Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 92 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ATLANTİC COUNCİL VE BOP
David L.Phillips’in Raporu:
Türkler ve Irak Kürtleri Arasında Güven Tesisi

Ali Nejat Ölçen

Atlantik nire Irak nire? Böyle bir soru ABDemperyalizmini neden ilgilendirsin? Ne var ki bizlerin devlet ve siyaset adamlarını da ilgilendirmiyor olmalı ki, o rapordan kimi alıntıları okuyucularımızın bilgilerine sunmaya gereksinim duyduk. Örneğin,Türkiye ile İrak Kürtleri arasındaki güven-lik, Atlantic Council’ilgilendiriyor,neden? Sorunun yanıtını hemen raporun ilk sayfasında görüyoruz:

Her ne kadar kuzey Irak nispeten barış içinde ise de,diyor Davit L.Phillips ve devam ediyor: Kürt Bölge-sel Yönetimi (KYB)ile Irak Federal Devleti’nin arasın-daki ciddi sorunlar ilerde bir çatışmaya dönüşebilir; diğer yönden Irak Kürtleri ile Kuzey Irak bölgesinde yaşayan diğer topluluklar arasındaki sorunlar benzer potansiyele sahiptir. Dengesizlik ve şiddet,İrak ve genel olarak tüm bölgede ciddi sorunlar doğurur.

Demek ki Türkiye kendisi ile İrak Kürtleri arasında güven oluşturmalı ki,diğer topluluklar arasında ciddi sonuçlara neden olacak çatışmalar önlenebilsin. Zaten bu Atlantic Council, İstanbul ve Erbil’de yapılacak toplantılarda Türk ve İrak Kürtleri arasında diyalog kurmayı sağlayabilecek (miş). Peki bu güven nasıl oluşacak? Atlantic Council’in kıdemli üyesi Davit L.Phillips bunu da açıklıyor:

1.İrak Kürdistanında Türk ticareti ve yatırımı özendirilmeli olası sıkışıklıkları gidermek için ikinci bir gümrük kapısı açılmalı.
2.İrak Kürdistanında azınlık hakları geliştirilmeli, azınlık okulları finanse edilmeli, kamu işletmelerinde azınlık dillerinin kullanımı sağlanmalı ve güvenlik görevlileri hizmet ettikleri topluluğun etnisitesini yan-sımalı (imiş). Nasıl?
3.Kürt Bölgesel Yönetimi,PKK’nın kıdemli elemanları-nı yakalamalı ve Kandil civarında kontrol noktalarını, dağ geçitlerini de içerecek biçimde sıkılaştırmalı.

Bu arada Türkiye, AKP ne yapmalı? Bunu da iki nokta şöyle açıklıyor Mister David:
.Türkiye’deki Kürtler’in PKK’ya olan kamusal des-teğini azaltabilmek üzere, Ankara Kürt kimliğini tanımak için ek adımlar atmalı örneğin, Anayasa’da vatandaşlığın temeli olan Türklük tanımını ortadan kaldırmalıdır.PKKsorunu sadece bununla da çözül-mez, nihai çözüm PKKlideri ve kadrosu için af düzenlemesinde yatmaktır.
.Obama yönetimi Kuzey İrak ve bölgesel sorunlar için bir temsilci
tamalı. Özel temsilci iç içe geçmiş güvenlik,demokrasi ve konuların entegrasyonunda
ABDçabalarının odaklanmasına yardımcı olmalı.

AKPiktidarının PKKiçin öngördüğü “Kürt Açılımı” projesinin kaynağı ve Anayasa’da hangi hükümlerin yer almasına Atlantic Council karar vermiş, değişebilir mi? ABD’nin verdiği görevi yerine getirmemek gibi bir şerefsizlik söz konusu olabilir mi? AKP hükümetinin her hangi bir terör örgütü ile masaya oturarak görüşmesi mümkün mü? Çünkü,tüm görüşmeler ayakta yapılmaktadır. AKPhükümetinin masaya oturarak görüşme yaptığını söylemek elbette alçakça iftira olacaktır!

Mister David ne diyor:Kürt kimliğinin Anayasa’da tanın-ması,Türk’lüğün kaldırılması gerekir, diyor. Bugün Anayasa Komisyonu böylesi bir önerinin dışına çıkabilir mi? Bu Mister David yine de doğru sözlü bir adam. Rapo-runda:Türkiye ABD’nin en güçlü ve güvenilir mütte-fiklerinden biridir,diyor. Doğru. Koskoca ABD varken AKPiktidarı kendi halkına mı güvenecek? Fakat acaba yer yüzünde ABD’den başka gücenilmez iki yüzlü bir başka müttefik var mı?

Atlantic Council’in kıdemli, sözü gecen, Beyaz Saray’a danışmanlık yapan Mister David, bakınız ABD’nin 2003 yılındaki İrak çıkarmasını nasıl değerlendiriyor:

ABDaynı zamanda İrak Kürtleri ve KYBile güçlü bir dayanışma içindedir. ABD’nin yönettiği “Operation Provide Comfort” birliği 1991 Körfez savaşı sonra-sında onbinlerce Kürt’ün hayatını kurtardı. Operation Norten Watch birliği de ABD’nin güvenliği için 36 paralelin kuzeyinde uçuşa kapalı bir alan yaratıp İrak silahlı kuvvetlerinin baskılarını engelleyerek, İraklı Kürtlerin kendilerini yönetmesinin gerekli koşullarını hazırladı.

Mister David’e burada bir dakika dur diyeceğim. Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) DPT’de Araştırma biriminin sorumlusu iken 1970 yılında iki Kanadalı uzman ile birlikte “Türkiye-Bağdat” arası doğrudan demir yolu projesinin yaşama geçirilmesi amacıyla İrak’ta ilgili makalarla görüşmeler yapıyordu.3 aydan fazla kaldığı Bağdat’ ta dostlar edinmişti ve hemen tümü İrakli Kürt-lerin ve şimdiki Barzani’nin babasının olası saldırısından ve ülkenin ikiye bölünmesinden kaygıyla söz ediyorlardı. İşte bu Mister David, ABD’nin iki yüzlü güvenilmez dış politika izlediğini bu sözleriyle belirtmektedir.

O nedenle Türkiye, AKPiktidarıyla İrak’taki Kürtlerin bağımsız, özerk, kendi yönetimlerini kurmalarına karşı çıkmamakta, hatta destek vermektedir. Türkiye,’ye kedi yi bile teslim etmeyeceğini söyleyen Barzani Ankara’da kırmızı halı üzerinde karşılanmakta. Mister David devam ediyor:

2003 yılında ABDsilahlı kuvvetlerinin İrak’a Türkiye üzerinden geçmesi engellendiği için ABD, Saddam’ın devrilmesinden sonra (Saddam’ı devrilmemizden sonra demeliydi. Çünkü, o devrilmedi ABDtarafından devirildi) Kuzey İrak’ta istikrarı sağlayabilmek üzere KBYve Peşmergeler ile daha yakın çalışmaya başladı. Kendiliğinden ulusal koruma olarak işlev gören Peş-mergeler, kuzey İrak’ın kurtarılmasında da önemli roller oynadılar. Ve takip eden askeri operasyonların desteğiyle sıkı ve etkin güç oldular. İrak Kürdistanında (Saddam zamanında böyle bir deyimi kullanmaya kimse girişemezdi) tek bir ABDyurttaşı asker ya da işadamı kaçırılmadı, yaralanmadı veya öldürülmedi. Bağdat’taki politik işbirliğinde İrak’lı Kürtler, sürekli İrak’ın laik, demokratik eğilimlerini desteklediler.

Şimdi gelelim ABD’nin İrak’ta uyguladığı ve deneyim kazandığı “bölme” yönteminin Türkiye’mizde nasıl uygu-lanacağına ilişkin yazdıklarına. Doğal olarak yazdıklarını okudukça insan düşünüyor:Atlantic Council’ in kıdemli sözü geçen üyesi,nasıl oluyor da bu denli gerçeklerden habersiz kalabiliyor ya da öyle olmak zorunda! Bakınız neler yazmı:

Erdoğan sürekli olarak Türkiye’nin AB’ye katılmasına angaje olduğunu ve Türkiye’nin ordusunun tamamiyle sivil idarenin denetimine veren düzenlemeler de dahil gerekli reformları izleyeceğini, azınlık haklarının Av-rupa standartlarını yakalayacağını teyit etmektedir.

Erdoğan, Kürt kimliğini reddetmesinin ters teptiğini idrak etmiştir. Baskının Kürt milliyetçiliğini ve PKK desteğini arttırdığını anlamıştır. Politik sistemi liberalize eden, basının örgütlenme ve ifade özgürlük-leri üzerindeki kısıtlamaları kaldıran yasal ve anaya-sal reformları gayretle takip etmiştir. Türkiye,idamı kaldırdı, ceza yasasını revize etti, kadın haklarını kuvvetlendirdi, azınlık dilerinde yayın hakkını serbestleş-tirdi, mahkeme kararı olmaksızın rastgele aramalara son verdi, işkenceye karşı sıfır tolerans politikasını gerçekleştirdi. Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni yürür-lükten kaldırmak, yargının bağımsızlığını genişletmek ve hapishane sistemini düzeltmek üzere önlemler aldı. Antiterör yasası ile birlikte ceza yasası, suç ve idari işlemler yasasını da değiştirdi. Türkiye aynı zamanda azınlık hakları üzerinde Avrupa Sözleşmesi’nin 6 ve 13’ncü protokollerini imzalayarak onayladı.

Mister David ABDOrtadoğu’daki amacına uygun doğrultu üzerinde kaldığı sürece başbakan R.T.Erdoğan’ı ve onun “sözde demokrasisini” destekleyecektir elbet.

Bizler kendi gerçeklerimize bakalım: Hangi demokratik ülkede imzasız ihbar mektupları ya da gizli tanık ifadeleri, bilgisayarlara yapıştırılan elektronik mesaj ya da bilgilerin suç kanıtı kabul edildiği bir hukuk var?Böylesi hukuksuzluğun hukuku AKP iktidarı tarafından yaratıldı. Silivri ve Hasdal hapishanelerinde ne ile suçlandığını bilmeden yıllarca , insanca yaşama haklarından yoksun aydınların, gazetecelerin, öğretim üyelerinin,subay ve generallerin sayısının binleri aştığını öğrenmek zorunda değil Mister David. .

Hangi demokratik ülkede bir başbakan”yüreğinizdeki kini yitirmeyiniz” diyebilir. Ve hangi demokratik ülkede toplu yürüyüş biber gazı,cop ve tekmelerle önlendiği görülmüştür. Hangi demokratik ülkede kendi savaş utku-larının anımsanması yasaklanmıştır. 2003 yılında İngil-tere’nin ABD’ye eşlik ederek güney İrak’a asker çıkar- masına o ülkenin Genelkurmay Başkanı Richard Don-nald’ın eleştiri yöneltmesi (zor koşullar ve olanaksızlıklar içinde savaşa girişildi demişti) basına yansıdığında görevden alındı ve “asker siyasete karışmaz “sözü işitildi mi? O ülkelerin hangisinde, gazeteciler, öğretim üyeleri, generaller, ne ile suçlandığını bilmeden hapishanede yıllar boyu tutsak olarak kalmışlardır? Bir hükümet üyesine hoşlanmadığı soruyu yöneltenlerin ağzı burnu hangi demok-ratik ülkede polis yumruğuyla kapatılır. Soru sormanın suç sayıldığı bir başka demokratik ülke var mı?

Demokrasiyi ters yüz eden ülkemiz koşullarını görmezden gelen Mister David diyor ki:

AKP, Türkiye’nin güçlü ordusu üzerinde sivil otoriteyi güçlendirmek görevi gibi oldukça belalı bir işle de uğraştı. 2004 Mayıs ayındaki bir anayasal düzenleme, komutanların gözde projelerini finanse etmekte kullanılan bütçe dışı özel hesapları sonlandırdı. Askeri mahkemelerin barış zamanında sivilleri yargılaması yasaklandı. Türkiye’nin Milli Düvenlik Kurulu, koltuk çoğunluğuyla sivillere verilerek genişletildi ve genel sekreterin atanması yetkisini hükümet aldı.

AKP’nin adaleti çuval içine soktuğunu Mister David görmek zorunda değil. BOP’un başarıya ulaşması için onun eşbaşkanını eleştirmesi de elbette düşünülemez. ABD’nin iki yüzlü dış politikasıyla çelişmemesi gerekir. O nedenle şunları yazacaktır Mister David:

Türkiye, Kerkük KBY’ye katılırsa eğer, bağımsız ve ekonomik açıdan kendi kendine yeterli bir Kürt devletinin temelini oluşturacağı ve bunun da Türk Kürtlerine daha fazla bağımsızlık için esin kaynağı olacağı düşüncesi ile sürekli korku içindedir,

diyecek ve bununla da yetinmeyip AKP’ye övgüsünü şöyle açıklayacaktır:

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi, AB’nin üyelik kriterlerini karşılayabilmek üzere büyük adımlar atmıştır. Ancak İraklı Kürtlerlerle çatışma, Türk iç politikasını kutuplaştıracak, güç dengelerini güvenlik kurumları ve laik elitler lehine boza-caktır.PKK’yı yok etmeden KBYile işbirliğine karşı çıkanlar, İrak Kürdistanı’nda ikmal malzemeleri ve güvenlik açısından Türkiye’ye bağımlı bir devlet yaratmak istemektedirler. Onların Rusya,Çin ve İran’a olan bağları kuvvetlendiren Eurasya stratejileri, aynı zamanda Batı’nın önemini azaltacaktır. Gerilimin artması, aynı zamanda Türk şirketlerinin İrak Kürdis-tanı’ndaki başat Pazar paylarını kaybetmelerine yol açacaktır. Gelecekte, üretim paylaşımı antlaşmalarında Türk enerji şirketlerine tanınacak imtiyazlı koşul-ların tehlikeye girmesine ek olarak bölgesel gerilimin artması, Ceyhan boru hattına alınacak petrolün kesil-mesine neden olacak, Türkiye ve Avrupa’daki tüketicileri etkileyecek ve RR Türkiye’nin enerji sağlayan transit ülke konumundaki güvenliğine zarar verecektir.

Atlantic Council’in deneyimli üyesi David’in bu gerçekçi analizini izleyen tümcesi ise bugün AKP’nin uygulamakta olduğu stratejiyi özetlemektedir. Şöyle diyor:

Türkiye’nin kendi bölgesindeki PKKüyelerini hedef seçme yasal hakkını hiç kimse yadsıyamaz. Ancak sadece askeri çözüm,PKKiçin halk desteğini arttırarak sorunu alevlendirecektir. Atlantic Council’in düzenlediği toplanda yeralan Türk katılımcılar, sadece askeri çözüm ile PKK’nın yenilemeyeceği görüşünü savundular. Silahları bırakma seferberliği kalkınma ve topluma kazandırma ile birlikte hali hazıra “Türklük” kavramına dayalı olan vatandaşların yasal tanımının değiştirilmesine dayalı stratejiyi savundular.

“Demokatik Açılım”a dönüştürülen, içeriğini (Başbakan R.T Erdoğan’ ın da) kimsenin bilmediği “Kürt Açılımı” nı işte bu Mister Davit’in Atlantic Council’de hazırladığı raporda 2009 yılında açıklıyor. Atlantic Council’in o toplantısına Türkiye’mizden kimlerin katıldığını bilmiyoruz. Onlar kimse, Türkiye’mizi ulusuyla birlikte Atlantic ötesi Council’in statejisine ve o stratejinin BOP’ una bağlan-mışlar. Utanmadan, sıkılmadan gaflet ve dalalet içinde.

Mister David’in planında neler yazılmışsa AKP iktidarı onları uyguluyor. Soruyoruz:Türkiye Cumhuriyeti Devletini Atlantic Council mi yönetiyor, yönlendiriyor? Bu kuşku doğruysa, ülkemiz ihanet çemberi içine sürüklenmiş demektir. Böylesi ihanet çemberini parçalamak her yurtseverin görevi olmalı. Çünkü demokrasi bunun için vardır ve yurtseverlik bunu gerektirir..

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail