Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 94 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ALKOL DÜŞKÜNÜ OSMANLI

Ali Nejat Ölçen

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı’nın alkollü içkiyi yasaklaması, özlem duyduğu Osmanlı’ya ters düşmesi demektir. Ve de bu yasaklama Hırıstiyan dünyasından ülkemize kaçak içki gir-mesine yol açacak. Aşağıda sunduğum bilgiler Osmanlı devletinde Halife geçinen padişahların pek çoğunun ne denli alkol düşkünü olduğunu göstermektedir. Yasaklama yasası içkinin gizli dolaşımını sağlayacak ve asla önleyemeyecektir. İslam dini Osmanlı’da Halifelerin bile içki içmesini önleyebildi mi? Açıkçası:

İslam’ın kutsal kitabı şarabı yasaklamış olsa da, Osmanlı devlet adamları ve Halife olan Padişahların pek çoğu alkol bağımlısıydı. Örneğin, kardeşi Cem’i yeşil bayrak ile yenilgiye uğratan Beyazıt II (1448-1512), şarap düşkünüydü. Bir toplantıda Gedik Ahmet Paşa’nın da şarap iç-mesini israrla istemiş ve ikisi birden sarhoş olduklarında şölenin sonuna doğru Gedik Ahmet Paşa’nın çıplak olmasını buyurup onun vücudunun değnekle dövülmesini seyretmişti1. Molla Arap ile Hatipzade de, bu padişah’ın afyon’a ba-ğımlı olduğunu yazar2. Sultan Selim III de alkol komasından hamamda yaşamını yitirmişti3(Yıl 1574). Murat IV de tütün ve hatta içkiyi yasakladığı halde,28 yaşında alkol koması yüzünden ölmüştü4.Sultan Mahmut II de alkol bağımlısıydı.Osmanlı tarihinde Lale devrinin mimarı zevk ve sefa düşkünü padişah Ahmet III’in (1703-1730) Fransa’dan onbinlerce şişe şarap ge tirttiğini yazar tarih kitapları.5(1785-1839). Ona alkol sağlayan Galata’da oturan Le Moine adındaki kişiydi.Ahmet III’ün brandy katarak şarap içtiğini yazar Mansel F.Costantinople6.

Halife olan padişahlardan kimilerinin alkol bağımlısı olduğunu bir yana bırakalım, Osmanlı sanayii doğarken baltalanmasına neden olan Balta Limanı anlaşmasının mimarı Reşit Paşa’-nın da alkol bağımlısı olduğunu İngiliz yayınlarında ulaştığımız bir kaynaktan öğreniyoruz:

Reşit, 1838 Kasımında Londra’ya geldi. Görev, Türk diplomasisinin ayrılmaz parçası olan gülünç olayları da kapsıyordu. Bakır ibriğini ve tütününü Dover’de bırakmıştı onları geri almak ve 600 şişe Fransız şarabını İngiltere’ye gümrüksüz sokmak için (Dışişleri Bakanı Lord) Palmerston’un yardımını rica ediyordu. Çünkü bu modern Türk, Peygamberinin yasakladığı içkiyi seviyordu.7

Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen,DPTMüsteşarlık müşaviri iken) 1970 yılında iki Kanadalı ve üç Türk Uzmanla İsrail’in Mısır’a ikin-ci saldırısı gerçekleştiğinde Kuveyt’te idi. Tüm uçak seferleri iptal edilmiş ve sadece tarafsız kalan Ürdün Hava yoları, yolcu kabul ediyordu. Yalınızca Gözleri görünen çarşaf içindeki hatun kişiler yanlarında beyaz mintan içindeki erkek-leriyle birlikte uçakta yerlerini aldılar. Hostesler, onları güler yüzle karşılamıştı.Ürdün uçağı havalandığında hışırtıyla irkildik, çarşaflı kadınlar soyunmaya başlamıştı.Birlikte oldukları erkeklerle öpüşüyor ve hosteslerin sundukları viskileri birlikte içiyorlardı. Uçak, Ürdün Hava alanına inerken kapanarak yeniden Müslüman oldular.Hostesler, mutluydular avuçlarına sunulan banknotlar nedeniyle.

Gelelim dindar geçinen İslamın bizdeki münkirlere:

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde Elazığ Bölge Müdürü iken Korkut Özal, 23 Nisan balosuna (1957) eşinin sırtı açık tuvaleti ile katılır ikisi de ellerinde votka kadehleriyle dans ederlerdi. Hicaz’a değil de ABD’ye giderek oradan Müslüman olup döndüler.O Korkut Özal, Ortadoğu Teknik Üniversitesinde yardımcı Prof. olarak Bursa’nın Uludağında 12-23 Eylül 1966 günleri arası sürecek uluslararası sempozyum düzenlemiş ve Ankara’dan iki otobüs dolusu yabancı uzmanlarla birlikte yola çıkmıştık. Eskişehir’de büyük bir restoranın üst kat salonunda öğle yemeğinde yabancı uzmanların önlerindeki bira kadehleri beyaz eldivenli garsonlar tarafından kaldırılınca ortak tepkileri “ödemeyi kendilerinin yapacaklarını” yüksek sesle söylemeleri oldu. Korkut Özal ABD’de bir yılda öğrendiği İngilizcesiyle İslam dininin içkiyi yasaklayan ayetini açıklarken, Votka düşkünü olduğunu unutmuş olmalıydı. Dindar ile dinci arasındaki fark her zaman böyle açığa çıkar.

Turgut Özal’ da öyle. Şarap düşkünü olduğunu davulcu olarak anılan damadının anılarını yayınladığı notlarından öğreniyoruz.

İslam dünyasında kim kimi kandırıyor belli değil fakat her halde inanır göründükleri Tanrıyı kan-dırdıklarını sanmaktalar.

Gerçekleşen bir anı:

Paris’te bir Türk öğrenci dayısını davet eder ve pansiyon kaldığı aile ile akşam yemeğine başlarken beş vakit namazını kaçırmamış dayısı susamıştır. Ne var ki Fransa’da suların beyaz değil de kırmızı olduğu söylenir kendisine ve yemek boyunca da çok hoşlandığı o kırmızı sudan içmeyi sürdürür.Türkiye’de niçin sularımızın kırmızı değil de beyaz ve de saydam olduğuna her halde kızmaya da başlamış olmalı ki yemek sonunda o kırmızı sudan Türkiye’ye de götürmek istediğini söyleyince içtiğinin su değil şarap olduğunu öğrenir. Yeğeninden Fransızca’ya çevirmesini istediği söz şuydu:

-Söyle o kafire dininin kıymetini bilsin!

Başbakan R.T.Erdoğan müminlerin pek çoğunun sahtekar olmasını sağlayacak alkolü yasaklayarak. Hem de kaçak gavur(!) içkisiyle.Bizden söy-lemesi.

Kaynakça:

1.Y.İzzettin Barış,Prof.Dr,Osmanlı Padişahların-dan Kesitler,Bilimsel Tıp Yayınevi,2002,
2.Tarih,III,Ders kitabı,1931,Devlet Matbaası,s.36
3.Y.İzzettin Barış,a.g.e,s.95. Asıl kayak: Dimitri Kantemir,Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküşü,Kültür Bakanığı,1979,cilt 2,s.129: ”Selim sofuluk bahanesiyle şarap içmek için sarayın gizli dairelerine çekildiği söylenirdi”.

5.a.g.e,s.170
6.a.g.e,s.208;asıl kaynak: M.F.Costantinople, City of the World Desire, 1455-1924,London, Penguen Boks,1997,s.240-60.
7.C.Hurewitz, Diplomacy in the Near and Middle East, vol 1,p.109;

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail