Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 97 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


KAYSERİ’DE ANADOLU;ARİF MOLU

Ali Nejat Ölçen

Dr.Sait Molu’nun anlatımıyla, Prof.Dr.Mehmet Şahin’in yayına hazırladığı ‘Toprak Ağalığından Sanayiciliğe’adlı kitap, aslında Anadolu kalbinin Kayseri’de attığını kanıtlayan bir yaşam öyküsüdür. Kitabı ilgiyle okurken, Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda Arif Molu’nun ne denli inançla, Kayser’de koşar adım sanayileşmenin öncülüğünü üstlendiğini görüyorsunuz. Türkiye’de sanayileşmeye özlem duyarak katkıda bulunan Arif Molu 1901 yılında dünyaya gözlerini açıyor ve 18 yaşına ulaştığında Kayserililer, onun kurduğu ilk un fabrikası ile tanışıyor. (S.86). 22 yaşına girdiğinde Mersin’de “demir-çelik”dışalımını gerçekleştiren kişidir o. Yıl 1923-26. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin 1932 yılında aylık toplam dış alımı olan 7.1.milyon Tl içinde "demir-çelik" gereksinimin %11 oranında 869 bin TL idi..

Arif Molu’nun Kayseri’de ilk kez akaryakıt ticaretine giriştiğini görüyoruz. Seyyit Burhanettin Mezarlığı karşısında Han Camii bitişiğinde “Gazhane” adı ile anılan akaryakıt “alım-satım” merkezini kurar. 1920’li yıllarda Arif Molu’nun Zeiss marka fotoğraf makinesi edinerek Kayseri’nin gelişim tarihini yansıtan ve bugün baha biçilmez fotoğraflarla saptadığını görüyoruz. Hatta evin bir odasının karanlığında filmlerini banyo ederek fotoğrafa dönüştüren de kendisidir. Kayseri’de son 80-90 yıl içinde yaşanan değişim ve dönüşümün öyküsünü yansıtmaktadır onun Kayseri’ye armağan ettiği fotoğraflar. (s.104-106)

Arif Molu, Anadolu insanının kendisidir ve sanata, özgür düşünceye ve düşüncesini uygulamaya susamışlığın en canlı örneğidir.

Mustafa Kemal, 1 Mart 1922 günü Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada:

İktisadî hayatın faaliyet ve zindegesi (zindeliği, canlılığı) ancak münakale (ulaşım) vasıtalarının, yolların, şimendiferlerin, limanların hali (durumu) ve derecesiyle mütenasiptir ,demiş ve gazetelere verdiği demeçte de:

Memleketin bütün merkezlerini yek diğerine az zamanda şimendifer (demiryolu) ile bağlanacağını, açıklamıştı..

Gerçekten ilk demiryolu ulaşımı 29 Mayıs 1927 günü An-kara ile Kayseri ‘yi Mustafa Kemal’in deyimiyle yek diğerine bağlar. O uygarlık girişimini Kayseri’de uçak fabrikası izleyecektir.

“Ankara-Kayseri” demiryolu yapımını bir Fransız firması üstlenmiştir ve Arif Molu, eniştesi Âlim Bey ile birlikte o demiryolu yapımının “Beydeğirmeni-Boğazköy”arasındaki bölümünü Kızılırmak üzerindeki çelik köprü ile birlikte gerçekleştirir. (s.95).“AnkaraKayseri” arasında ilk tren u-laşımı, 29 Mayıs 1927 günü Arif Molu’nun girişimiyle gerçekleşmiştir.Yapılan törende ona 1 cm. boyunda bir demiryol rayı verilir. Eski harflerle şunlar işlenmiştir demir ray parçası üzerine:

Türk emeği ve Türk bilgisi ile başarılan Ankara-Kayseri Demiryolunun 29 Mayıs 1927 işletmeye açılış hatırası.(s.98)

Törende Hariciye (Dışişleri) şefi Dr.M.Necdet konuşmasına şu çarpıcı tümceyle başlamıştı:

Gözünüz aydın,işte tren geldi. Demiryolu Cumhuriyetin çelik koludur. Artık Sivas hiçbir yere uzak değildir. Şimdi Ankara bize bir günlük yoldur. (s.101)

Kitabı yayına hazırlayan Prof.Dr. Mehmet Şahin’in (1992-2000 yılları arasında Erciyes Üniversitesi’nin Rektörü idi) açıkladığı gibi, bu demiryolu hattı, Anadolu’daki iktisadî, sosyal ve kültürel değişim ve dönüşüm için önemli bir adım olmuştur. (s.102) Onun bu düşüncesinin ne denli gerçek olduğunu kitaptaki Arif Molu’nun kardeşi Emin Molu’ nun ardışık sayfadaki fotoğrafları doğrulamaktadır

Arif Molu’nun yapımını gerçekleştirdiği Kızılırmak üzerindeki köprü. Yıl 1927

Kitap haklı olarak “Cumhuriyet döneminin en önemli adımlarından birisinin Türkiye İş Bankası’nın kurulması olduğunu “ belirtiyor ve şu öyküyü açıklıyor:

İş Bankasının politikası, demiryolunun ulaştığı her yerde bir şube açmaktır. Nitekim 1927’de İş Bankası Kayseri’de şube açmıştır. Anlatıldığına göre, Arif Molu, ilk fırsatta Osmanlı Bankası’na gider oradaki tüm hesabınıı İşbankası Kayseri Şubesine aktarır. Onun bu davranışını küçümseyici tavırla karşılayan Osmanlı Bankası müdürüneÇok şükür artık size muhtaç değiliz, bizim de bir bankamız var, bu millet sizden kurtuldu” der ve müdürün suratına tokat atar, çıkıp gider (s.103).

Arif Molu, Niğde-Ulukışla demiryolu yapımının son 40 km.lik bölümünü de üstlenmiştir. O başarısını 1934-1937 yılları arasında yapımını gerçekleştirdiği “Afyon-Antalya” demiryolu ulaşımnın %10’ oranındaki bölümü izleyecektir. Arif Molu, ne zaman oturur ne zaman uyur bunu herhalde kimse bilmiyor olmalıydı. 1938 yılında Niğde’de Gebere Barajının yapımını gerçekleştirecektir.

7 yıl sonra (1932) yapılmış olan bu binaları ve Sümer Bez

Fabrikası’nı 1999 yılında Erciyes Üniversitesi devraldı. Daha sonra bu eserlerin büyük bölümü Erciyes Üniversitesinin elinden alınıp başka kurumlara verilmiş. Şimdilerde lojman binalarının yıkılacağını duyuyor ve çok üzülüyorum”diyor Dr.Sait Molu. “Bunlar Kayseri’nin geçirdiği modernleşme ve sanayileşme evrelerinin nişanelerinden biri olarak gelecek nesillere aktarılması gereken birer âsar veya belge niteliğindedir. Yıkılırsa yazık olur”. (s.137)

......................................

........................1925 Emin Molu................7 Yıl Sonra Emin Molu-Leipzig.

AKPiktidarı, yıkım amacıyla, Türkiye’nin başına çöreklenmiştir. Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus devletini yıkmaya çalışırken, Kayseri’deki o güzelim tarihsel âsar’ı mı yıkmaktan vazgeçecek?

AKPiktidarı Cumhuriyetimizi ve Mustafa Kemal Atatürk’ ’ün ulusalcı ulus devletini yıkmaya çalışırken, Kayseri’ deki o güzelim tarihsel âsar’ı mı yıkmaktan vaz geçecek?

Arif Molu’nun satın aldığı arazide Molu ailesi yakınlarının 1940 yılında topluca yürüyüşü.

Faruk Molu, Devlet Planlama Teşkilatında çalışırken yaz tatilinde 1970’li yıllarda 4500 ağaçla donatmaya başlamıştı.Karşıda, gördüğünüz yamacın en tepesinde fidan dikimi için çukur açılırken, midye kabuklarına rastlamıştım. Anlaşılıyor ki, Anadolu jeolojik geçmişinde bir iç deniz idi.

Arif Molu’nun asıl amacı amcası Tarım Bakanı Şevket Raşit Hatipoğlu’nun önerisiyle tarımsal işletmeye girişmekti. Ne var ki toprağın verimsiz oluşu Kayseri’de bir halk deyimi olan ya oku, ya doku önerisine uyarak Nuh Mehmet Küçükçalık, Nuh Mehmet Baldöktü ve Ahmet Hasşerbet adlı arkadaşlarıyla birlikte 5000 iğ kapasiteli “Birlik Mensucat Fabrikası”nı kurar. 5000 iğ günün ölçülerine göre küçük ise de o gün için oldukça büyük bir rakam idi (s.178). Kayseri’de ilk iplik fabrikasının Küçük-deveci ailesi tarafından Reşadiye köyünde bir kilisenin içinde 1935-37 yıllarında 100 iğ kapasiteli olarak kurulduğundan söz edildiği yazılı kitapta. Arif Molu, (Almanya’da mühendislik öğrenimi görmüş, İstanbul Beykoz Mensucat Fabrikası müdürlüğünden Şefkati Türkekul ile Kayseri’de bir tekstil fabrikası kurmayı tasarlamaktaydı. 1950’li yıllarda Batı ülkeleriyle dış ticaret güçlük içinde gerçekleşiyordu. Doğu Almanya hariç. Çünkü Doğu Almanya ile ticaret “takas ve kliring” yöntemiyle olanaklı ve de kolaydı. (s.180) Fabrikanın yapımı 1957 yılında gerçekleşti ve o yıl Başbakan Adnan Menderes fabrikanın açılışını Kayseri’ye gelerek kendisi yapmıştı. İlk aşamada 11 000 olan iğ kapasitesi 37000’e ulaştırıldı. Eski Tarım Bakanlarından Cavit Oral’ın (10.6.1948-22.5.1950) anlatımı-na göre:

Orta Anadolu Fabrikasında çalışan üst düzey insanlar bilgileri, genel kültürleri, dünya görüşleri ve ilişkileri ile bir ekol oluşturdu. Sık sık bir araya gelir, tartışırlar buradan çok ön emli sonuçlar ortaya çıkardı..

Cavit Oral , Arif Molu’nun kurduğu Tekstil fabrikası yönetiminde bulunmuş olmalı ki, kitapta onun şu sözlerine rastlamaktayız:

Bir fabrikanın nasıl kurulduğunu, nasıl işletildiğini, ticaretin ne demek olduğunu ve küçük sermayelerin birleşerek nasıl büyük işler yapabileceğini burada öğrendim, diyor(185) ve sözlerini sürdürüyor:

Orta Anadolu Fabrikası, fabrikalar doğuran bir müessese oldu. Örneğin oradan ayrılıp MEYSUdahil Kayseri’de 8 fabrika kuruldu. Oranın genel müdürü Sait Molu (Arif Molu’nun en büyük oğlu) ayrıldığında KARSUTekstil Fabrikasını, oranın elektrik şefi Rıza Köyiş, Merzifon da büyük bir fabrika kurdu, İplik Şube şefi Hayri Kayaman ayrılarak ATLAShalı fabrikasını, muhasebe müdürü Fahrettin ayrıldığında SARAYhalı fabrikasını kurdu.(s.185)

Kayseri Sanayisinin öncüleri Ârif Molu, Nuh Mehmet Baldöktü, Nuh Mehmet Küçükçalık gibi isimlerdir. Arif Molu’nun özelliği kreasyon, yaratıcılık, sıfırdan yaratma, fikir, teşebbüs ve hamledir. Diğerleri ise tekstil ticareti yapıyor, Sümer Bez Fabrikasının mallarını satarak bol para kazanıp onun devamı olarak Birlik Mensucat Fabrikasını kuruyorlar.” (s.186) İş adamı Aslan Tokoğlu da Arif Molu’ nun Kayseri Sanayinin temeli olduğunu söylemiş ve o olmasaydı, Kayseri Sanayi de olmazdı, demiştir. Arif Bey, Kayseri’nin mimarıydı, onuruydu, (s.193).

Sait Molu’nun kitapta yer alan bir anısının okuyucularımızı ilgilendireceğini sanıyorum.

“Muhtemelen 1945 yılıydı. Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak yaz tatili için Kayseri’ye gittiğimde,Talas Ame-rikan Koleji’nin kortunda tenis oynarken, bir duvarın üstünden bizi seyreden, zayıf, üstü başı dökülen, bir gözü görmeyen ve adı Kemal Sadık Gökçeli olan askerle tanıştım. Edebiyata meraklı olduğunu öğrenince kısa sürede aramızda samimiyet oluştu. Zira ben de edebiyata meraklı bir okuyucuydum. Her tenis oyunu sonrasında Talas’ın Tablakaya mahallesindeki evimize kadar birlikte yürümeye ve edebî sohbetler yapmaya başladık. Kemal Sadık Gökçeli daha sonra Yaşar Kemal adını kullanmaya başladı ve Türkiye’nin en meşhur yazarlarından biri oldu.(s.228)

Yaşar Kemal, Fransız gazeteci Alain Bosquet ile söyleşi yapmış ve bu söyleşi önce Fransa’da, sonra da 1996 yılında Türkiye’de Adam Yayınları tarafından “Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor” adıyla yayınlanmıştır. O kitabın 114 ve 115’nci sayfalarında Talas günlerini şöyle anlatıyor:

Söylemeye gerek yok ben sadece ilkokul mezunu olduğum için rütbem erdi. Talas’ta Faruk Molu,Sait Molu diye üniversitede okuyan iki ilerici gençle tanıştım. Bunlar Kayseri’nin köklü ailelerinden birinden idi. Bu iki kardeşin Talas’ta yazlık olarak kullandıkları güzel, büyük,elma bahçesi içinde bir evleri vardı. Kitaplıklarında da çok kitapları vardı. Ben burada bir cennet bulmuştum ve hastaydım. Sinir bozukluğum burada geç-meye başlamıştı. Delikanlıların kitaplıklarında aşağı yukarı Türkçeye çevrilmiş bütün klasikler vardı. O iki yıl içinde bütün Dostoyevskileri, Çehovları, Tolstoyları, Türk klasiklerini, Binbir Gece Masallarını, Doğu klasiklerini okudum…Gittikçe edebiyat bilincim gelişiyordu. Ne yapmam gerektiğini anlamaya başlıyordum.(s.229)

Ârif Molu’nun yalnız çağdaş bir sanayi yaratıcısı değil, fakat aynı zamanda bir kültür insanı olduğu da görülüyor. Ne yazık ki bu büyük insan, Molu arazisinde KARSU adında ülkemizin en büyük tekstil fabrikasının üretime başladığını göremeden 23 Aralık 1973 günü 72 yaşındayken aramızdan ayrıldı.

Molu, Enerji Sektöründe:MOLU HES

Ortadoğu Teknik Üniversitesini bitirerek 1997 yılında çevre mühendisi olan genç Arif Molu, babası Faruk Molu gibi dedesinin izinde koşar adım yürümektedir. Enerji sektörüne Kayseri’de ilk girişimi Karasu nehri debisinden yararlanarak hidroelektrik santral ile, Faruk Molu, tekstil fabrikası’nın elektrik gereksinimini karşılamayı amaç almış ve yılda 12 milyon kilowatsaat (2002) elektrik üre-timini gerçekleştirmişti. Onu şimdi genç yaşta oğlu Çevre Mühendisi Arif Molu izliyor. Bahçecik, Sarıhıdır HES projelerinin gerçekleşmesini sağladı. Bugün Karsu tekstil fabrikasının yıllık 50 milyon kwh elektrik gereksinimi Molu’nun kendisi karşılamakta ve artan 6 milyon kwh’da ülkenin elektrik enerjisi sistemine katılmaktadır.Bugün Molu HES, toplam yıllık 56 Gwh elektrik üretim gücüne sahip:

Yurt sevgisini sözcüklerle değil üretimle sağlamanın en canlı örneğini yaratan ve de her evladın özlem duyduğu babaya, her babanın özlem duyduğu evlatlara sahip MOLU ailesine saygılarımı sunuyorum.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail