Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 94 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


BOĞAZ’A PARALEL KANAL İHANETİ

Ali Nejat Ölçen

Karadeniz’i Marmara’ya bağlayacak olan kanal tasarımı, ekonomik, çevresel ve de toplumsal iç göç sorununu tetikleyen sakıncaları yanısıra daha büyük sakıncası, Montreux (Montrö) Antlaşmasını yok saymasıyadsımasıdır.

Lozan Antlaşmasında Boğazlar sorununa çözüm getirilemediği içindir ki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu konudaki egemenliği, dış kaynaklı kimi koşullarla sınırlanmıştı.Örneğin, Boğazların kullanımı uluslar arası bir komisyona verilmişti.Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, buna karşı çıkmanın ve çare bulmanın güçlüğü ancak 13 yıl sonra Montreux (Montrö) Antlaşmasıyla 23 Temmuz 1936 günü aşılabildi. O Antlaşma ile “Boğazlar Komisyonu”kaldırıldı, yetkisi DevletiMize tanındı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Devleti, Montrö Antlaşmasıyla Boğaz’lardaki deniz trafiğinin denetiminı ve de “Savaşta ve barışta asker ve sivil deniz kuvvetlerinin boğazlardan geçmesine izin vermesi ya da vermemesi yetkisini elde etmiş oldu. Savaş durumunda eğer ülkemiz tarafsız kalırsa sadece tecimsel gemilerin geçmesine olanak sağlayabileceğimizi emperyal güçlere kabul ettirmiştik. Özetle Montrö Antlaşmasıyla, Boğazlar üzerindeki egemenliğimizi Mustafa Kemal Atatürk’ün Devleti, emperyal güçlere kabul ettirmeyi başarmıştı. Ne yazık ki:

76 yıl sonra R.T.Erdoğan’ın Karadeniz’i Marmara’ya bağlayacak olan kanal tasarımının, Montrö anlaşmasında Devletimizin edindiği egemenlik hakkını ortadan kaldıracağının AKPiktidarı ya farkında değil ya da umursamıyor.

R.T.Erdoğan o kanal projesinin kendi tasarımı olduğunu açıklarken, asıl gerçeğin ne olduğunu ulusumuzdan gizlemiştir. Marmara’yı Karadeniz’

e bağlayacak olan kanal aslında İhanet Projesi’dir. Çünkü:

Sy.İlhan Dülger’in internette iletime sunduğu bilgiler (9.6.2013), Marmara’yı Karadeniz’e bağ-yan kanal projesinin 1952 yılında ABD’de Military Mission tarafından hazırlanmış olduğunu gösteriyor. R.T.Erdoğan, BOPeşbaşkanı olarak ABD’ nin Montrö Antlaşmasını yok sayan o projeyi kendi tasarımı olarak açıklamıştı. Oysa: 1952 yılında ABD’de hazırlanan o kanal proje-sinin gerekçesinde “Komunist Rusyanın olası saldırısına karşı Türkiye’ye yardım planı” olarak hazırlandığı belirtilmişti. Gerekçede yer alan tümcenin İngi-lizcesi şöyleydi:Aid to Turkey ref-lect early cold war American expactation about how the communist would attack Turkey.

Oysa bugün Kuzeyimizde Sovyet Sosyalist Bir-liği yok, yeni ve farklı bir Rusya var. O devletin başkanı Putin, 2013 yılı Haziran’ın ilk günlerinde “Akdeniz’in kendi güvenlik alanı olduğu” nu dünya kamu oyuna açıklamıştı. Söz konusu çirkin kanal açıldığında Türkiye’nin ABDile Rusya arasında sıkışıp kalmayacağını ve ne tür felaketin içine sürüklenip sürüklenmeyeceğini kim ileri sürebilir? Çankaya’da ve de AKP ikti-darında böylesi bir kaygının izlerine rastlayan var mı? Yok.

ABD’nin 1952 yılında hazırladığı o kanal projesi Sovyet Rusya’nın ülkemize olası saldırısına karşı ülkemize yardımda bulunacağını ileri sürerken,güdümündeki NATO sözleşmesinde (tam tersi) bir maddeyle Türkiye’yi savunma alanının dışında bırakmıştı. O kanal ABDsavaş Gemilerinin Karadeniz’e ülkemizin oluru olmaksızın girişini sağlayacak olan bir projedir ve Komünizmi bırakan yeni Rusya’nın buna nasıl tepki göstereceğini bugün hiç kimse bilemez. Ve o ülkenin savaş gemileri de kanaldan geçerek Akdeniz’de girmek isteyecektir. Söz konusu çir- kin ihanet kanalında ABDve Rusya’nın savaş gemileri birbirlerini selamlayarak mı geçecekler? AKPiktidarı ne düşünüyor;ne yapıyor iç kargaşayı körüklemenin dışında?

Marmara’yı Karadeniz’e bağlayacağı tasarlanan o ihanet kanalının ayrıntıda olan kimi sakınca-larını da şöyle sıralayabiliriz:

1.2012 yılı sonunda Cezayir’de Kaddafiye yönelik savaş gemilerini harekete geçirirken , NATO’ nun Akdeniz’i kendi yetki alanı içine alması ve İzmir kentimizde NATOKara Kuvvetleri Karagahı’nın kurulması ve patriot füzelerinin ülkemizde konuşlanması eğer işgal değilse bunun açıklanması nasıl yapılabilir?

2. OPatriot füzelerini gönderme yetkisini kendi Parlamentosundan alırken Almanya, o patriotlar TBMM’ nin kararı ve bilgisi olmadan topraklarımıza girebilmektedir. Dünyanın hangi demokratik ülkesinde böyle bir parlamentoya ve böyle sorumsuz bir siyasal iktidara rastlanabilir?

3.Karadeniz’i Marmara’ya doğal olarak bağlayan Boğaz trafiği, aşırı ölçüde artışa uğradığı için mi yeni bir kanal bağlantısına gereksinim doğdu? Buna AKP iktidarında hiç kimse olumlu yanıt veremez. O nedenle ekonomi dışı siyasal tutsaklık projesidir o ve Türkiye’mizi Montrö Antlaşmasının dışına itekleyecektir.Bitmedi:

4.Montrö konferansında tartışma konularından biri, antlaşmanın geçerlilik süresiyle ilgiliydi ve Sovyetler Birliği ile İngiltere bu konuda düşün birliğine varamamıştı. Sovyetler Birliği, Montrö Antlaşması’nın 50 yıl için geçerli olmasını ileri sürerken, İngiltere delegesi sürenin 12 yıl olmasını önermekteydi. Söz konusu “çılgın kanal” aslında Montrö’nün geçerlilik süresini de ortadan kaldıracak mı?

5.Kanalın yapımını bir ABD firması üstlenir ve ABD kredisi devreye girerse, Milli Gelirine yakınlaşan ağır dış borç yükü altındaki Türkiye, öylesi koşullara karşı çıkacak drenci göstere-meyecektir.

Yukarıda açıkladığımız 5 temel sakıncayı içinde taşıyan bu projeye karşı çıkmak her yurtsever bireyin görevi olmalıdır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail