Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 88 Geri Tavsiye Et Yazdır


TARİHTE UZLAŞMA ANAYASASI YOKTUR.

Doğu Perinçek

Aydınlık gazetesinin 30 Eylül 2011 günlü yayınında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in yazısını, iznini alarak okuyucumuzla paylaşmaya gereksinim duyduk. Doğu Perinçek, Anayasa kavramına ilişkin tarihsel gerçeği en belirgin biçimde bu yazısıyla sergilemektedir. Şimdilerde, gündeme sokulan ve “yeni” sözcüğüyle nitelenen Anayasa, aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyetini hedef alan bir karşı devrim Anayasası olacaktır.

AKP’nin Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O’nun yoktan var ettiği Cumhuriyeti öz ve biçim olarak tersine çevirmeyi amaçlayan hukuksuzluğun hukukunu yaratmakta olduğu-nu göremeyenler varsa,onlar yada gaflet ya da dalalet içindedirler.

****

Doğu Perinçek Yazıyor:

Tarihte uzlaşma anayasası yoktur.

Anayasa, bir devletin temel örgütlenmesini düzenler. Kısaca devleti kuran, devleti örgütleyen hukuktur.

Devletin Stratejisinin Hukuku

Şurası çok önemli:

Bir devlet, stratejik hedefini anayasasıyla belirler. Bu açıdan anayasa, devletin milli siyasetinin ya da temel stra-tejisinin hukuk diline çevrilmesidir.

Devlet, önüne koyduğu temel programa göre kendisini örgütler. Devlet, organlarının kuruluşunu temel programına göre düzenler. Yurttaşıyla ilişkilerini de stratejik programına göre belirler.

Anayasalar devrimle ya da karşıdevrimle yapılır

Örneğin 18.Yüzyılın sonundaki büyük devrim dalgasının ilk anayasa metinleri olan Amerikan ve Fransız anaya-saları, demokratik devrim programına göre yapılmıştır. İlk insan hakları bildirileri o anayasalarda yer almıştır. Yasa-ma, yürütme ve yargının demokrasiyi kurma amacıyla örgütlenmesinin ilk örnekleri de o anayasadadır.

Hitler ve Mussolini’nin emperyalist, gerici, ırkçı anaya-saları ise emperyalizm çağının karşıdevrim anayasalarına örnektir. Bunları niçin yazdık?

Anayasaların sınıflar üstü olduğu, ideoloji dışı olduğu, uz-laşmayla yapıldığı ancak cahillerin inanacağı bir hurafedir. Tarihte, devrim ve karşıdevrim anayasaları vardır. Çünkü devletler devrimlerle ve karşı devrimlerle kurulur ve örgütlenirler.

“Toplum Sözleşmesi” uzlaşma değil ihtilal senedidir.

Jean Jaques Rousseau’nun “Toplu Sözleşme” faraziyesi-nin uzlaşma anayasası palavrasının kanıtı olarak kulla-nılması, zırcahillerin işidir.

Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi bir uzlaşma değil, devrim yapan halkın yeni kurulan devletle yaptığı bir sözleşme faraziyesidir. Devlet toplumun özgürlüklerini çiğnemeye kalkarsa, halkın devleti yıkma hakkını içerir. İhtilalci bir anayasa teorisinin karşıdevrim amacıyla kul-lanılması, ihtilalin yüksek itibarından yararlanmaya yönelik bir düzenbazlıktır.

“Uzlaşma anayasaları” dedikleri anayasaların hepsi, em-peryalist devletlerin veya işbirlikçilerinin gerici ana-yasalarıdır. Halk düşmanı olan bu anayasaları yapanlar, elbette toplumun rızasını almaya özel bir önem verirler. Ve bunu yaparken halkı aldatmalarına yardımcı olarak cürüm ortakları ararlar. Bugün yapılan da odur.

Türkiye’nin devrim ve karşıdevrim anayasaları

Türkiye’nin anayasa tarihi de devrim ve karşıdevrim tari-hidir.1876, 1921, 1924, 1960 anayasaları, devrimlerle gelmiştir. Hepsi de zamanlarına göre, toplumumuza hürriyet, istiklal ve çağdaşlık getirmiştir.

Cemal Süreyya, 12 Eylül koşullarında yaptığımız Yazı Kurulu toplantılarında, Türkiye’nin anayasa tarihini hepimizin önünde kağıdın üzerine şöyle yazdı:

“Üç anayasa ortasında büyüdüm
Biri akasya
Biri gül ",

1924 ve 1960 devrimlerinin anayasaları akasya ve güldür.

1971’de başlayan ve 1980’de asıl vuruşunu gerekleştiren karşıdevrimci darbe sürecinin getirdiği 1982 Anayasası, zakkumdur.

AKP-PKK’nın bölünme anayasası

Bugün AKPve PKKbir karşıdevrim anayasası gerçekleştiriyorlar. Aralarında anlaşmışlar, imza atılmış. 2007’de tamamlanan Cumhuriyeti yıkma eyleminin şimdi de anayasası yapılıyor. AKP’nin başında olduğu "Gladyo-Mafya-Tarikat" rejiminin anayasası hazırlanmıştır. Uzlaş-ma komisyonu masasına ancak programı olmayanlar, veya AKP’nin anayasa taslağına teslim olanlar fikirsiz olarak oturur.

Meclis’e verilen rol

Meclise verilen rol, Türkiye’nin bölünmesi ve AKP’nin kurduğu faşist diktayı anayasayla tasdik etmektir.

Neo-CHPve MHPbile bile aldatılmaya koşuyorlar. Onlar da biliyor ki AKPve PKKoyları, anayasa için çoğunluğu oluşturuyor. Ayrıca CHP’de AKP’nin yedek milletvekilleri var. Daha seçim öncesinde boy göstermişlerdir. MHP ise iki kasete teslim olmuştur.

Kılıçtaroğlu ve Bahçeli’nin yoksullara ve millete oyun ları.

Kemal Kılıçtaroğlu’nun “yoksulluk ve yolsuzluk” laflarının, hele bundan sonra hiçbir anlamı yoktur. Halkı Cumhuriyet tarihinde görülmemiş ölçüde yoksullaştıran bir yolsuzluk diktasının kuruluşunu yasallaştırmakta, yoksulları aldatmaktadır. Devlet Bahçeli’nin vatan-millet nutuklarının içi boştur. Milleti ve vatanı bölen bir anayasayı yasallaştırmaktadır.

Yapılacak tek iş var

Bugün yoksuldan yana olanların, vatanını sevenlerin yapacakları tek iş vardır:AKP’nin Gladyo-Mafya-Tarikat anayasasına cepheden tavır almak ve “uzlaşma” yalan-larıyla bu bölünme anayasasının yasallaşmasına kesinlikle ortak olmamak! Millete başvurmak.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail