Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 90 Geri Tavsiye Et Yazdır


CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

Ahmet Saltık, Prof.Dr.

Sayın hocamız.Ahmet Saltık’ın Cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül’e ilettiği açık dilekçenin bir kopyasını aşağıda bilgilerinize sunmaya gereksinim duyuyorum. Çünkü o başvuru yazısı, Çankaya’nın Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya’sından ne denli uzaklara düştü-ğünün kanıtıdır. Eğer, Cumhurbaşkanı görev yapama-yacak durumda ise onun görevine ilişkin hizmet iptal edilemez, çünkü Sy.Saltık hocamızın belirttiği gibi TBMM Başkanı vekaleten o görevi üstlenir. 30 Ağustos’tan uzaklaşan bir Çankaya,bir gün yeniden 30 Ağustos’a sahip çıkacaktır. Çünkü 30 Ağustos sonsuza kadar tam bağımsız olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğum tarihidir.

Hocamız Sy.Ahmet Saltık’ın mektubu Çankaya’nın bugün dünden ne denli uzaklara düştüğünü ve yarın belki yarından da yakın yeniden nasıl Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya’sı olacağının da öğretisidir.

****

Sn. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e açık mektup:

Sayın Gül,

Öncelikle, 35 yıllık bir hekim sonra da bir yurttaş olarak size kulaklarınızla ilgili önemli sağlık sorununuzda hızlı şifa dilerim.“Geçmiş olsun” demiyorum, büyük Cumhuriyet ozanımız Sayın Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan öğren-diğim çarpıcı söylemle “iyileşin de gelecek olsun,” diyorum.

Sayın Gül, İkinci olarak da, bırakın Türkiye tarihini, dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir nefsi müdafaa hareketinin akıllara durgunluk veren görkemli başarısının 90. yıl dönümündeyiz. 30 Ağustos 1922, Büyük Zafer’in 90. yılından söz ediyorum. Bu büyük millet ve hatta insanlık bayramınızı kutlamak isterim ve kutluyorum.Törenlere katılamamaktan üzüntü duyduğunuzu Ulusumuza yayımladığınız iletiden anlıyor ve hüznü-nüzü paylaşıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Bir de, kutlama (ne olur “tebrikat” demeyin ve dedirt-meyin) programına çağrınızda kullandığınız “Türkiye Cumhurbaşkanı” nitemini (sıfatını) eleştirmek zorun-dayım. Çok iyi biliyorsunuz ki -ya da aksi ise bilmelisiniz ki-sizin anayasal niteminiz “Türkiye Cumhuriye ti Cumhurbaşkanı”dır. Arada düşen, düşürülen “Cumhuriyet” sözcüğü var ki; bunu ayrımsayacağımızı, hele son yılların bir dizi olumsuz gelişmesi (malumunuz) karşısında içimize sindiremeyeceğimizi, kabul edersiniz.

30 Ağustos kutlama törenlerinin Genelkurmaydan Köşke alınması çok yanlış olmuştur bize göre. Çünkü eski biçimiyle bize özgü ince espri; Türk Ulusu’nun bir bütün olarak Ordusu’na karargahında şükran sunumu idi. Zarifti, şıktı, kendine özgü idi, vefa dolu idi ve değerbilirlikti. Kendine özgü idi, çünkü Türkiye Cum-huriyetini apaçık Ordumuz yoktan yeniden kurdu. Dün-yada benzersiz!

Bu simgesel Genelkurmay Karargahı ziyareti de elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimize bir moral ve motivasyon kaynağıydı. Bunu, mümtaz ve özverili Ordumuza çok görmemeliydik. En hafif deyimiyle bu davranış, siz de kabul edin, hiç ama hiç nezih olmamıştır;TSK’yı inciicidir. Bize göre de gelecek yıldan başlayarak eski biçimine dönülmesinde ülkemizin çok yararı vardır.

Sayın Gül,

Hastaneden durumunuzla ilgili yaptığınız açıklamayı az önce (saat 14:00 gibi) bir kez daha dinledim. Birkaç gün daha hastanede olacağınızı duyurmuşsunuz. Bir hekim olarak bu duruma değinmek istiyorum. Bir insanın hastaneye yatırılması, “sağlığının çalışamayacak dere-cede elverişsiz olması” demektir. Bu durumu kamu görevlisi hemen kurum yönetimine bildirir ve yattığı süre içinde işe gelemediği günler ”hastalık iznine”dönüştürülür (657 sayılı yasanın ilgili hükümleri).

Yani kurumu o kişiye, hastalığı nedeniyle yasal izin verir ya da “hastalık izinli” sayar. Eğer sağlık sorunu kişinin hastaneden çıkmasından sonra da tam iyileşmemiş ve çalışmasına engel ise, bu kez de hekimler kişiye bir “tıbbi rapor” düzenleyerek,daha ne denli süre iş ve gücünden geri kalacağını (çalışamayacağını) belirtirler. Kurumlar bu tıbbi raporu hastalık iznine çevirir. Öyle anlaşılıyor ki; siz hastaneden çıktıktan sonra da epey bir süre denge, baş dönmesi,göz kararması, hatta bulantı kusma, kulaklarınızda uğultu, basınç, çınlama ve az duyma, sorunları yaşayacaksınız.

Ne yazık ki, demokratik bir ülkede tepe yöneticimizin sağlık sorunu hakkında saydam tıbbi açıklamalar ya-ıl(a)mıyor. Bu yüzden de bir hekim olarak ancak genel çıkarımlar yapıyorum. Kabul edersiniz ki Sayın Gül, çünkü yaşıyorsunuz- belirttiğim yakınmalar önemli ve ağırdır. Yaptığınız göreve engeldir. Devlet Başkanlığı makamı boş bırakılamayacağına göre, dolayısıyla, görevinizi Anayasal olarak (md. 106) TBMMbaşkanına geçici olarak bırakmak zorundasınız.

Bu açık ve kaçınılamaz, ertelenemez bir anayasal yükümdür. Nitekim 30 Ağustos 2012 sabahı Anıkta-bir’de yapılan törenlerde TBMMBaşkanı Sayın Cemil Çiçek sizi vekaleten temsil etmiştir. Doğru olan da budur. Ancak;

Sayın Cumhurbaşkanı,

Bu bağlamda, devlet ve işleri süreklilik taşıdığından, bu gün akşam Köşkte vereceğiniz kabulü (resepsiyonu) iptal etme yetkiniz bulunmamaktadır. Çünkü hukuksal bağlamda görevinizle ilgili fiil ehliyetiniz, hasta olduğunuz,hastanede yattığınız için hukuksal olarak askıdadır.

Hastaneye yatırıldığınız anda otomatik olarak, herhangi bir işlem yapılmaksızın görev ve yetkileriniz TBMM Başkanına geçer. Hukuksal zorunluk bir yana, Köşk resepsiyonunun iptali, Genelkurmayda yapılmadığı için zaten burukluk, doğurmasına ek olarak, nedeni ne olursa olsun bir de kaldırılırsa, halkta eziklik yaratmakta, ulusal coşkuyu ağır biçimde zedelemektedir. Oysa içinde bulunduğumuz nazik günlerde Ulusun moral ve motivasyona gereksinimi çok fazladır, bunu elbet kabul edersiniz. Sonuç olarak;

Köşk resepsiyonunun TBMM Başkanının size vekaleti ile yapılmasını sağlamanız sizin için ve ülkemiz için, kaç bin yıllık devlet geleneği olan kadim Türkiye’miz için çok hayırlı olacaktır. Biliyorum, çok hastasınız ama Yüce Atatürk de Sakarya savaşını kırık iki kaburgası ile at sırtında acılar içinde yönetmişti. Birçok muharebede sıtma nedeniyle ateşler içinde avuç avuç kinin alarak insanüstü çaba göstermişti. Sizden kalkıp resepsiyona gelmenizi değil ama ağzınızdan çıkacak 2 sözcükle, bu kabulün yapılmasını sağlamanızı mutlaka diliyoruz.

Saygıdeğer Genel Sekreterinizden, özel kaleminizden ve danışmanlarınızdan bu açık mektubumuzun size derhal yansıtılması için özel ilgi ve yardım rica ediyoruz. Bağlarken:

(1) Bir kez daha hızla iyileşmenizi diliyorum;
(2) Büyük 30 Ağustos bayramınızı kutluyorum ve
(3) Bu akşam Köşkte 30 Ağustos Kutlama Kabul
töreninin yapılmasına izinlerinizi ısrarla ve önemle bir kez daha arz ve talep ediyorum.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail