Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 86 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


BORÇ SARMALINDA DARALAN EKONOMİ

Ali Nejat Ölçen

1.Siyasallaşan DPT

Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) Devlet Planlama Teşkilatına 1960’ın Eylül ayında Milli Birlik Komitesi Başkanı Orgeneral Cenmal Gürsel tarafından uzman olarak atandığınde yedek subaydı ve teşkilatın henüz kuruluş yasası hazır-lanmamıştı. Mühendis kökenli olduğu için, Bayındırlık Komisyonuna seçilmiş ve genç yaşta yaşamını yitiren Komisyon Başkanı Vehbi Ersü ile birlikte çalışmaya başlamıştı. 1970’li yıllara kadar DPT’nin 40-45 kişiyi aşmayan kadrosuyla ekonomik büyümeyi öngören plan ve yıllık programları hazırlayarak Hükümetin onayına sunuyordu.Yüksek Plan lama Kurulunun dört üyesi DPT’nindaire başkanları ve müsteşarından oluşuyordu. Kararlara karşı çıkmaları, karşı oy kullanmaları olanaklıydı.

Bugün monetarizm tutkusuyla bir yana itilen, etkisizleştirilen üretken ekonomi, Merkez Bankası’nın para politikasına teslim edilmiştir.

Bugükü DPT’de rakam ciddiyeti de kaybolmuştur. Yazımızın bu bölümünde bunun iki önemli kanıtını okuyucularımıza sunmaya gereksinim duymaktayım.

a.DPT’de Rakam Ciddiyetsizliği

“Temel Ekonomik Göstergeler” yayımını inceleyen bir araştırıcı, 2004 yılına ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH ya da GSYH)) değerine ilişkin birbirinden çok farlı iki rakamla karşılaşacak, hangisinin doğru olduğunda kararsız kalacaktır.

Zaten GSYİH’nın bir süre 1968 yılının alıcı fiyatlarıyla verildiği bir süre sonra bundan vaz geçip, 1989 fiyatlarıyla GSYİH nin hesaplandığı görülüyor. O yüzden 1960 yılından 2010’a kadar GSYİHdeğerlerine ilişkin bir dizi elde etmek olanak dışıdır. Acaba bu mu amaçlanıyor? Örneğin, 1990-1995 döneminde reel GSYİH,1968’in sabit fiyatlarıyla verilirken, 1995’ den sonra 2006 yılına kadar 1987 sabit fiyatlarıyla hatta 2006 dan sonra da 1998 sabit fiyalarıylaGSYİH’nin verildiğini görüyoruz. Ne denli yanlış. DPT,böylesi rakam kargaşasından kendisini kurtarmalıdır. Birincisi bu. Şimdi geliyoruz ikinci asıl soruna:.

2004 yılının GSYİH’nın cari fiyatlarla verilen değeri, 2006 yayımında 428.9 milyar TL iken, 2009 yılı yayımında 2004’için GSYİH’nın 559.0 milyar Tl olarak verildiği görü-lüyor! 2004 yılında GSYİHbirden bire 428.9 milyar TL’den 559.0 milyar TL ye %30 oranında artarak nasıl sıçradı? DPT,bunun açıklamasını bugüne kadar yapmadı.

2004’de GSYHiçin rakam sıçramasına girişilmeseydi 2008 yılındaki GSYH, Y="950.1" milyar TL değil ancak:

Y=166.7 (1+0.138)8 ="710" milyar Tl.olacaktı. 2008 için gerçek olan GSYHdeğeri budur.

Medya’mızda ve kimi TV programlarında ulusal gelirde belli bir ay içindeki büyüme oranı ve de makro ekonomik büyüklüklerle ilişkileri yorumlamada cari fiyatlarla verilen rakamlar kullanılmaktadır. Bu ise yanlış sonuç ve yorumlara neden olmakta. Örneğin, dış borçlar artarken, cari fiyatlarla verilen GSYİHiçindeki oranı, azalışa uğruyormuş gibi bir sonuçla karşılaşılır.Neden? Çünkü, cari fiyatla verilen GSYİH, enflasyon etkisiyle büyümemiş, şişmiştir.

Ulusal gelirin cari fiyatlara göre hesaplanması, enflasyon oranı kadar fazladan büyümesi sonucunu doğuracaktır. O yüzden buna şişme diyorum . Örneğin, 2010 yılında enflasyon oranı e="%" 6 ise, ulusal gelirde (örneğin GSYİH’da) büyümenin % 10 olarak artığını söyleyenler gerçeği gizliyor demektir. Aslında reel üretim temelinde gerçek büyüme :

g=0.10-0.06=0.04, yani % 4’tür.

Şimdi bu yanıltmacanın dış borçlar temelinde de uygulandığını görelim: Eğer cari fiyatlarla GSYİH içinde dış borç oranı hesaplanırsa daha düşük değerler elde edilir. Dış borçlar olağan üstü artarken, GSYİH içindeki ağırlığının azaldığı gibi yanlış bir sonuçla karşılaşılır. Siyasal iktidara yapışık iktisatçılar bu paradoksu görmezden gelirler! GSYİHiçinde dış borcun gerçek ağırlığını görmek için GSYİH ‘nın enflasyondan arınmış reel değerlerini kullanmak gerekir. Enflasyonla şişen ulusal gelir içindeki dış borç yükünün oransal olarak azalması tam bir çelişki, ciddiyet dışı yanıltmacadır. Bu çelişkinin matematiksek kanıtını yazının sonundaki ekte in-celeyebilirsiniz.

b.Enflasyon, Dış Borç’un GSYH’içindeki Payını Azalmış Gibi Gösterir.

Zaman süreci içinde dış borçta olağanüstü artış olsa bile, eğer hesaplamada enflasyonun etkisi giderilemezse, dış borç yükü-nün GSYİHiçindeki ağırlığının azalması gibi yanıltıcı bir so-nuçla karşılaşıllaşılacaktır. 2000 ile 2008 dönemi arasında, yukarıki bu yanıltıcı gerçeği kanıtlayabiliriz:

Devlet Planlama Teşkilatı 2009 yılı Temel Ekonomik Göstergeler yayımından 2000 ile 2008 yıllarına ilişkin aşağıdaki bilgileri şöyle sıralayabiliriz:

..Yıllar:..................... 2000.................... 2008........................ Yıllık büyüme:

..............................Y= 166.7.................. 950.1........................... g="%" 24.1
........................... ..Y= 72.4.................. 102.1............................ g="%" 4.4
Dış borç................... 118.5.................. 278.1............................ d="%" 11.3

Not: GSYİH milyar Tl ve dış borç stoku milyar $;İlk satırdaki GSYİH değerleri cari fiyatla;İkinci satırdaki GSYİH değerleri 1968 yılı sabit fiyatlarladır.

Yukarıda verilen rakamlara göre 2000 yılında D= 115.5 milyar $ olan dış borç yükü 2009 yılında D="278.1" milyar $’a yükselerek yılda ortalama % 11.3 oranında artmıştır. Sabit fiyatlarla GSYİH, 2000’den 2008 ‘e kadar yılda % 4.4 oranında büyürken, yani reel büyüme oranı yılda, g="%" 4.4 iken, cari fiyatlarla betimlenen GSYİH, şişerek % 24.1 büyü-meye uğramıştır. Böylesi büyümeye o nedenle şişme diyorum. 2000 yılında cari fiyatla GSYİHiçinde dış borçun ağırlığı 118.5/166.7="0.71" $/Tl yani %71 çok büyük orandaki iken (cari fiyatlar kullanıldığında) GSYİHiçindeki ağırlığı 278.1/950.1= %29’a inmiş görünür..Yukarıda sözünü ettiğim paradoks işte budur. Dış borç yükü olağanüstü artarken, GSYİHiçindeki ağırlığının azalışı, enflasyonun GSYİH’yı şişirmesinin sonucudur. Reel GSYİH’inher Türk lirası için

2000 yılında 118/72="1.63" $ dış borç yükü söz konusuyken 2009 yılında her Türk lirası için ekonomi 278/102= 2.73 $ dış borç yükü altına sokulmuştur. Konuyu önemseyen bir iktisat uzmanı yıllar arası farklılaşmayı bu disiplin içinde ele alma-lıdır.

2.Rakamlarla gerçek durum.

DPT’nin Ekonomik Göstergeler yayımını inceleyen meraklı bir iktisatçı, 1960, 1980 ile 1995 yılları arasında, reel GSYİH değerlerinin, 1968 yılı sabit fiyatlarına göre verildiğini görecektir. 1995 yılından sonra GSYİH ‘nın reel değerlerini 1968’in fiyatlarıyla hesaplamalıyız ki, enflasyondan arınmış düzeylerini elde edebilelim. Konunun uzmanı olmayan bir araştırıcı bunu yapabilir miydi, bilemiyoruz. Hesap sonuçları aşağıda verilmiştir:

.................................1968 fiyatlarıyla.................... 1987 fiyatlarıyla........... Oran
.......................................GSYİH.................................. GSYİH ........................%

..............1987.............. 267.7................................... 74.4 ...............................3.59
..............1988.............. 280.2................................... 76.3............................... 3.67
..............1989.............. 281.9................................... 76.5............................... 3.72
..............1990.............. 304.9................................... 83.6................................3.67
Ağırlıklı ortalama …………............................................................... ...…...…3.647

Arada böylesi sabit oransal bağlantı olması doğaldır ve ilgi çekicidir. O halde, 1987 fiyatlarıyla verilen GSYİHdeğerlerini 3.647 ile çarparak 1968 yılı değerlerine dönüştürebiliriz; biz de böyle yaptık ve 1999 ile 2005 yılları arasında iç ve dış borç yükünün GSYİHiçindeki ağırlığını elde edebildik. Sonuçlar, aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir.

1999 yılında GSYİHiçindeki iç ve dış toplam borç yükü oranının % 10’lar düzeyinde iken zaman içinde bu oran artarak 2005 yılında %90 düzeyine yükselmiştir.

Böylesi borç yükü altında ülke ekonomisi kırılgan duruma girdiği içindir ki, ABD’deki bir kriz, ülkemiz ekonomisini olağanüstü sıkıntıya sokabilir ve toplumsal kargaşanın kaynağına dönüşebilir

Yıllar............ GSYİH............. Dış borç.......... İç borç............ Toplam borç........... GSYİH’
....................................................................................................................................Oran
1999............ 403.4................ 42.9................. 22.9................... 65.8................. % 16.3
2000........... 433.3................. 74.1................. 36.4................... 110.5.................... 25.4
2002........... 432.5............... 195.5 ......... .....140.9................... 336.4.................... 77.4
2003........... 457.7............... 218.0............... 194.4................... 412.4.................... 89.9 2004........... 498.5............... 228.5............... 224.5................... 453.0.................... 90.0
2005........... 513.5............... 227.4............... 244.9................... 472.3..................... 92.0

Not:GSYİH değerleri 1968 yılı sabit fiyatlarla hesaplanmış değer-lerdir. Yıllık ortalama döviz kurları ($/TL) kullanılarak dış borç stoku TL olarak hesaplandı. Örneğin, 2005 yılında $/TL="1.34" olduğu için o yıldaki dış borç stoku 169.7 milyar dolar 1.34 ile çarpılarak 227.4 milyar TL ‘ye çevrildi ..

Bugün ülkemizin ekonomisi, tarihinde benzeri olmayan kırıl-gan ve sıcak paranın kendisinden çok onun borsasına bağımlı duruma getirdiği için, monetarizmin dar boğazından en fazla zarara uğrayacak olan ülkemiz olacaktır. Buna karşın, iktidar ve muhalefet partileri, kamusal kaynakları yatırım için değil, devlete avuç açan toplum yaratarak kaynak aktarmanın yarı-şına girdiler. AKP,fasulya bulgur dağıtırken bu kez CHP,o nesneleri nakte çevirerek “aile sigortası” biçiminde uygula-yacak! Sosyal devlet bu değildir. Büyümenin adil dağılımını sağlayan devlettir. Adalette, bölüşümde ve yönetimde eşitliği ve katılımı sağlayan devlettir. Sosyal devlet istihdam alanları ve olanakları yaratır, sadaka dağıtmaz.

3.Ekonomide rekor Büyüme Yanıltmacası

DPT’nin “Ocak 2011 Ekonomik Gelişmeler” adlı yayımının 3.sayfasında 2010 yılının ilk 9 ayında GSYH’nın %8.9 ora-nında büyüdüğü bir çizelge ile kanıtlanmaktadır. Hürriyet gazetesi de 1 Nisan günü bunu “Tarihi Seviye” olarak kamu oyuna duyurdu. “Ekonomi 1 Trilyon lirayı aştı” biçimindeki bir başlıkla birlikte. Ekonominin 1 Trilyon lirayı aşması, nasıl bir mantığını ürünüdür anlamak olanaksız.

Oysa bir başka gerçek, aynı çizelge gözede çarpıyor. 2009 yıl-nın ilk 9 ayında GSYH daralışa uğramış; büyüme eksi %8.0. (bakınız:DPT,Ekonomik Gelişmeler,Ocak 2011, s.2) Buna gö-re, 2009-2010 döneminde gerçek büyüme: % 8.9-8.0= 0.9; yani yüzde 1’den daha düşük oranda, binde 9. O halde rekor büyümeden söz etmek olanaksız. Hürriyet gazetesinin böylesi yanılgıya nasıl düştüğü ayrı bir soru (Bakınız, Hürriyet, 1.4.2001, Ekonomi 1 Trilyon lirayı aştı)

2005-2010 döneminde AKP’nin ekonomik başarısını (!) aşağı-daki çizelge ortaya çıkarmaktadır.

Yıllar.................. GSYH............................ Büyüme

2005.................. 90.5 ..................................-
2006.................. 96.7............................... %6.8
2007................ 101.3.................................. 4.7
2008.................101.9.................................. 0.7
2009.................. 97.1................................. -3.8
2010................ 105.7.................................. 8.9
.Ortalama büyüme.................................... %3.3

Kamu iktisadi kuruluşların yatırım.. ve üretim kaynağından yoksun bırakılan ve o yüzden kırılgan duruma gelen ekonomi aynı zamanda üretken özelliğini de yitirdiği için, işsizliğin gelecek yıllarda toplumsal tepkilerin kaynağı olabilir.

Ekonomi ne ölçüde daralırsa, o siyasal iktidarın baskıcı yön-temlere baş vurması kaçınılmaz sonuç olarak doğmuştur. AKP iktidarının yanlış ekonomi siyasetinin bedelini toplum kendi iç barışını tehdit ederek ödeme sürecine girecektir. Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok.

EK. Matematiksel Kanıtlama:

GSYİH’nin reel (yani nesnel) değerini “Y” ile gösterelim. Eğer Y’i oluşturan büyüklükler cari fiyatlarla hesap edilmiş-mişse, konuyu basite indirgemek için ortalama fiyat düzeyini “f” ile gösterdiğimizde GSYİH‘nın cari fiyatla açıklanan değeri Y.f olacaktır. Ayrıca bir başlangıç. zamanı tanımlama-mız gerekecek. O halde başlangıçtaki GSYİH,“Yo” olacaktır. Bir t zaman sonunda GSYİH’nın “Y” düzeyine ulaşması du-rumunda büyüme, G="Y-Yo olur. Matematiksel dilde:

Y=Yo(1+g)t olduğundan reel büyüme:

G=Y-Yo=Yo(1+g)t—Yoolacaktır.

Burada yıllık büyüme oranı “g”, ile gösterilmiştir. Eğer g, yeter derecede küçükse % 6 gibi ; (1+g)t="1+g.t" olarak kabul edilebilir. O halde büyüme G="Y-Yo=Yo.g.t olacaktır. Başlangıç yılındaki Yo, eğer t süre sonra artarak Y’ olacaksa ulusal gelirin yıldaki büyüme oranı:

g=(Y-Yo)/Yo.t , olacaktır.

Böylesi hesap sonucunda beliren büyüme reel büyümedir çünkü bu büyümeyi ölçümleyen miktarların tümü fiyat-larından arınmış nesnel yani reel büyüklüklerdir.

Şimdi benzer hesapları cari fiyatlarla betimlenen büyüklükler üzerinden yineliyelim: Başlangıç miktarların ortalama fiyatı fo olsun, o halde başlangıç yılındaki GSYİH’nın cari değeri Yo.to olacak ve cari büyüklüklere göre ortaya çıkacak yıllık büyüme oranının geolarak gösterelim. Bu gösterideki “e” endisi fiyatlardaki ortalama yıllık artışı yani enflasyon oranını gösterir. Benzer hesaplar yapılırsa

ge=(Y.f-Yo.fo)Yo.fo.t olacağından, ekonomide başlangıç yılındaki ortalama fiyat (fiyat endeksi) fo“t” zamanı sonunda (enflasyon nedeniyle ) artacağı için, enflasyon oranını “e” ile gösterirsek, t zaman sonraki fiyat :

f=fo(1+e)t= fo(1+e.t ) olacak ve cari fiyatlara göre hesaplanan büyüme oranı:

ge=(Y.fo(1+e.t)-Ye.fo)/Yo.fo.t =(Y-Yo)/Yo.t +Yo.fo.e.t/Yofo.t ="g+e" bulunacaktır: (ge="g+e)"

olacaktır. Görülüyor ki, cari fiyatlarla hesaplanan gelir düzeyi, reel anlamda "e" enflasyon oranı kadar şişkinliğe uğrar.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail