Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 83 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


İLGİNÇ BİR KİTAP:YAŞADIĞIM ORDU

Yazarı:Atila Sarp

Murat yayınevi, Eylül,2009.

Yüreği yurt sevgisiyle dolu bir kişi aynı zamanda insancıl da olur. Bunun en somut ve canlı örneği Atila Sarp. Yüreğindeki inanç ve sevgi, kitabının her sözcüğünde bütünleşiyor ve Atila Sarp’ı yaratıyor. Kendisini yakından tanıdım.Tanıdıkça gençliğimi onda gördüm.. Kitabın bir özelliği var. Özentisiz yazıyor. Gerçeği olduğu gibi okuucuya yan-sıtmaya çalışıyor. İlginç ve güzel bir kitap, güzelliği Ordu-muzu, kimi üyelerinin yanlışlığından ve yanılgısından ba-ğımsız görmesinde. kanıtı 134.sayfa. Birlikte okuyalım:

Hakim Albay Remzi Şirin’e göre yargılama konusu olan “ordu ve gençliğin” 12 Mart öncesinde eylemleri “anayasal suç” değildi. Remzi Şirin’ göre, Türkiye Cumhuriyeti köklü bir devlet, Türk Ordusu dünyanın en güçlü ordularından birisi idi. Bu nedenle askeri mahkemelere taşınan sanıkların ellerindeki araçlar, örgütlenme biçimleri ve düzeyleri ne Türk Ordusu’nu yenecek düzeyde idi, ne de işlenen eylemler Türkiye Cumhuriyetini yıkacak, parlamentoyu kapatacak, Anayasa’yı ihlal edecek güçteydi. Gene Şirin’e göre, bunlar gençlik heyecanı ile eline üç beş silah alan, silahını kullanmayı dahi bilmeyen “çete”lerdi. Bu çetelerin Türk Ceza Kanunu’nun bu suçları ilgilendiren maddesi ile yargılamak gerekiyordu. Anayasayı ihlal maddesi olan”146 dan idam” sezası vermedi. Sanıkları 168’den ağır hapis cezasına çarptırdı Gene Hakim Albay Remzi Şirin, işkence ile alınan sanık ifadelerini, telefon ve teyp kaydı ile yapılan dinlemeleri geçerli kanıt olarak görmeyerek, önüne getirilen böyle belgelerden başka kanıt olmayan sanıklara ceza vermedi, onları akladı.

Atila Sarp’ı şimdi de sayfa 139’dan izleyelim:

Acaba hangi etkiler, organizasyonlar ve yönlendirmeler ile “ordu ve öğrenci” gençliği, Hakim Albay Remzi Şirin anlayışı değil de Haki Albay Mehmet Turan,General Ali Elverdi, Yüzbaşı Baki Tuğ, Yarbay Naci Gür’lerin anlayışı yargılamış ve ağır cezalara uğratılmıştı.

Hakim Albay Remzi Şirin’in Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılansalar idi, tıpkı örgütlerinin bir kolu olarak aynı eylemleri yapan arkadaşları gibi 15 yıl ceza alacak ve 1803 sayılı af yazası ile de sosyal yaşama geri dönecek olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan arkadaşlarımı acaba hangi etkiler, organizasyonlar ve yönlendirmeler, “idam” sehpasına gönderdi. Ali Elverdi Paşa kimin adına inatla bizlere en ağır cezaları vermek, arkadaşlarımızı idam sehpalarının altına “ağzında sıgara ile gülümseyerek” izlemek güç ve iradesini kendisine verdi?

Ona bu güç ve iradeyi Türk Ordusu verdi ise, 1971’in Askeri Mahkeme Başkanı, 1978’in Ordu Adli Müşaviri Kıdemli Albay Remzi Şirin,Türk Ordusu’nun bir öğesi değil miydi?Türk Ordusu’nu kendi halkına, kendi gençliğine düş-

man, bir başka devletin çıkarlarına hizmet eden konuma ge-tirmek amaçlı çabalar, kimler, hangi örgütler,etkiler ve yön-

lendirmelerle yapıldı. Türk Ordusu, bu açıdan ayrıntılı olarak ele alınıp gerçekler açığa çıkmaz ise, Türk Ordusun halkına düşman, gençliğine düşman, faşist, cuntacı göstermek

amaçlı yaygın yayınların etkisi ile “ordusuz miller köle millettir” noktasına gelmez miyiz? Haklı Atila Sarp,

Ordu vesayetinden kurtarma sloganın en kötü uygulamasını yaşamakta olduğumuz yadsınamaz. Orduyu ordu’ya bırakarak kendilerini demokratikleştirmelidir. Hükümetler,devletin kendisi değil, sadece onun bir parçasıdır. Karar ve eylemleri hukukun dışına kayamaz, kaynamalıdır. Sivil ve askeri yargıda Hakim Albay Remzi Şirin lere gereksinim var. Ve Türkiye’miz en kısa sürede “Yargıç sorunu” yaşamaktan da kurtulmalıdır. Atila Sarp, Yedek Subay Okulundan asteğmen olarak göreve başlayacağını umarken,“çavuş” çıkarıldığını öğrenir.Haksızlığın giderildiğini bakınız nasıl anlatıyor:

Yeni dağıtılan asteğmen üniformasını, şapkasını, subay bot-larını özenle yatağın yanına yerleştirmişti. 138.dönem yedek subayların ben hariç hepsi subay olmuştu. Bu sonucu bekliyordum, çavuşluk günlerinin sıkıntısı içinde ve kötü haberde her zaman yaptığım gibi cezaevi alışkanlığı ile altına havlu koyarak yükselttiğim yastığa ellerimin arasına aldığım başımı koyarak sırtüstü yatağa uzanıp kaldım. Ne yapacağımı bilmiyordum. “Kemal Yüzbaşı çağırıyor” dediler. Öğrendiğim kadarıyla Narlıdere İstihkam Okulu’nda verilen belgede sorulan “affa uğrasanız dahi her hangi bir konuda ceza yediniz mi” sorusuna doğrucu davutluk yapıp, “TCK14.maddesinden 18 yıl ceza yedim ,1803 sayılı Af Yasası ile cezam kalktı” yazmıştım. Oysa 138.dönemde yüzlerce kişinin aftan yararlandığı açıktı. Ama onlar Davutluk yapmamışlardı. Albay Tacettin Başaran ve Top ve Füze Okulu Komutanı Tuğgeneral Galip Yiğitgüden, Genelkurmay ile yaptıkları görüşme sonucunda benim yaptığım doğrucu davutlukla çavuş çıkarılmamın adaletsizliğini düzelterek yedek subay olmamda sakınca görmemişlerdi. Yıllar sonra Cebeci asri mezarlıkta Avukat Niyazi Ağır-naslı’nın gömütüne gittiğimde Okul Müdürümüz Galip Yiğitgüden’in gömütünün başında saygı duruşunda bulunur su döktürür, bakımını yaparım.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail