Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 97 Geri Tavsiye Et Yazdır


ŞEKER SANAYİİMİZ YOK OLUŞA MI SÜRÜKLENİYOR?

Erkan Çetinkaya (Y.Mühendis)

Şeker, insanoğlunun asırlardan beri kullandığı esenlik ve enerji kaynağı, uygarlığı geliştiren bir gıda maddesidir. 100 gr şeker 394 kcal. enerji verir. Oturur vaziyette istirahat eden veya konuşan bir insanın hâsıl ettiği ısı miktarı 100 kcal/saat değerindedir. Bu da takriben 120 watt’lık bir elektrik ampulünün çıkardığı ısı miktarıdır. 8 saat çalışan bir insanın çıkardığı ısı miktarı 4000 kcal değerindedir. Tüketilen bu enerjiyi 1 kg şeker en verimli bir şekilde sağlar.

Şeker tarihsel gelişiminde, 19.yüzyıla kadar sadece şeker kamışı bitkisinin özsuyunun ezilerek çıkarılmasından sonra kaynatılıp kristallendirilmesiyle elde edilmiştir. Kamış şekeri en az 3000 yıldan beri bilinmektedir. Şeker kamışı; Hindistan, İran, Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’da asırlardan beri yetişmektedir. Selçuklular zamanında Türkiye ve Suriye’de yüzlerce şeker rafinerisi vardı. Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü özdeyişinin kaynağı bu rafinerilerdir. Kıbrıs önemli bir şeker üreticisiydi.

Emeviler zamanında şeker kamışı tarımı; Ortadoğu’dan Kıbrıs, Girit, Sicilya ve güney İspanya’ya yayıldı.17. yüzyıla kadar Avrupa’nın ihtiyacı olan şeker Venedik tarafından temin ediliyordu. Miktar az ve bir gıda olarak nakliyesi zor olmaktaydı. Şeker o zamanlar Avrupa’da çok lüks bir madde iken Türkiye’de çok sayıda bulunan şeker imalat-hanelerinde bolca ve ucuz üretilen bir gıda maddesidir. Bu sayede Türkiye’de şekerleme işi çok ilerlemiştir. Nitekim Türkiye’deki en eski işletme 1777 yılından beri faaliyette bulunan Ali Muhittin Hacı Bekir şekercilik müessesesidir. Türkiye’de şekerin bu önemi nedeniyle halen faaliyette bulunan en eski ticari müesseselerde ikinci ve üçüncü sıraları da şekerle ilgili olan Güllüoğlu Baklavacılık 1871 ile Kurukahveci Mehmet Efendi ve Oğulları (1871) şirketleri işgal etmektedirler.1492 yılında Hindistan’a yeni ulaşım yolları bulma savıyla Kolomb Amerika’ya ulaştığında Karayipler’e 1493 yılında yetiştirilmek üzere şeker kamışı götürmüştür. Orada iklim uygun olduğundan şeker kamışı tarımı hızla gelişti. İngiliz ve Hollandalı tacirler şeker ticaretini Venediklilerinden aldılar. Antiller, Brezilya ve çevre ülkelerde şeker kamışı tarlalarında ve şeker değirmeni denilen şeker imalathanelerinde çalıştırılmak üzere Afrika’dan köleler getirildi. Köle ticareti yaygınlaştı. Kara-yipler’de gemilerle kolay taşınmaları için ham olarak elde edilen şeker Britanya ve Hollanda’da bulunan rafinerilerde beyaz şeker haline getiriliyordu.

Buhar makinesinin 1763 yılında James Watt tarafından geliştirilmesiyle artık kamış mengeneleri buhar makinesiyle tahrik edilmeye başlandı. İlk defa buhar makinesiyle tahrik edilen Şeker Fabrikası 1768 yılında Jamaika’da kuruldu. Isıtmada, doğrudan ateşle ısıtma yerine buharla ısıtma yöntemleri geliştirildi. Buhar makinesine olan talep arttı. Talebin artışı makine sanayinin gelişmesini sağladı. İlk buharlı geminin 1807 yılında James Fulton tarafından, ilk buharlı lokomotifin 1825 yılında Stevenson tarafından uygulamaya konulduğu düşünülürse, şekerin sanayileşmenin buhar gücünün kullanılmasında yaptığı öncülüğün önemi anlaşılır.

Şeker pancarının aynen şeker kamışındaki gibi şeker ihtiva ettiği 1747 yılında Berlin Bilimler Akademisinden Andreas Sigismont Margraf tarafından tespit edilmiştir. Margraf’ın öğrencisi Franz Karl Achard 1799 yılında Kral Friedrich Wilhelm III’e pancardan elde edilen ilk 100 kg. şekeri sunmuştur. Ancak kamış şekerine göre pahalı olan pancar şekeri Napolyon Savaşları sırasına İngiltere tarafından Avrupa’ya uygulanan ambargo nedeniyle ticari olarak üretilebilir hale gelmiştir. 1802 yılında Cunern/Silezya’da ilk pancar şekeri fabrikasında 400 ton pancardan 16 ton şeker elde edilmiştir. Şekerin pancardan elde edilmesi kimya bilgisine de ihtiyaç gösterdiğinden Almanya’da makine sanayiinin yanı sıra kimya sanayi de gelişti1900 yılında şeker üretiminin %50 si pancardan sağlanıyordu. I.Dünya Savaşı’nda Fransa ve Belçika’da bulunan pancar tarlaları savaş alanı oldu. Pancardan şeker üretimi %26 ya geriledi. Şeker eksikliği harp sonucu 1918-1920 yılları arasında 100 milyona yakın, dünya nüfusunun %5 i kadar insanın İspanyol gribi sonucu ölümüne neden olmuştu. Ülkemizde,

Şeker Sanayii Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetinin eseridir.

19 Nisan 1923’te Uşak’ta “Uşak Terakki Ziraat A.Ş.” Molla Ömer oğlu Nuri Efendi tarafından kuruldu. Uşak Şeker Fabrikası’nın temeli 1925 yılında atıldı. Çek Skoda firması tarafından yapılan fabrika ilk şekerini 10 Aralık 1926’da çıkarmıştır. Şeker sanayisinin Türkiye’de kurulmasının öncüleri olarak Kimya Yüksek Mühendisi Kazım Taşkent, Kimya Yüksek Mühendisi Muammer Tuksavul ve Makine Yüksek Mühendisi Ahmet Yolaç’ın isimlerini de belirtmek gerekir. Bu sanayi öncüsü mühendislerin gayretleriyle Turhal ve Eskişehir Şeker Fabrikalarının yanlarında birer makina imalat atölyeleri de kurulmuştur. Bu atölyelerin kurulması şikâyet konusu olmuş, şeker fabrikalarının sadece şeker üretmesi gerekirken makine imalat işiyle de uğraşması kaynak israfı olarak görülmüştü. II. Dünya Savaşı nedeniyle yedek parça dışalımı yapılamaması üzerine yerli üretimin ne denli yararlı olduğu anlaşılarak ne kadar haklı olduğu anlaşıldığından Genel müdür Kazım Taşkent, sorgudan kurtulabilmiştir.

1953-1957 yılları arasında 11 şeker fabrikasının yapımıyla sayı 15 olmuştur. Anahtar teslimi olarak Alman ve Fransız firmalarına yaptırılan bu fabrikaları montaj ve işletmeye alınmasında teknolojik bilgileri gelişen Türk mühendislerimiz yeni şeker fabrikalarını tamamen yerli olanaklarda kurabileceklerini kanıtlamışlardır. Nitekim bu güvenle ilk Irak Musul’da bir şeker fabrikası kurulması girişimi ülkemiz tarafından başlatılmıştır. Öncü mühendis ve işçiler Musul’a gönderilmiş, 1957 yılında Irak’ta ihtilal olması üzerine bu girişim sonuçsuz kalmıştır. Ne var ki, 1962 yılında Ankara 1963 yılında Kastamonu Şeker Fabrikaları tamamen ulusal teknolojiyle projelendirilmiş, büyük ölçüde yerli makine ve donanımla inşa edilmişlerdir.

Türkşeker sadece şeker üreten bir kuruluş değildir. Kuruluşundan itibaren bilimsel ve teknolojik gelişmelere önem verilmiştir. Eskişehir Şeker fabrikasıyla bera-ber bunun bünyesinde kurulan zirai ve teknoloji araştır-ma laboratuvarları daha da geliştirilerek Ankara’da bir Şeker Enstitüsü kurulmuş 1965 yılında çalışmalarına başlamıştır. Birçok araştırma ve geliştirme çalışmalarıyla ülke tarımına ve sanayine bilimsel ve teknolojik destek sağlanmıştır. Türkiye şartlarına uygun pancar tohumları yetiştirilmiş anaç ve elit tohumlar geliştirilmiştir. Böylece tohum dışa bağımlıktan kurtulmuştur.Tohum ve hayvancılık konusunda şeker fabrikalarının civarında örnek çiftlikler oluşturulmuştur. Özellikle Lüleburgaz civarında bulunan Sarımsaklı çiftliğinde elde edilen sonuçlar Amerikan çiftlikleriyle boy ölçüle-cek düzeye gelmiştir. Şeker sanayi bütün makinalara ihtiyaç duymakta olanlar için geniş kullanım alanı oluş-turmaktadır.

1967 yılında Ankara Makina Fabrikasının kurulmasıyla şeker sanayinin makina imalat kapasitesi çok artmıştır.1974 yılında temeli atılan Afyon Şeker fabrikasıyla yeni bir atılım başlamış iki senede üç şeker fabrikası yapılarak fabrika sayısı 30 a çıkmıştır. Bu fabrikalar tamamen Türk mühendislerinin projeleriyle yerli emekle yapılmış sadece türbo alternatör grupları ithal edilmiştir. Avrupa’da sanayi devriminde hızlandırıcı etki yapan şeker Türkiye’de de sanayi başlangıcının kurucu gücü olmuştur. Türkiye’de mevcut bulunan sanayinin temelinde şeker fabrikaları vardır.

Ülkemizde Şeker Sanayinin yazgısı

Dünya tarihine yön veren ve uygarlığı geliştiren şeker, Türkiye’de hükümetleri etkilemeye başlamıştır. Örneğin, 2.Dünya Savaşı nedeniyle 1940 yılında enflasyonun şeker fiyatını da etkilemiş 1 kg. şekerin fiyatı 1940 yılında 38 kuruş iken, fiyatının 1942’de 480 kuruş’a yükselmesi, 1950’de CHP’nin iktidarı yitirmesi nedenlerinden bir olmuştur. Yine aynı şekilde 1960 yılında 12 kuruş olan pancar fiyatının Cemal Gürsel hükümetince 1961 yılında 8 kuruşa indirilmesi CHP’nin1961 seçimlerinde oy kaybetmesine neden olmuştur.04.04.2001 tarihinde yürürlüğe giren, Kemal Derviş yasaları diye adlandırılanlar arasında yer alan 4634 sayılı Şeker Kanunu Türkiye’de Şeker sanayinin ulusallığına son vermiştir. 1998 yılında, 22 milyon ton pancar üretimi 2012 yılında 14,4 milyon tona düşmüştür. Türkiye’nin şeker ihtiyacının ABDüretimi GDO’lu mısırdan üretilen yüksek früktozlu mısır şurubuyla (HFCS) karşılanması sakıncası doğmuştur.

Halen 08.04.2013 tarih 1/763 esas not ile TBMMde yasalaşmayı bekleyen 4634 sayılı şeker kanununda değişiklik öneren tasarıyla pancar üretiminin tamamen bitirilmesi hedeflenmiştir. Küreselleşme ve Özelleştirmeler Türk Şeker Sanayisini yok etmektedir. Türkiye’nin, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra dünya çapında gerçekleştirdiği en büyük olay, 1998 yılında Türk-şeker tarafından Özbekistan’da tamamen Türk teknolojisiyle anahtar teslimi yapılan Horezm Şeker fabrikasıyla dünyaya meydan okumasıdır. Kullanılan teknolojinin üstünlüğü, fabrikanın mükemmel bir şekilde çalışması hayranlıkla karşılanmıştır. Türkşeker, KİT’leri ekonomide kambur görenleri hüsrana uğratarak, bütün olumsuzluklara rağmen, işçi ücretleri batı Avrupa işçileri ücretleriyle ayni olduğu halde 10 milyon USdolar kâr sağlamıştır

Bu arada ayni şekilde sözleşme müzakerelerinde sipariş aşamasına gelen Rusya’da Stavropol, Orenburg ve Rostov’da Türkşeker’e yaptırılacak şeker fabrikalarının yaımı da, kamu ve özel sektör üst kademe yöneticilerinin kişisel çıkar beklentileri nedeniyle akamete uğramıştır. Almanların Çumra Şeker fabrikasını, Fransızların Boğazlıyan Şeker fabrikasını anahtar teslimi yapması sağlanarak Türkşeker’in gelişmesinin önü kesilmiştir. Bununla da yetinilmemiş. Aksaray’da İspanya’dan hurda olarak ithal edilen bir şeker fabrikası kurulmuştur.

Şeker Fabrikalarının özelleştirilme yoluyla yabancılara satılmasıyla çok acı sonuçlar doğuracak sakıncayı yaşamaya başlamıştır Türkiye’miz. Halen yaşam savaşı veren TÜRKŞEKERMakina Fabrikaları en büyük müşterileri olan Şeker Fabrikalarını yitirerek kapanmaktadırlar. Pik ve çelik döküm tesisleriyle ventil ve şiber üretiminde uzmanlaşmış olan Turhal ve Erzincan Makine Fabrikalarıyla, her türlü çelik yapı üretimi yapılan Afyon Makine fabrikası kapatılmıştır. Hidrolik santral ve yüksek basınçlı buhar kazanı yapma kapasitesindeki Ankara Makine fabrikasıyla dişli kutuları ve pompalar üreten Eskişehir Makine Fabrikası atıl durumda bekletilmektedir. Eskişehir tohum üretme çiftliği TOKİ’ye devredilerek verimli tarım arazisine konutlar yapılmıştır. Türkiye’nin en verimli çiftliği olan Sarımsaklı Tohum Üretme Çiftliği satılmış yüksek süt verimli damız-lık inek ve boğalar kesilmiştir. Ankara Şeker Fabrikası Çiftliği kapatılmış, verimli arazi 20 yıldır tarım dışı kalmış, bir bölümü AVMtarafından işgal edilmiştir. Teknolojisi Şeker Enstitüsü tarafından geliştirilen ülkemizin tek Kieselgur (Diatomit) fabrikası kapatılmıştır.

Türk tarımının ve sanayisinin 80 yıllık bilgi ve deneyim birikimi yok edilmektedir. Pancar üretimi kısıtlanıp Türk çiftçisi yoksulluğa sürüklenirken, Türkiye Şeker Sanayi ve daha vahimi şeker üretim teknolojisi de yok edilmekte...

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail