Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 88 Geri Tavsiye Et Yazdır


KİTAP HAKKINDA
Op.Dr.Ceyhun Balcı:

VETLUGA IRMAĞI
Op.Dr.Ceyhun Balcı’nın“Tıbbıyeli gazetesinin Ocak 2012 günlü yayımında Çarlık Ruyası’nda savaş tutsağı olarak kaldığı dönemi anlatan Vetluga Irmağı adlı kitabına iliş-kin düşünce ve duygularını siz okuyucularımızla pay-laşmaya gereksinim duymaktayım. Kendisine teşekkür ediyorum:

***

Vetluga Irmağı Volga’nın kollarından biri! Varnavino ise bu ırmağın yolu üzerindeki sayısız kentten yalnızca birisi! Rusya haritasında kendine adını yazdıracak büyüklükte olmadığı anlaşılan Varnavino, Semenov yakınındaki kentlerden birisi! Moskova’ya göre güneybatı konuşlu olduğu söylenebilir.

Yirminci yüzyıl başındaki Osmanlı-Rus Savaşı’nın Doğu Cephesi’nde yaşanan acılar, çoğu zaman tutsaklığa bile varmadan yaşamdan kopuşla sonuçlanır! Sağ kalanların ise doldurulacak çileleri vardır! Özellikle tutsak düşenler yaşadıklarına ne kadar sevinebilmişlerdir?

Erzurum yakınlarında Rus’lara tutsak düşen, benim kuşağıma göre dedelerimizin yolu, zamanın Rusya’sına düşe-cektir. Vetluga Irmağı kıyısında yer alan, haritaya adını yazdıramayacak denli önemsiz Varnavin kenti tutsak dedelerimize ev sahipliği yapacaktır! Otuz ay boyunca sağ kaldığına sevinsin mi üzülsün mü bilemeyen acılı kuşağın yaşadıkları kitaplaştırılarak çok iyi edilmiş.

Yokluk, yoksunluk, açlık ve bunlar kadar önemlisi kültürel farklılıklar başlı başına ders niteliğindedir. Düşman devletlerin halklarının dostluğuna kanıt olacak kadar da ibretliktir tutsakların Rus toplumu ile olan ilişkileri!

Kültürel farklılıktan kaynaklanan çelişkiler, kimi zaman güldürüye çoğu zaman da ağlatıya konu olacak boyutta.

Kapalı ve muhafazakâr ortamlarda yetişmiş olmanın etkisi en çok da kendisini kadın-erkek ilişkilerinde göstermiş. Bu acemiliklerin yanı sıra tutsak Türkler’in önemli bölümünün fırsatlar sunmasına karşın bu ilişkileri dürüstçe geri çevirdiklerini de görebiliyoruz. Torunlarının içinde bulunduğumuz dönemde Slav soylu kadınlara ilgisi anımsandığında bu durum çok daha anlamlıdır.

Rusya’nın bu uzak ve çok bilinmeyen köşesinde geçirilen 30 aylık tutsaklık süreci dönemin önemli olaylarına tanıklık fırsatı da vermiş. Önce Kerenski ve onu izleyerek de Bolşevik Devrimi süreçleri tarihsel nitelikte tanıklıklara olanak sağlamış. Özellikle, Bolşevik Devrimi’nin halk tarafından benimsenmediği gözleminden yola çıkılarak o zamanlarda varılan “çökmesi kaçınılmazdır!” saptaması da göz ardı edilecek gibi olmasa gerektir.

Son yıllarda sağlanan farkındalık ile Osmanlı-Rus Savaşına sahne olan Doğu Cephesi ve Sarıkamış’a ilişkin bilgi dağarcığı hızla gelişmiş olmakla birlikte; sağ kalıp da tutsak düşenlere ilişkin dağarcığımızın geliştirilmeye muhtaç olduğu ortadadır.

“Vetluga Irmağı” bu eksikliği tamamlamaya yönelik işlevi bakımından da önemli bir yapıttır.

Tutsaklık boyunca yaşanan açlık, yokluk ve yoksunluklara kimi zaman tırmanışa geçen kötü ve insanlık dışı davranışlar da eklendiğinde 30 aylık süreci kendisi de bir trajedi olan savaştan sonra yaşanan ikinci felaket olarak tanımlamak yanlış olmaz!

Tüm bu olumsuzluklara karşın savaşın uluslar arasında değil de devletler arasında olduğunu doğrulayan sayısız dostluk ve içtenlik örneği de yürekleri ferahlatacak türdendir!

Özellikle kitabın yazılmasına kâğıda döktüğü anıları ile kaynaklık eden tutsak Osmanlı subayı Mehmet Arif Ölçen’in 30 ay boyunca diri tuttuğu müzik ve resim tutkusu da övgüye değerdir. Geleneksel çalgımız olan udu çalmakta olduğu kadar yapmakta da hünerlidir.

Mehmet Arif Ölçen’in anıları, oğul Ali Nejat Ölçen tara-fından kitaplaştırılmış.

Anıların “Vetluga Memoir” (Vetluga Anıları) adıyla İngiizce’ye çevrilerek ABD’de de basılmış olduğunu anımsatalım.

Anlatılmaz, okunur diyerek son verelim sözlerimize…

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail