Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


KENYAPİTHECUS’LARIN SONU

Ali Nejat Ölçen

14 milyon yıl önce yaşamış olan Kenyapithecus’lar yani bizlerin ataları,düşünmeyi biliyor muydu acaba? Biz-lerden çok farlı değildi, daha kısa boyluydu, daha hafiftiler 30 kilogram ve de beyinleri 450-690 cm3 kadardı. Elbette zamanla gelişecek ve beyni iki katı büyüyecek, günün birinde öteki kenyapithecus’ları yönetecekti elbet. Fakat acaba devinimlerini, ağzından dökü-len sesleri, beyin mi yönlendiriyordu yoksa omurilik mi?

Öteki kenyapithecus’lara kızdığı zaman neden eline taş alıp ta atmıyor da sadece bağırıyordu? Demek ki, ötekilerini yönetirken, onlara gereksinim duymaya başlamıştı. O halde taş atarak yönettiği kenyapithecus’ların sayısı neden azalsındı.

Demek ki, zaman geçtikçe akıllanıyordu. Fakat acaba “homo sapiens” (akıllı adam) olabilecek miydi? Kenya-pithecus’ların sayısı artıyor ve kimileri onu dinlemiyor, kendi başlarına ağaçtan elma alıp yiyordu. Ya da gök gürlediği şimşek çaktığı zaman, izin almadan sıçrıyor, oynuyor, gülüyordu. Oysa izin alması gerekmez miydi? Onu dinlemeleri için ne yapması gerekeceğini düşünmeye başlamıştı bu ilk kenyapithecus. Mademki kendisi düşünüyordu, o halde yönettiği öteki Kenyapit-hecus’lar düşünmemeliydi. Eğer içlerinden biri düşün-meye başlarsa, onu gören ötekiler de düşünmeye başlar ve kendisine boyun eğenlerin sayısı azalırdı elbet.

Düşünmeyi yasak etmesi gerekiyordu. Fakat nasıl yasak edecekti bu daha iri kenyapithecus. Sadece düşünme hakkı onun olmalı ve kendisinden başka hiç kimse düşünmemeli ve hatta dudakları kımıldasa bile ağzından tek sözcük çıkmamalıydı.

Yanına başka kenyapithecuslar toplayabilir ve onlara görev de verebilirdi. Öylelikle, elini kolunu oynatmayı, kızdıklarını tutup atmayı öğrenmişti fakat bu yetmezdi elbette. O halde başka cezalar keşfetmeliydi. Sonunda onu da buldu. Ağaç dallarının kabuklarını soyarak onları güneşte kuruttu ve düşünen ,dudakları kımıldayan kim varsa, onun iki elini bu uzun kabukla bağladı. Başka kenyapithecuslar eli kolu bağlı olanın çevresine sıçra-yarak dönüp dolaştılar ve başkan olan kenyapithe-cus’un güldüğünü gördüler. Madem büyük Kenyapit-hecus gülüyor,o halde onlar da gülebilirdi elbet.

Zaman hızla geçiyor ve yeni kenyapithecus’lar doğuyordu. O halde önce o ufacık kenyapithecusları kendine bağlamalı onları eğitmeli ve gelecekte kendisine boyun eğen kenyapithecuslar oluşturmalıydı. Nasıl yapacaktı bunu?

Elbette bir çaresini bulacaktı. Küçük kenyapithecus’lara yerden taş almayı, birbirlerine atmayı öğretmeliydi. Her sabah onları topluyor, bir hızaya gelmelerini sağlıyor birlikte eğilip yeden taş almalarını öğretiyordu. Önce uzağa daha çok uzağa atabilmeliydiler. Bunu öğrendiklerinde büyük kenyapithecus, kendisine bağlı olan bir birlik oluşturdu. Homo sapiens oldukları zaman bu gruba bir ad vereceklerdi elbet. İşte o aklını kullanmayı öğrenen homo sapiens’ler, Kenyapithecus’un bu grubuna “polis” adını taktılar. Büyük kenyapithecus’un beyni her ne kadar 600 gramda kalmış olsa da, homo sapiens’leri yönetim gücü elindeydi.

Büyük bir ağacın gövdesini oydurarak, kendisinin karşı-sında dudağı kımıldayan, düşünmeye başlayan hangi kenyapithecus varsa, kollarını arkadan bağlatıp büyük ağaç gövdesinin içindeki karanlığa tıkıyordu. Homo sapiensler ağaç gövdesindeki o karanlığa ”hücre” adını verdiler.

Beyni 600 gramdan küçük olan kenyapithecus’un yönetimine de kimi homo sapiensler kendi aralarında ad koymuşlardı. “Reis” dediler, o ilk kenyapithecus’a.

Bir gün homo sapiensler yani akıllı homo’lar bir araya gelerek, bu kenyapithecus’un yakalayıp arkadan kollarını bağlayarak ağaç gövdesindeki hücreye atıp atamayacaklarını konuşmaya başladılar. Böylece 10 milyon yıl önce ilk homo sapiens’lerin örgütlenmesine uygarlık tarihi tanık olmaya başlamıştı. Çünkü: Beyni 900 grama ulaşan ve düşünmeyi öğrenen homo sa-piens’ler, beyni 600 gramda kalan kenyapithecus’u dinlememe özgürlüğünü tartışmaya başlamışlardı. Bunlardan biri, yanmış kapkara bir dal parçası alarak mağaranın içindeki duvara çizgiler çizmeye başladı. İlk kara kalemi keşfeden o homo sapien’dir.Bütün homo sapiens’ler onu seyrediyor, ne yaptığını anlamaya çalışı-

yor ellerini birbirine vurarak sıçrıyorlardı. İnsanlık tarihine 8 milyon yıl önce ilk resmi ve yazıyı öğreten homo sapiens olarak anılacaktır o.Yazılı basın herhalde böyle doğmuş olmalı.

Bizin eski kenyapithecus, ilk zamanlar kapkara çubukla mağaranın duvarlarına çizilenlerin ne olduğunu an- lamamış, bakıp başını iki yana sallayarak gitmişti. Ne var ki, mağaraya homo sapins’ler ardarda girip çıkı-yorlar her girip çıkışlarında dudakları kımıldıyor, düşün meye başladıkları anlaşılıyordu. Sonunda olan oldu,

Homo sapiens’lerden yüzlercesi mağaradan dışarı çıktılar bir gün ve koşmaya başladılar, bağırıyorlar, bağırıyorlardı, kenyapithecus’un çevresinde toplandılar. Kollarını sallayarak sıçrıyor, tepiniyolardı. Kenyapithecus’a daha çok yakınlaşmaya başladılar. Sonra onu tutup ha- vaya kaldırdılar, iki homo sapiens uzun dal kabuğunu getirip kenyapithecus’un arkadan kollarını bağladı ve ağaç gövdesindeki “hücre” dedikleri karanlığa atıverdiler.

Kenyapithecus’lardan böyle kurtuldu homo sapiens’ler.

Onların bu eylemi “devrim” adıyla bugüne kadar anılır oldu.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail