line takıldı.. AKP’nin asıl ereği, sekiz yıllık kesintisiz eğitimin içini boşaltmak ve buradan yükseköğretim kurumlarını ve sistemini kendisine uygun yapıya kavuşturmaktır..

AKP Hükümetlerinin programlarında ve gerek acil planında, “üniversiteye yerleştirme sisteminin ve “Yüksek-öğretim Kurumunun yeniden düzenlenmesi” tasarımları yer almıştı. ÖSYMve YÖKile işbirliğinin bu amacı gerçekleştirileceği varsayılmıştı. İşin ilginç yanı, yükseköğretime yerleştirme sistemini belirleme yetkisi, Anayasada YÖK’ün görev alanı içindeyken, MEB,bu yetkiyi kendisinde görmüştür. Bu, AKP’nin Anayasa ve yasaları ciddiye almadığının göstergeleridir..

Özerk demokratik üniversite yaratımı, AKP’nin amaçladığı İslamcı toplum mühendisliği amacına uygun olmadığı için, Anayasanın 130 ve 131. maddelerinin arkasına sığınmayı yöntem olarak benimsemiştir. Kendi ceberut ve baskıcı yöntemlerini sürdürmek isteyen YÖKve üniversite rektör-leri de, aynı Anayasa maddelerine sığınarak, YÖK’çüler ileYÖK’üele geçirmek isteyenler bütünleşmiş oldular.

AKP’nin yükseköğretim alanında imam hatiplileri kendi arka bahçesi olarak kullanmasınaı yol açacak olan ilk girişimleri Ekim 2003’te T.B.M.M’ne sunulan tasarıda be-lirginleşmişti. Amacın bu denli açığa çıkmasına duyulan tepki, tasarının uyutulmasına yol açtı. Tek bir maddeden oluşan bu tasarı yasalaşsaydı, AKP’nin beklentisi yerine gelecek ve 2547 sayılı yasa gündemden düşecekti. Ne var ki, AKPiktidarı, YÖKve ÜAKile girilen diyalog sonrasında, 2547 sayılı yasanın kimi maddelerini değiş-tirmeyi amaçlayan çalışmayı öne çıkardı. MEBtarafından 46 maddeyi içeren 13 Nisan 2004 günü saat 22.20’de T.B.M.M’nesunulmak üzere bir tasarı daha düzenlendi ve bu da bir yana atılarak, 15 maddelik bir başka tasarı daha hazırlandı. Ne var ki, T.B.M.M’ne sunulan 9 maddelik tasarı bunların tümünden farklıydı. T.B.M.Mtarafından 12-13 Mayıs 2004 günleri görüşülerek kabul edilen işte bu tasarıdır. Yani 20 günde 3 kez değişikliğe uğramıştı ve böylesi kararsızlığa başka hiçbir iktidar döneminde rastlandığı söylenemez. 2547 sayılı yasayı değiştirecek ve de onun yerine geçecek olan tasarı önce 46 maddelikti sonra 15’e sonra da 9 maddeye indirilmiş oldu.

Yasalaşan bu tasarıda YÖK’ün görev ve yetkilerinde hiçbir değişiklik yapılmamış, yapısı değiştirilerek, AKP iktidarının egemenliği altına sokulmuştur. Bu, YÖK’ün AKP’lileştirilmesini ele vermektedir. Öylelikle yüksek-öğretime giriş, siyasal iktidarların denetimine ve karar-larına terk edilmiştir. Katsayı oyunlarına girişmek yerine, İmam-Hatip Lisesi mezunları diledikleri programa sınavsız alınabileceklerdir. Sözümona, bu yasa ile eğitim-öğre-timin kalitesi yükselecek, yönetimde demokratikleşme sağlanacak, öğrencilerin yönetime katılımı gerçekleşecek “bilim-eğitim-üretim” ilişkileri gelişecek!. Bu dolambaçlı yol, ABD’nin Ortadoğu ve Orta Asya’ya egemen olma amacını gizleyerek, Irak’a özgürlük ve demokrasi götür-mek için girdiği yalanıyla örtüşmüyor mu?

Özetle YÖKve Üniversiteleri ele geçirme ve dinci eğitim kanalına kan taşıyarak demokratik, laik Türkiye’yi İslam Cumhuriyetine dönüştürme amacı gerçekleşme yolundadır. 19 Mayıs 1919’la başlayan aydınlanma yürüyüşünün önce hızı kesildi, şimdi de yeni dünya düzeninin efendileri önünde diz çöken, boyun eğen köleleşecek insanları yetiştirme süreci başlayacaktır. Bu, rejimi yeni dünya düzeni efendilerinin buyruklarına uygun, dinci temele dayandırma, dinci kadrolara teslim etme sürecinin başlangıcı olacaktır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail