Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 90 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN CİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

TBMM’nin hiçbir döneminde öyle sanıyorum ki, Mustafa Kemal kadar soruya muhatap olan bir başka devlet ve siyaset adamına rastlamayız. TBMM’nin kuru-luşundan bir ay dokuz gün sonraki gizli celsesinde (29 Mayıs 1920) İzmit milletvekili Sırrı Bey çok önemli bir konuya değinerek yanıt verilmesini istemişti. Şunları söylüyordu İzmit milletvekili Sırrı Bey o gün:

Mütalaatımın ikinci maddesi Bolşeviklere taalluk edecektir,diyordu. Görüyorum ki, münakaşaatımız (tartış-

malarımız) her ne vakit bu maddeye temas etse, mutlaka tabiri amiyane yan çiziyoruz. Şununla hiçbir zaman ihtilat etmeyi (anlaşmazlık çıkarmayı) istemiyoruz. Diyoruz ki şarkla birleşelim, necatımız (kurtuluşumuz) şarktan gelen bir tesir neticesinde husul bulacaktır (etki sonucu oluşacaktır). Bunu hararetle alkışlıyoruz. Fakat Heyeti İcraiye’ye (Bakanlar Kurulu’na) demiyorum , madem ki bu milletin ruhu bu merkezde tebellür ediyor (beliriyor) memleketin, vatanın ve hatta dinin selameti şarktan gelen seylabın (akımın) önüne katılmakta bulunuyor, siz şimdiye kadar ne düşündünüz?(Bravo sesleri) Garbın her vakit üzerimi-

ze havale ettiği imha politikasına karşı mukavemet edebilmek için ancak şarkı gösteriyoruz ve sonra yine içli dışlı olmaktan ihtiraz ediyoruz (çekiniyoruz)

Sokrates’le “dogma” üzerine söyleşimizin şimdi ilginç bir benzeriyle karşılaşmaktayız. Şark ile Garp arasında bir tercih yapmak türünde ki dogma ile karşı karşıyadır Mustafa Kemal, acaba nasıl yanıt verecektir? O’nu din-leyelim

Mustafa Kemal Paşa (Ankara)-Efendiler, Mebus Sırrı Beyefendinin vuku bulan beyanatında Bolşevikliğe atfedilmesi kazım gelen ehemmiyet ve bu ehemmiyete

nazaran Heyeti İcraiyenin (Bakanlar Kurulunun) ne gibi teşebbüsatta (girişimde) bulunduğu veya bulunmadığı suali mevzudur. Şüphe yok ki Bolşeviklik cereyan ve istilası ve muvaffakiyeti cümlece malumdur. Bunun hakkında söz söylemeyeceğim. Fakat yine söylemek isterim ki Bolşevikliği lüzumu kadar ehemmiyetle herkes gibi Heyeti İcraiye de, biz de mütataa etmiş ve layik olduğu ehemmiyeti vermişizdir ve zannediyorum Müdafaai Milliye Vekili Paşa (Fevzi Çakmak.a.n.ö) Hazretlerinin izahatında şarktan bahsolundu ve şarktan bir şemsin tuluu intizarında (güneşin doğuşu beklentisinde) bulunulduğu zikredildi. Evet demek oluyor ki, biz bolşevikliğe ve harekatına ve Bolşeviklerden elde edebileceğimiz ,istifadeye bigane (kayıtsız) değiliz. Binaenaleyh kemali ehemmiyet ve itimatla arzederim ki Bolşeviklerle ittfak ve ihtilaf (beraberlik ve aykırılık) için, temin ve teşriki harekat için maddeten Heyeti İcraiye esbabına tevessül etmiştir. Yalnız Heyeti İcraiye bu baptaki teşebbüsünde

gayet mütedebbir olmak lüzumunu kabul etmiştir. Şöyle ki bir defa muhafazai mevcudiyet ve temini milliyemiz için ,istinatgahı hakiki hariçte değil, dahilde kendi vicdanımızda bulmak prensibini Heyeti İcraiye kabul etmiştir. Çünkü kendi kuvvetimizi nazarı dikkate almaksızın hariçten, şuradan buradan gelecek kuvvetlere istinadı emel takip edersek ve o kuvvetten ve o imdattan muavenet te (yardım da) gelmezse sukutu hayele uğrarız.. Bunun için iptida kendi kuvvetimize ehemmiyet (önem) veriyoruz

Adalet ve Kalkınma Partisi “Heyeti İcraiye” sinin (Hükümeti’nin) Mustafa Kemal Paşanın 29 Mayıs 1920 günkü gizli celsedeki “us”a dayanan şark ya da garp gibi bir ön yargıya, dogmaya bağımlı olmadan kendi gücümüze dayanmamız gerektiği gerçeğini öğrenmelidir. Mustafa Kemal o konuşmasıyla tüm ön yargılardan arınmış us kullanımıyla, TBMM’inde devlet ve siyaset adamının nasıl olması gerektiğini sergilemişti.

AKP’nin Heyeti İcraiye’sinin başındaki işi (R.T.Erdoğan) Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı kaldığı sürece ülkemiz, kendi gücüne dayanmaya karar veremez. Karar verse de bunu sağlayamaz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde güç bırakmadı. Kendisine güven duyulacak gerçekçiliği kanıtlayacak hiçbir karar ve davranışı bugüne kadar sergilemedi. Devletin zorbalıkla değil akıl ile, mantık ile, tutarlılıkla ve ulusal yararı korumanın bilinci ve kararlılığıyla yönetileceğinin hala farkına varabilmiş değil.

Mustafa Kemal Paşa, savaşı kazanacak bir orduyu ya-ratmaya çalışırken, R.T.Erdoğan dünyanın en güçlü orduları arasında yer alan Türk Silahlı Kuvvetlerimizi devletsiz ve devletimizi de ordusuz bırakmıştır.

Devlet bir yana aşiret bile böyle yönetilmez. R.T.Erdoğan,Türkiye’nin talihsizliğidir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail