Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

BASIN;OKUYUCUYA SAYGI DUYMALI
Ali Nejat Ölçen

BASIN, OKUYUCUYA SAYGI DUYMALI

Ali Nejat Ölçen

Ülkemizde, basının sağ ya da sol görüşlü olsun topluma gerçekleri yansıtmakta titiz ve duyarlı, davrandığının örneklerine ya hiç rastlamazsınız,ya da eğer ünlüyseniz ilgilerini çekmeyi başarabilirsiniz. Bugünkü siyasal iktidarı eleştiri yazılarıyla önemli bir işlevi üstlenmiş bir gazetede iki yazının önemli yanlışlığını kendilerine iletilmesine karşın önemsenmediğini gördüm. Zaten yanıt beklemeyi aklımızdan geçirmiyorduk

Topluma karşı sorumluluk bilincine yeterince ulaşıl-madığını sandığım iki yazıdaki yanlışlığı kendilerine nasıl yansıttığımın örneğini, okuyucularımıza sunmaya gereksinim duymaktayım:

I.Geçmiş Yaraları Kaşımamayı Öğütleyen baş yazıdaki yanlışlık ve iletilen eleştirimiz:

7 Mart 2012 günü başyazınızda bir yanlış yorumu gidermek amacıyla değerli vaktinizi aldığım için beni bağış-lamanız umuduyla aşağıdaki bilgileri ilginize sunuyorum.

12 Eylül 1980;Demirel Başbakandı. 24 Ocak kararıyla ülke ekonomisini düzlüğe çıkarmıştır türünde açıkladığınız bilgi, gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü, 24 Ocak kararlarına ilişkin yasa tasarısına, Meclis’in Plan Komisyonunda yönelttiğim eleştiriler karşısında söz konusu tasarı gündeme alınmamış ve kadük olmuştu.

12 Eylül 1980 sonrasında Turgut Özal Başbakan olarak, o tasarıyı “alternatifi olmayan tez” olarak açıklamış ve 1982 yılı sonunda yürürlüğe girmiştir. Türkiye’mizin reel ekonomisini Milton Friedman’ın monetarizmine bağlayan ve paranın para kazandırdığı ekonomiye dönüştüren bir tasarıydı o ve hukuksal alt yapısı oluşturulmadığı için “banker faciası”na ,”hayali ihracat “soy-gununa neden olmuştu. Önemli bir belgeyi ilginize sunuyorum:

Plan Komisyonu’na “Mali İstikrar Kanunu” adıyla sunulan o tasarının 13 Mart 1980 günkü oturumunda bendeniz Ali Nejat Ölçen olarak, tasarının sakıncasını, zararını şu sözlerle dile getirmiştim:

“ Özel Sektör”den Adalet Partisi yöneticilerinin anla-dıkları, yatırım yapan özel sektördür. Verimli yatırıma parasını, tasarruflarını tahsis eden özel sektördür. Oysa, bu tasarıda Adalet Partisi’nin özel sektör tanımının dışında, başka bir kesim teşvik ediliyor.Para toplayan, para toplayıcı firmalar, finansör firmalar yaratılıyor bu tasarıda. Zannediyorum ki, Adalet Partisi de bundan rahatsızlık duyacaktır. Belki ekonominin yapısı finansör firmalara ihtiyaç duyabilir, finan-sör firmalar da gerekli olabilir.Belki ekonominin sermaye birikimine yardımı dokunacak şekilde para toplayan firmalara da ihtiyaç vardır;ama ekonominin o tür firmalara ihtiyacı varsa, özel sektörden yana bir politika, o kurumların evvela hukuki müesseselerini kurar. Yani onlara hukuk getirir ve ondan sonra özendirir. Burada böyle yapılmıyor. Özendiriliyor, o özendirmeyle ilgili maddeleri burada ortaya sürülüyor

ve böylece para toplayan firmalara kendilerine yer altından hukuki kılıf giydiriliyor. Bunun son derecede sakıncalı ve ilerde Türkiye ekonomisinin ve küçük tasarruf sahiplerinin başına bela olacak kurumlar, kuruluşlar,türedi finansör fimalar yaratacağı kanısın-dayım.Bu tasarı böyle bir takım para toplayan ve topladığı parayı ne yapacağı,ne yaptığı ne zaman geri ödeyeceği belli olmayan ve ciddi bankalarla haksız rekabet içinde onların fonlarını ellerinden alan ve sonra nasıl kullandığı belli olmayan firmalar ortaya çıkacak, Türkiye ekonomisi ilerde bunlarla uğraşama-yacaktır. Çünkü, bunların bünyesinde bir çok emek-linin, işçinin, memurların küçük tasarrufları yer alacaktır.

Komisyon Başkanı Nurettin Ok ve yardımcısı İsmet Angı, oturum sonrasında benimle özel olarak konuşmak istediklerini söylediler ve Komisyon salonuna bitişik odada bir araya geldik.

-Sayın Ölçen, dediler. Konuşmanız, bir gerçeği gözler önüne serdi. Başbakanımıza durumu anlatacak ve bu kanun tasarısının Meclis gündemine alınmamasını sağla-yacağız. Bir ricamız var, bunu siyasal amaç uğruna kul-lanmayacağınıza ait söz veriyor musunuz?

O günden sonra konuyu ilk kez şimdi size açıklıyorum.

Eğer gereksinim duyuyorsanız, Kenan Evren iktidarında Turgut Özal’ın Başbakan olarak Mali İstikrar Kanunu’nun 24 Ocak Kararlarıyla monetarizme kapı açan uygulamanın, Türkiye ekonomisine maliyetine ve ne tür ekonomik bunalımlara neden olduğuna ilişkin makaleyi sizin için hazırlayabilirim. Saygılarımla.

****

O gazetede böyle bir yanlışlığı ben yapmış ve de eleştiri yazısı almış olsaydım şunları yazarak toplumdan özür dilerdim:

“Başbakan Demirel’in 24 Ocak Kararlarıyla ülke ekonomisini düze çıkardığını yazmıştım. Bir okuyucudan aldığım yanıt o kararların Demirel’in Başbakanlığı döneminde değil, Kenan Evren iktidarında yasa olarak uygulamaya girdiğini açıklamıştır.vb.”

II.Aynı gazetede ünlü bir köşe yazarının da “Evren Darbesine Karşı İki Kalem başlıklı makalesine ilişkin sunduğum düzeltme yazısını da okuyucularımızın bilgilerine sunuyorum:

“6 Mart 2012 günlü yazınızda bir düzeltme yapmama beni bağışlayacağınız umuduyla izninizi rica ediyorum. Bu e-mail iletisiyle değerli vaktinizi aldığım için de beni bağışlayacağınız umuduyla saygılarımı sunuyorum:

Kamu ve özel sektörler arasına, halkın girişimci güç olarak girmesi savını “Halk Sektörü” olarak ileri sürdü-

ğüm zaman, Hacettepe Üniversitesine Prof. Osman Ok-yar ve Doçent Erdinç Tokgöz ile birlikte Ekonomi Bölümünü kurmuş ve Ekonometri derslerini üstlen-miştim. Aynı zamanda Ortam dergisinde Ekonomi sayfasını düzenlemekte ve Erim kabinesinin yanılgılarını eleştirmekteydim. Genel Başkan Seçilen Sy.Ecevit, ekonomiyi üç sektöre indirgeyen bu tasarımın parti programına alınması için iznimi rica etmiş ve Ak Günlere Bildirgesinde Halk Sektörü yer almıştı. Kontenjandan milletvekili seçilmeyi kabul etmem, o sektörün tarafımdan kurulması vaadiyle mümkün oldu. Ne var ki, büyük sermayenin eleştirileri “Öz yönetim, Köy-kentler,Halk Sektörü” gibi “Ortanın Solu”na ilişkin tasarımların Sy. Ecevit tarafımdan göz ardı edilmesine neden oldu. Ardaşık parti programından çıkarıldı ve bir daha adı anılmadı. “Ecevit Çemberinde Politika” adlı kitabımda bunun ayrıntılarına yer verilmiştir. İlginizi çekerse o kitabın fotokopyasını size iletebilirim.

Değerli zamanınızın kaybına neden olan bu başlangıç yazısından hemen sonra konuya girmeme izninizi rica ediyorum:

Sy.Ecevit belirttiğiniz gibi ARAYIŞ dergisini çıkararak Evren’e karşı eylem amacı dışında, CHP’nden istifa ederek DSP’nin kuruluşuna ilişkin toplumsal alt yapıyı hazırlamayı amaç almıştır. O derginin hiç bir sayısında Evren darbesi karşıtlığını sergileyen bir tek tümceye rastlanamaz.

Örneğin:21 Şubat 1981 günlü ilk sayısında Sy.Ecevit (sayfa 26),

“Özellikle Devlet Başkanı Sayın Kenan Evren’in tarımsal olanaklarımızı israrla vurgulanması çok sevin-diricidir” övgüsüne yer verebilmiştir.

Derginin 28 Şubat 1981 günlü 2.sayısındaki baş makalesinde sy.Ecevit:

Alttan alta açıktan kavgayı sürdürerek değil, Devletin ve halkın ordusu olan Ordumuzla sürtüşerek hiç değil, insan onuruna en uygun rejimde yaşamayı hak edebilmek,

türünde bir sav ileri sürebilmiştir. İnsan onuruna en uygun rejimde yaşamayı hak etmedi mi toplumumuz? Aynı başmakalede yanlış bir sav ileri sürdüğünü görü-yoruz:

Tepeden gelme yeniliklere ve tersinden başlayan bir demokratikleşme sürecine, son otuz yılda hızlı göçlerin ve ekonomik yapımızda belirginleşen dengesizliklerin yarattığı sorunlar ve kimi çevrelerin başvurduğu tedbirle eklenince son aşamada ise, bunlara, Dünya eko-nomik bunalımın ağırlığı da yüklenince, Türkiye 12 Eylül 1980’e gelip dayandı

Orgeneral Kenan Evren’i aklayan ilk yazıdır bu ve Arayış dergisinde yayımlanmıştır. 12 Eylül 1980 aslında sy.Ecevit’e göre:

1.Mustafa Kemal Atatürk’ün “Tepeden gelen yenilikleri”

2.İsmet İnönü’nün “Tersinden başlattığı demokratikleşme süreci”

3.Son otuz yılda ortaya çıkan göçler,

4.Son aşamada da Dünya ekonomik bunalım’ın doğal sonucumuymuş!

Arayış dergisinin 11 Nisan 1981 günlü 8’nci sayısında ise sy.Ecevit, Kurucu Meclis’in oluşumunu, darbeyi gerçekleştiren komuta heyetinin etkisi dışında doğal bir sürece bağlamaktadır:

Kurucu Meclise veya parlamentoya, hangi politikacı-ların girip, hangilerinin girmeyeceği, kimlerin par-tilere genel başkan olup olmayacağı, kimlerin özlük haklarının ne olacağı gibi sorunlar, aslında çok yüzeysel sorunlardır… Siyasal da, toplumsal da değil, düpedüz kişisel sorunlar bunlar…Bu gibi sorunlar, üzerinde tartışmalar da havada kalır, Ankara’nın dumanlı havasını daha zehirlemekten başka bir işe yaramayan tartışmalardır.

Oysa o yılların diyalektiğinde yukarıki savı tersine çeviren bir gerçek ortadaydı: Kurucu Meclis’e veya parlamentoya kimlerin girip girmeyeceğine 5 kişiden olu-şan darbe kurulu karar vermekteydi. Bir başka gerçeği ilk kez size sunuyorum:

Nevşehir Milletvekili, 17 Haziran 1980 günü silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti. 18 Haziran’da Nevşehir

deki cenaze töreninde konvoya çaprazlama ateş açıldı ve milletvekillerimizden yaralanan arkadaşlarımız, ka-çarak kurtulanlarımız dışında, yere düşen tabut bile hedef tahtası olarak kurşunlarla delik deşik edildi. Sy.Ecevit ile yaralanmayan milletvekili üyelerimiz ol-

mak üzere Valiye durumu yansıtıp neden önlem almadığını anımsatmaya gereksinim duymuşlardı. Sy.Ecevit, Valiyi azarlıyor ve kendisini bu olayın sorumlusun olarak suçluyordu. Vali irkilmişti. Masasındaki telefonu alan sy.Ecevit, Genel Kurmay başkanı Kenan Evreni aradı, ve ona şunları söylemeye başladı:

-Sayın Genel Kurmay başkanı daha ne bekliyorsunuz, bu faşizmi ne zaman gelip önleyeceksiniz?

Zihnimde kalan bu sözler o günü 12 Eylül 1980’a bağ-layan çağrı idi. Aynı gün, MHP Genel Başkanı Alp-aslan Türkeş de Sıkı Yönetim ilan edilmesini ve Ordunun İdareye el koymasını öneren demeci yayımlanacaktı. Kenan Evren’i müdaheye davet eden üç Genel Başkan başta Demirel, Türkeş ve Ecevit de yargılanmalıdırlar. Saygılarımla.

***

Bir yanlış bilgi, doğruymuş gibi dolaşabilir. Örneğin, Milliyet gazetesinde (25 Nisan 2012) Nail Güreli de :

Evren darbesine sadece iki kalem karşı çıktı, diye o yazı başlığına gönderme yaparak ve “İki kalemden biri Bülent Ecevit,diğeri Oktay Akbal” dı diye yazmıştır. Oysa gerçek şuydu:

Kenan Evren Darbesine bir tek kalem karşı çıktı, o da Oktay Akbal’dı.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail