Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 90 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


İSRAİL’İN KURULUŞUNA KATKI

Ali Nejat Ölçen

Yakın tarihimizi çarpıtarak Mustafa Kemal ve ismet İnönü’yü hedef alan suçlamalara bir yenisi daha eklendi. İsrail’in 1945’de kuruluşunu ilk kabul eden ülke meğer Türkiye imiş. Oysa İsrail’in kuruluşu Osmanlı devle-tinin burnunun dibinde planlanırken Osmanlı devleti oksijen çadırındaydı. İşte tarihsel gerçeğin kendisi:

Israil’in kuruluşuna ilişkin proje 1910’lı yıllarda gündeme girmiştir. Bugün BOP’un amacı Suriye coğraf-yasına Israil’i yerleştirmek ve NATO’ nun koruyuculuğunda Akdeniz’i ABD-ABemperyalizminin iç denizine dönüştürmek değil midir? NATO’nun Akdeniz’i savunma kapsamına alması boşuna mı? 500 yıl önce İngiltere, Kanunu Sultan Süleyman’dan serbest ticaret izni edindiği Akdeniz’i 325 yıl kendisi için iç deniz gibi kullanmıştı.Osmanlı donanması İngiliz ticaret kadırgala-

rını korumakla görevliydi. Şimdilerde bunun benzeri olan BOP’un uygulanmasına bilerek ya da bilmeyerek AKPiktidarı yardımcı olmaktadır. Batı emperyalizmi, bugün’ü birkaç yüz yıl sonrasının yarını için hazırlar. Gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeler zamanı kullanmayı bilmediği için, emperyalizm tarafından kolay sömürülmektedir. O nedenle:

Kendini Yokeden Osmanlı kitabımdaki İsrail’in kuru-luşuna ilişkin Meclis-i Mebusan tutanaklarında yer alan görüşmeyi güncelleştirmeye gereksinim duymaktayım.

Osmanlı dış borçlar siyonizmin finansmanında mı kullanıldı?

İkinci Meclisi Mebusanda 1911 yılının bütçe görüşü-lürken bu konu ilginç bir tartışmayı da gündeme getirmişti. Gümülcine mebusu İsmail Bey, Berlinde kurulan bir derneğin, Kudüs, Şam ya da Hayfa dolaylarında büyük toprak parçaları satın alarak ilerde “İsrail devleti” kurulmasını planladıklarını söylüyordu. Bunun Osmanlı devleti'ne yeni sorunlar getireceğini açıklamamakta, şunları vurgulamaktaydı:

Devlet- i Aliyei Osmani'de idare-i meşrutiyetin şanlı tesisinden beri Meclisi Mebusan-ı aza-ı kiramından bazılarıyla genç Türkler (Jön Türkler) ve onların vürüdu efkarı olan nesil bil ittifak bervechiati rey ve fikir dermeyan etmişlerdir. (Bugünkü dile çevirisinde şunu anlatıyordu: Meclisi Mebusan’ın üyelerinden kimileriyle Jön Türkler ve onların makale yazan düşündaşları aşağıdaki konuda düşün birliğiyle oy kullanmışlardır)

Onun bu konuşması Meclisi Mebusan’ın toplantı salo-nuna bir bomba gibi düşmüş ve Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa yerinden bağırarak:

-Bu makam-ı aliyeyi bizde mi işgal ediyorlar? diye sormuştu. İsmail Beyin yanıtı kısa ve kesin idi:

İsmail Bey (devamla)- Evet öyle, Türkiye'nin teşeb-büse en münasip görünen havalisi şunlardır: Şat-tülarap, Suriye, Filistin. Musevi nüfusunu bir sureti makulede tevsi ve teksir etmek kaziyesi bize son derece haizi ehemmiyet görünüyor. Devlet-i Osmani, musevi muhacirlerine kapılarını küşat bulduğu (açtığı) taktirde, makamatı aliyeyi işgal etmekte bu-lunan hemmezheplerimiz bütün nüfuzlarını Osmanlının siyasi ve iktisadi tealisi ( yükselmesi) için sarf edeceklerdir. Bu suretle devlet-i aliyeye emin ve ha-izi nüfuz ittifaklar yolu açılacaktır. Şüphesiz bu ittifakları tesis edecek, rical-i Osmaniye..

Sadrazam Paşa-Rical-i Osmani'den aşağısını da okuyunuz. Bir şey var gibi çıkıyor da.
İsmail Bey-Rical-i Osmaniye müstefit (yararlı) olacaklardır, diyor.
Sadrazam Paşa-Yani para kazanacaklar.
İsmail Bey-Hayır o demek değil. İmar-ı belad'dan (belediyelerin imarından) bahsetmek istiyorlar. Irak tan aşarca istifade edeceklerdir demek istiyor.
Sadrazam Paşa-Yani memleket değil, rical-i Osmaniye müstefit olacaklar?
İsmail Bey- Memalik-i Osmanide, bunların kök-leşmesi, teessüs etmesi, ilk defa ne ile başladı? Dene-ilir ki aynı meseleye hadim (yararlı) olan Sir Ernest Cassell tarafından ve "Milli Banka" tarafından başlatıldı. Bu banka,onların sermayesi ile teşekkül etti. İsmine "Milli Banka" denildi. Milli Banka, burada kuvvetlenecek, zenginleşecek ve memleketimizde bir çok mesaili maliyeyi eline alacak.

Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, bu anlatılanların düşsel bir öykü olduğunu söyler ve İsmail Beyin tüm bildik-erini anlatmasını ister. İsmail Bey konuşmasını şöyle sürdürecektir:

Bu suretle matluplarında (isteklerinde) muvaffak olmak için istikraz meselesini o mecralara sevk ettiler. İstikraz (borç) meselesini tetkik ederseniz, Credite Foncier,Credite Mobilier ve Bank Drey-fus gibi bankaların mevcut olduğunu görürsünüz ki istikrazın bu siyonist bankalar tarafından yapılmak istenilmesi meselesinin Sadrazam Paşanın dediği gibi öyle hayal diye geçilmesi değil, ehemmiyetle telakkiye layık olduğu tahakkuk eder. Onun bu açıklaması, Sadrazam Paşanın söz almasına neden olur ve şunları söyler:

Sadrazam Paşa-Avrupa'da bir takım agniyai muse-viye (varlıklı museviler) vardır. Bunlar tabii ki bu adamları öteye beriye yerleştirip müreffeh etmek istiyorlar. Nitekim müteveffa Baron Hirsch gayet külliyeti olan servetinin bir kısmını bu emr-i hayra terk etmişti. Rotschild, bu babda külliyetli masraflar ettiği cümlenin malumudur. Daima bunun için bir takım müessesat ihdas edilmektedir.. İstikraz mese-lesinin siyonizmle ile katiyen münasebeti yoktur. Bir kere, Sır Ernst Cassell'den bahsettiler. Mısır' da kesb servet etmiş,İngiltere tebaasından bir adamdır. Bu adam zannedersen, ilk zamanlar mesaisine bizim memleketimizde başlamış sonra yine bizim memle-ketimizde ikmal-i servet etmiştir...Devleti aliyenin muhibbi bir adamdır. Daima Hükümete muhabbetini beyan etmiş bir adamdır. Devleti aliye hakkında dostane hisleri vardır. Biz ondan eminiz. Dostane hissiyatı olması dolayısıyla bizim için kıymettar bir dosttur. Yani Osmanlı kavmi için bir zararı yoktur.

Daha sonra söz alan Beyrut mebusu Rıza Salih Bey, Kudüs ve Aka sancaklarında 200 000'e ulaşmış musevi nüfusun ekonomiyi tümüyle ele aldıklarını, memalik-i Osmaniye için bunun hayati bir sorun durumuna geldiğini belirtir ve sözlerini şöyle bitirir:

Orada bir gaile zuhur ederse, cebir ve şiddetle bertaraf edilmesi o kadar kolay değildir.

Selanik mebusu Vlahof Efendi ise yayımladığı anılarında, İkinci Meclisi Mebusan'da Arap asıllı olanların bir yasa teklifi hazırlayarak Yahudilerin Filistin'e göçlerini yasaklamayı ve orada yaşayanların hemen, resmen tanınmaları için özel sarı pasaport taşımalarını ön-gördüklerini, bu yasa teklifini nasıl engellediklerini anlatır. Adları Dr. Victor Jacopsen ve Dr. Holberg Herz-feld olan iki kişinin kendisine neler söylediğini şöyle açıklar Vlahof Efendi:

Meclisi Mebusanda Yahudi milletinden birkaç milletvekilimiz vardı. Topu topu beş kişiydi ama hiç birinin kendi halkının davasını üstlenecek cesareti yoktu. Oysa siz, bu cesarete sahip olduğunuzu birkaç kez gösterdiniz. Size, başka ülkeden kovulan Yahudiler, Filistin'e göçlerinin yalnız bu göçmenlerin ve siyonist hareketimizin çıkarına değil, Türk milletinin yararına da olduğunu ispatlayan olay ve deliller ileteceğiz. Çünkü bu göçmenler, özgürlük tutkunu kişiler ve onların çalışma coşkuları Türkiye’nin milli ekonomisinin yalnız ve yalnız yararınadır. Ekonominin gelişmesine katkıda bulunacakları gibi, işsiz Arap işçilerine de iş sağlayacaklardır.

Kaynak:Kendini yok eden Osmanlı,Ali Nejat Ölçen. Ümit Yayınevi.2006, İkinci baskı: İmaj yayınevi,Ankara,Cebeci)

Yukarıya aktardığımız bilgiler Filistin'de kurulan İsrail devletinin tarihçesine başlangıç niteliğindedir ve Osmanlı devlet adamlarının, örneğin Sadrazamın ne denli konunun dışında kaldığını görmekteyiz, şimdikiler gibi. Çıkar ile dostluk kavramları arasında fark olduğunun bile bugün ayırtına varmış devlet ve siyaset adamlarımızın azlığından yakınıyoruz. Yukarıya aktar-dığımız konuşmalar bir gerçeği açıklığa çıkarmaktadır: Osmanlı devleti, borç aldığı kişilerin edindiği olağan üstü varlığını onlara kendisi sağlamıştı. Bunun en belirgin örneğini İsrail’in kuruluşunu finanse eden Baron Hirsch'in yaşam öyküsünde görürüz: Osmanlı devletine borç sağlamakta etkisi olmuş, ne var ki etkili olmasını ona Osmanlı devleti sağlamıştı. O sayede 1870 Ödüllü Demiryol tahvillerinin satışında aracı olarak büyük kazançlar edindi. Örneğin üzerinde 400 Frank yazılı tahvillerden 1 milyon 980 bin adedinin beherini 128.50 Franktan satın alarak, bunun 750 binini 150 Franktan o yıl içinde bir sendikaya satarak 750 000x(150-128.5)="16" milyon 125 bin Frank havadan para kazanmıştı. Bununla yetinmemiş, Sendikanın satışından % 30 pay almış,buna karşın o Sendika Baron Hirsch'den be-eri 250 Frank bedelle satın aldığı 700 000 hisse senedini beherini 280 Franka sattığı için Baron Hirsch'in oradan edindiği pay, ayrıca 700000.(280-150)x0.30="6.6" milyon Frank olmuştur. Elinde kalan 1 milyon 230 bin hisse senedini bu zevkli işte kullanarak bir yıl içinde gelirine yalnızca bu spekülatif girişimden 30.3 milyon Frankı eklemeyi başarmıştı. Osmanlı rical-i ekremi de onu borç bulmaktaki üstün çabası nedeniyle dost olarak tanımak-taydı.

Sır Ernest Cassell'i dost bildiği gibi.

Ve Osmanlı İsrail devletinin kuruluşunu finanse etti-inin ayırtına varamamış borç sarmalında kendi yok oluşunu kendisi hazırlamıştı. Zaten, 1881 Muharrem Kararna-mesi onun tarihten silindiğini kanıtlayan belgedir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail