Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 99 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


AKP SONRASI TÜRKİYE

Geri Ödeyemediği Dış Borç Yükünden kurtulamayan bir ülke tam bağımsız olamaz emperyalizme karşı kendisini koruyamaz.

Ali Nejat ölçen

Aşağıda bilgilerinize sunulan çalışma, Bağımsız Cumhuriyet Partisi yürekli ve çalışkan üyesi sayın Müge Gülses’in istemi üzerine hazırlanmış ve 19 Mart 2014 günü parti merkezinde seçkin dinleyiciler grubuna sunulmuştur. AKP iktidarına karşı ülkemizi esenliğe kavuşturmayı amaç alan Türkiye’mizin siyasal partilerinin Sayın Müge Gülses gibi iletişim yaratan bir üyeye sahip olmaları dileğimle:

GİRİŞ

Adaletsiz ve Kalkınmasız Parti (AKP)’nin ülkemizde bıraktığı sorunların en sakıncalı olanı, ulusun devletine ve devletin ulusa güvenini ve bundan çok daha sakıncalısı da ulusun kendine olan güvenini zedelemiş olmasıdır. Kendine güvenini ve yarınlara olan umutlarını yitiren ulus-ların yazgılarına ilişkin sayısız karamsar örnekler yazılıdır tarih kitaplarında.

Türkiye’miz geri ödenmesi olanaksızlaşan dış borç yükünden kurtulabilir, ulusun devletine ve devletin ulusa güvenini yeniden sağlayabilir, coğrafyasına sahip çıkmanın gücünü kazanabi-lir, toplumun çıkarlarını ve ulus-devlet bütünlüğünü korumanın dinamiklerini yeniden canlan-dırabilir, eğer geleceğe umutla bakabiliyor ve bu bakışın ışığında kendisine güvenme sürecini yeniden yaratabiliyorsa. Mustafa Kemal’in, emperyalist devletlerin işgalinden ülkeyi kutrarabilme-in koşullarını böylesi toplumsal umut yaratmış olmalıdır.

O nedenle, AKPsonrası Türkiye’nin temel so-rununu bir tek sözcükle özetleyebilirim: Güven. Toplumun her bireyinin,

devletine,
geleceğine ve
kendine güvenebilmesi.

Bu üç boyutlu güven yaratılmadıkça sorunlarımızın çözülebileceğini ileri sürebilir miyim?

AKP’nin zedelediği güven duygusunun, yok etmeye çalıştığı toplumsal sorumluluk bilincinin ve dayanışma kültürünün yeniden yaratılması, AKP sonrası Türkiye’nin temel sorunlarının ba-şında gelmektedir. AKPsonrası Türkiye’yi Mustafa Kemal Atatürk’ ün Türkiye’si olarak yeniden var edebilmemiz için yukarıda değindiğim moral değerlerin kaza-

nılmasını birincil koşul kabul ediyor ve nesnel sorunların çözümünden sonuç alınabilmesi için bunu öncül ilke olarak görüyorum.Bunun için:

1.Toplum haksız gelir edinmeyi suçlayan ahlakna yeniden kavuşmalı,
2.Değer yargılarını “makam-para”, “ayet-slogan” çaprazından kurtarabilmeli,
3.Tarihini, kültürünü, yaşadığı doğayı korumayı amaç almalı ve
4.Dünyaya, dolayısıyla ülkemize armağan olarak doğan çocuklarımızın zihnini keşfetmeyi bile-liyiz.
5.Bu dört ilkenin aile ve okul sürecinde örnek yaşam biçimi olarak özümsemenin örneklerini sergileyebilmeli ve bunun gereklerine göre hizmet üstlenecek devlet adamı yetiştirmeyi, ve yetiştirdiklerini korumayı görev saymalıyız.

Osmanlı Devletinin bizleri yoksun bıraktığı bu beş niteliksel ilkeyi toplumumuza özümsetmeyi üstlenmişti Mustafa Kemal Atatürk; Köy Enstitüleriyle, Halk Evleriyle, Dil ve Tarih Kurum-ları ve en gerçek yol göstericinin bilim olması ilkesiyle.

AKPiktidarının yıktığı ulusal ve toplumsal sorumluluk bilinci yeniden yaratılmadıkça, ülke-mizi bağımsız, kendine güvenli ekonomik ve toplumsal gelişme süreç içine çekebilmenin güçlükleri sürebilir. Aşağıdaki bölümlerde, ülkeyi esenliğe kavuşturacak yol haritasına ilişkin tasarımın köşe taşlarını tartışmaya açmanın yarar sağlayacağına inanıyorum.

1.Devleti İşgal Eden Bağnaz ve Gerici Kadroların roların Kamusal alan dışına itilmesi

AKPsonrası siyasal iktidarın, ulusalcı sekular (ne dine karşı ne dinden yana) devletini, o dev-letin kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyetini yeniden yapılandırabilmek için yukarıda ana çiz-gilerini betimlemeye çalıştığım ilkeleri özümsemiş kadroları oluşturmak gerekecek. Acaba CHPve MHPböylesi kadrolaşmayı planlayan çalışmayı yapmakta mıdır? Sanmıyorum.

1978 yılında iktidara gelen CHP’de kadrolaşma sorununa ilişkin bir acıklı olayı açıklamaya gereksinim duymaktayım.

CHP’nin Senato ve Milletvekili üyelerinin bütünüyle gerçekleşen Grup toplantısında, Adalet Ba-kanı kürsüye çıkmış, terörü önleyecek yasa tasarılarını savunmaya çalışıyor, anarşi ve terörün önlenmesi için ne tür yeni hükümler getirildiğini anlatıyordu.

Getirilen hükümlerin demokrasiyi yadsıyan yanı yoktur, tersine demokrasinin işlerlik kazanmasının gereğiydi.(böyle diyordu Bakan) Terör odaklarının yasadaki boşluklardan yararlanmalarını önlemek için, demokrasinin sağlıklı işlemesi için o boşlukları doldurmak gerekiyordu.

Adalet Bakanı bunları söylerken sesi zorlukla işitiliyordu. Konuşmasını bitirmemişti ki, bir ses bomba gibi patladı ve tüm salonu doldurdu.

-Bu dosyada yasa tasarısı yok. Bakanlık yazışmaları var.

Gerçekten 214 adet foto kopyası çıkarılan dosyaların içinde yasa tasarısı olabilecek bir tek düzgün metin yoktu. Adalet Bakanı kürsüden indi. Yedi kişiden oluşan bir komisyon kuruldu, yasa tasarısını hazırlamak için.
(Kaynak:A.N.Ölçen,Ecevit Çemberinde Politika,1’nci baskı 1995, 2.baskı 2013.s.224)

CHP’nin iktidar için kadro hazırlamak gibi bir projesi yoktu, bugün de yok. Temiz yürekli Ada-let Bakanımız, Cephe iktidarının görevlileri tarafından sabote edilmişti. AKPiktidarının devlete yerleştirdiği Cumhuriyet karşıtı, bağnaz, gerici ,biat kültürünün ürünü üst düzey yöneticilerinin tümünün yerini Cumhuriyetçi kadroları alması tasarımı bugün acaba hangi siyasal partinin gündemindedir?

Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Çankaya’yı işgalden kurtaracak kadrolaşmayı acaba hangi siyasal iktidar yaratmayı amaç almıştır, bilemiyoruz. Her bunalımlı süreç sonunda, ulusumuz kendisini kurtaracağını sandığı bir yapay kahramanı yaratmıştı. Zaten, kendine güvenmeyen ulusları yapay kahramanlar teslim alır. Bu konuda en zengin tarihsel örneklere Türkiye’miz sahip.

2.Faşizmin Hukuku yerine Adaletin Hukukunu yaratmak.

AKP’nin faşizmin hukukunu oluşturan yasaların tümünü ortadan kaldıracak ve gerçek demok-rasinin işlerliğine yol açacak çağdaş hukuk düzeninin ve onun yasalarını hazırlamak gibi bir çalışma acaba hangi siyasal partide yapılmaktadır, bilemiyoruz. AKPsonrasının çözüm bekle-yen en önemli sorunu demokratik işleyişin sağlanması ve faşizmin yasalarının yerini alacak çağdaş hukuk düzeninin yaratılması olarak özetleyebiliriz. Burada zaman darlığı nedeniyle sadece 1860 yılının Mecelle’sinde bile yeri olmayan “gizli tanık” sorununa değinmekle yetineceğim. Daha önce de belirttiğim gibi, gizli tanığın öğrenilmemesi yani tanınmaması için 5726 sayılı yasa’nın 5’nci maddesi devlete sahtekârlık yapma yetkisini vermiştir. Bu hukuk cinayetini ortadan kaldıran ve Mecelle’nin 1717 sayılı maddesindeki gibi güvenilir tanık koşulunu hükme bağlayan yasa tasarımı acaba hazırlanmakta mıdır?

Hangi ülkede gizli tanığın tanımaması için onun kimliğine ilişkin kayıtların değiştirilmesi (tahrif edilmesi) gibi devlete yasal yetki tanınmıştır! Faşizmde bile devlet sahtekâr olamaz. Ve şimdi soruyorum 5726 sayılı yasanın eleştirisine bugüne kadar tanık olanımız var mı? O yasanın yok sayılması için Anayasa Mahkemesine baş vuruldu mu? AKPsonrası demokrasinin işlerliğini sağla-mayı amaç alan ön çalışmalar nerede yapılmaktadır?

3.Siyasal ve Ekonomik Bağımsızlığın Engeli: Dış Borçlar

1978’in Ocak ayında kurulan 3’ncü Ecevit hükümeti dış borçları geri ödemeyi kolaylaştıran ekonomi programı hazırlayamamış ve Devlet Planlama Teşkilatı da bu konuda yardımcı olma-mıştı. Biriken ve geri ödenmesi olanaksızlaşan dış borç yükü, ABD’nin kredi kurumu olan Agency for International Development (AID) den umulan katkı sağlanamamış ve Petrol, LPC(Tüp gaz) yokluğu,1979 yılında, Senato ve Kısmi Milletvekili seçimlerinde CHP’nin 5 milletvekilliğinin tümünü yitirmesine neden olmuştu.Senato’da çoğunluğu da yitirdiğinden, Senato Başkanlığını AP’li İhsan Sabri Çağlayangil devralmış ve aynı

zamanda Cumhurbaşkanı Vekili olduğu için Çan-kaya AP iktidarının eline geçmiş oldu. TBMM’ nin Cumhurbaşkanı seçememesinin nedeni, CHP’ nin o seçimi (1979) tümüyle yitirmiş olmasıdır. Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren darbesinin köşe taşları döşenmeye başlamıştı. Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) bir anısını anlatmaa gereksinim duymaktadır. Eğer CHP Grup Başkanvekili olmasaydı İstanbul’da Vali’ nin huzuruna çıkma olanağını bulamazdı 1979 yılında. İstanbul Vali’sinden 30 litre benzin makbuzunu alamasaydı Çatalca’daki örgüt toplantısına gide-meyecekti. AID, kredi musluğunu kısmış, ekonomi, petrol ve tüp gaz yokluğunun dar boğazı içinde sıkışıp kalmıştı. Bu tarihsel olay, geri ödenmesi olanaksızlaşan dış borç yükünün emperyalizme teslimiyet sonucu doğurduğunun en yakın kanıtıdır.

AKPsonrasında iktidarı gelmesi olası hangi siyasal partinin dış borçları geri ödeme programı var? Bu temel soruya olumlu yanıt verebiliyor muyuz? Daha genel olarak hangi siyasal partinin ekonomi programı mevcut?

ABDkredi musluğunu kıstığında, ülkenin ne yö-netsel, ne siyasal ve ne de ekonomik bağımsız-lığından hiç kimse söz edemez. O nedenle dış borcun kendisinden daha zararlı olanı birikerek geri ödenmesinin olanaksızlaşması yani dış borç birikimidir. Örneğin; Osmanlı Devleti kişi başına dış borcu en az olan ülke idi. Aşağıdaki çizelge bunu açıklıyor:

Çizelge 1. Kişi Başına Dış Borç Yükü

Yıl .................... 1870 ............... 1910
Fransa............ 365.................. 680 Fransız Frankı
Belçika............. 87................... 459................
Ingiltere...........571................... 401................
Almanya.......... 89................... 345.................
Yunanistan................................ 336................
Romanya................................... 206................
Sırbistan.................................... 196................
Osmanlı...................................... 123................

(Kaynak:Kendini yok eden Osmanlı,Ali Nejat Ölçen,2.baskı, İmaj yayınevi,Ankara,2008,s.266).

Osmanlı dış borçlarını geri ödeyemez duruma girdiği içindedir ki, Düyunu Umumiye yöneti-mine kendi maliyesini teslim etmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal bu tarihsel gerçeğin ayırtındaydı o nedenle (Atatürk olmadan önce ve ülkede ekonomi öğrenimi veren tek bir okul ve fakültenin bulunmadığı bir dönemde) İzmir de toplanan Ekonomi Kongresinin açılış konuşmasında:

Devletimizin,yeni Hükümetimizin bütün esasları programları iktisat programından çıka-caktır,demişti.

7 Yıl sonra yayımlanan İktisat Programı’nda da şu temel ilkeye yer verildiğini görüyoruz:

İstiklali tam için şu düstur var: Hakimiyeti Milliye, hakimiyeti İktisadiye ile tersim edil-melidir (betimlenmeli çizilmeli)Yegâne kuvvet, en kuvvetli temel iktisadiyattır. Siyasî ve askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadî zaferle tedviç (donatılmadıkça) edilmedikçe semere payidar olamaz.

Bu ilke ne yazık ki “borç yiğidin kamçısıdır”saftasıyla 1950 sonrasının iktidarları tarafındandan göz ardı edildi , ülkemizin ekonomisi geri ödeyemediği dış borç altına sokuldu ve Osmanlıdaki Düyunu Umumiye İdaresi’nin yerini bu kez ABDemperyalizmi aldı. AKPsonrası, Türkiye’yi gergi ödeyemediği dış borç yükünden kurtarmayı öngören ekonomi programı hazırlığına girişen bir siyasal partinin varlığından söz edebilir miyiz? “Dış borçları taksitler halinde geri ödemeye kararlıyız” türü savların karşısına dikilecek temel soru şu olacaktır: Hangi kaynak ile ne kadar sürede ve hangi siyasal ve yönetsel güç ile?

Dış satım, dış alımı aşmadıkça, yani cari açık kapanmadıkça, gereksiz tüketim malları dışalımı sürdükçe, geri ödeme taksitleri dış borç stokunu acaba kaç yıl içinde sıfırlayacaktır? Tüm ayrın-tıların dışında asıl sorun budur.Bu sorunun matematiksel yanıtını 21 yıldır yayımını sürdürdüğüm Türkiye sorunları Kitap dizisinin 98’nci sayısında ( Mart 2014) daha önce de Türkiye Ekonomi Kurumunun Yayımladığı “Cem Alpar’ın Anısına Armağan”adlı kitabında (2002) yer alan “Dış Borçları Giderecek ekonomik Büyüme” konulu yazı ile açıklamıştım. O matematiksel yol haritasında beliren sonucu kısaca aşağıda açık-lıyorum:

4.Ülkeyi AKP’den ve Dış Borç Yükünden Kur-taracak Makro Ekonomik Yol haritası.

Dış Borca boğulan ekonomiyi kurtaracak rakamsal geri ödeme programını hangi siyasal partinin hazırlamakta olduğunu bilemiyoruz. Emperyaliz me karşı bağımsızlığımızı yok oluşa sürükleyen dış borç sorunun ciddiyetini eski deyimiyle vahametini ortaya çıkaran rakamları görünce sanı-rım ne denli haklı olduğum kabul edilecektir.

Çizelge 2. Borca Boğulan Ekonominin Göstergeleri.

Yıllar........ Dış......... Dış.......... İç.............. Toplam....... GSYH.......... Oran
....................borç.......... borç...... borç......... borç.............. milyar Tl........ %

..(1).............. (2)............. (3)........... (4)............ (5)................. (6).............. (7)
2004........ 158.7....... 225.4..... 224.5...... 449.9......... 559.0........ 80.4
2005........ 167.7..... 224.7..... 244.8..... 469.5......... 648.9........ 72.4
2006........ 205.9...... 294.4...... 251.5...... 545.9......... 758.4........ 71.9
2007........ 247.7...... 322.0...... 274.8...... 596.8......... 843.1........ 70.8
2008........ 277.4...... 357.8...... 330.0...... 687.8......... 950.5........ 72.4
2009........ 265.3...... 408.6...... 352.8...... 761.4......... 952.6........ 79.9
2010........ 291.9...... 437.9...... 368.8....... 806.7..... 1098.7........ 73.4
2012........ 336.9...... 603.1...... 392.8....... 995.9..... 1416.8........ 70.0
Kaynak:DPT, Ekonomik Göstergeler yayınları. Rakamlar milyar boyutundadır. Sütun 2De dış borç milyar $ sütun 3’de $ olan dış borlar yılın döviz kuruyla Tl’ye çevrildi.GSYH değerleri cari fiyatladır)

Çizelge 2, AKPiktidarında ekonominin ne denli borca boğulduğunu kanıtlıyor. AKPsonrası Türkiye’de olası siyasal iktidarın, Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın %70’i oranındaki borç yükünden ekonomiyi nasıl kurtaracağına ilişkin bir programı hazırlamaya başlaması gerekir.

Ekonomiyi dış borç batağından kurtaracak eko-nomi programını hazırlayan siyasal parti acaba hangisidir, bilemiyorum. Oysa Mustafa Kemal Atatürk’ün Devletini yeniden canlandırabilmek ve Atatürk’te buluşabilmek için o devletin tüm kararlarına temel olacak ekonomi programını yaratmak ve o programda borç yükünü geri öde-menin yol haritasını çizmek gerekecek.

AKPiktidarında ekonominin ne denli borca boğulmasının yanı sıra bunun kadar sakıncalı olanı da monetarizmin etkisinde paranın para kazandırdığı ekonomiye yönelerek, üretken eko-nominin can damarı sanayi sektörünün yıkıma uğratılması, KİT’lerin yok bahasına elden çıka-rılması sonucu ekonomi, “Ticaret+Hizmetler Sek törü”ne teslim edilmiştir

Ekonomiyi borç batağına hızla sürükleyen AKPiktidarı yalnız faşizmin hukukunu yarattığı, rüş-vet ve yolsuzluk batağında onurunu ve haysiyetini yitirdiği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde ayrı “Paralel devlet” oluşturduğu, ülkeyi hasım kamplara böldüğü, karmaşa ve kargaşa yarattığı için değil fakat aynı zamanda:

çizelge 3’de rakamlarını sergilediğimiz Sanayi sektörünü baltaladığı için de kınamak, suçlamak ve hatta yargılamak gerekir. 2000’li yıllar öncesinde sanayi sektörünün GSYH içindeki ağırlığı % 20’lerin üzerindeydi. Bugün bun oran %19’lara indi

Çizelge 3. Ticaretleşen Ekonomi (Cari fiyatla milyar TL)

......................Sanayi........ Ticaret.......... GSYH............. GSYH içinde
.Yıllar...........katma.......... katma............ milyar........ Sanayi........Ticaret
......................değer........... değer
2005........ 131.6............ 379.4........... 648.7.......... %20.2........ %58.5
2006........ 152.8............ 452.4.......... 758.4................ 20.1............. 59.7
2007........ 168.5............. 521.6......... 843.1................ 20.0............. 61.9
2008........ 187.8............. 594.5......... 950.5................ 19.7............. 62.3
2009........ 182.0............. 603.6......... 952.6................ 19.0............. 63.3
2010......... 213.4............ 674.5...... 1098.7................ 19.4............. 61.4
2011......... 258.7............ 788.2...... 1297.7................ 19.9............. 60.7
2012--------- 273.8............ 877.0..... 1416.8................. 19.3............. 61.9
Artış: ..... %108 ......... %134

(Not:Devlet Planlama Teşkilatı,Başbakanlıktan ayrılarak yeni kurulan Kalkınma bakanlığına babağımlı ya da dönüştürüldüğünde Temel ekonomik Göstergeler yayınına da son verilmiş ve bakanlığın Web sitesinde ulusal gelirin sektörel yapısında da değişiklik yapılmıştır. Ekonomik göstergeler yayımında yer alan “Ticaret Sektörü” yerine diğer harcama birimlerini kapsamına alan yeni bir “Hizmetler” sektörüne yer verilmiştir. Çizelge 3’de Ticaret deyimi Kalkınma Bakanlığının Web sitesindeki “Hizmetler Sektörü”dür. Böylesi değişimlerin rakamlar arası iletişimi ve yapısal bağı zedelediği niçin düşünülmez; anlamak olası değil!)

5.Dış Borç Birikimi Geri Ödemenin Denklemi

Dış borç stoku B ve yıllık geri ödeme taksitleri de A ile gösterilirse borç stokunun yılda geri ödeme oranı A/B aşağıdaki denklem ile hesaplanabilir. Türkiye sorunları kitap dizisinin 98. sayısında (sayfa 39) hesap edilen bu denklem:

A/B= 1/t +(v+r) olarak bulunmuştu.

Burada r 'alınan borcun yıllık faizini; v' de dış borcun yılda artış oranını göstermektedir. t ise dış borç stokunun kaç yılda sıfırlanacağını açıklar. Eğer dış borç stoku yılda v = %4 oranında artarken dış borca r ="%5" oranında faiz uygulanıyorsa, iktidara gelen siyasal iktidar’ın dış borç yükünü t="5" yılda sıfırlayabilmesi için yılda geri ödeme taksitinin, A/B= % 34 olması gere-keceğini yukardaki denklem ortaya çıkaracaktır.

2014 yılında dış borç stoku B="400" milyar $ ‘ın %34’ü olan 136 milyar $ yıllık taksit ödemesi olanağını sağlayan ekonomik büyümeyi ve dolayısıyla, dışsatım artışı ile dışalım azalışı ger-çekleştirebilir mi? Bu sorunun yanıtını yukardaki denklem ortaya çıkaracaktır.

2015 yılında iktidara gelen bir siyasal partinin, ABD-ABkarşısında ulusun çıkarlarını korumayı amaç alabilmesi için 400 milyar $ dolayındaki dış borcu, geri ödeme denklemini kullanarak kaç yılda sıfırlayabileceğinin hesabını yapmalı, buna nasıl özveriye birlikte katlanacağını topluma açıklamalıdır; rüşvete ve yolsuzluğa bulaşan AKP iktidarının sorumlularını yargılayarak.

Borç stokuna yılda r="%5" faiz uygulandığını ve geri ödeme taksilerinin yılda v="%" 4 oranında arttığını (olası enflasyon nedeniyle) kabul edelim. Dış borç stokunun % 34 oranındaki geri ödeme taksitlerinin her yıl v="%" 4 oranında artması koşulunda B="400" milyar $ dış borç stokunun yıllara göre azalışı çizelge 4’de görülmektedir. Geri ödeme taksitleri yılda enflasyon nedeniyle bir yılda v="%" 4 artışa uğrayacağı kabul edildiğine göre çizelgede geri ödeme taksitleri:

0.34 (1+v)="0.34.(1+0.04)=034x1.04=0.354" ile çarpılarak hesaplanmıştır.

Çizelge bir gerçeği açıklıyor: Toplum, bireyleri ile yönetenler arasındaki eşitlik koşulunda savurganlıktan ya geçerse, ilk geri ödeme için gerekli özveriye katlanıldığında sonraki yıllarda geri ödeme taksitlerinde azalış sağlanabilsin..

Çizelge 4 bunu kanıtlıyor. Toplumun tam eşitlik koşulunda özveriye katlanışı dış borç kıskacın-dan kurtuluşu kolaylaştıracak ve beşinci yıla yaklaşılırken dış borçlar, sorun olmaktan çıka-caktır. Acaba dış borcun %34 oranında yıllık taksitlerle geri ödenmesi olası mıdır? Geri ödemenin başlangıçta % 20 oranındaki taksit geri ödenmesi durumunda olumsuz bir sonuçla karşılaşırız:

Çizelge 4.Dış Borç Stokunun Geri Ödeme Planı

..........Yıllar........... .....Dış Borç........Geri Ödeme......Kalan
............(1).......................(2).....................(3)..................(4)
t="0.....2015..................B=400.........400x0.340=136....264"
t="1.....2016.......................264.........264x0.354=98......180"
t="2.....2017.....180x1.05=189........189x0.354=67......122"
t="3....2018......122x1.05=128........128x0.354=45........83"
t="4....2019.........83x1.05=86...........86x0.354=31.........55"
t="5....2020.........55x1.05=58...........58x0.354=20.........38"
t="6....2021.........38x1.05=40...........40x0.354=14.........26"
(Rakamlar milyar $. Sütun 4 Kalan dış borç miktarı)

Dış borç stokunun % 34 oranında taksit ödenmesi söz konusu olduğunda t="5'" yılda dış borç stoku 55 milyar $’a inerken, %20 oranında geri ödeme taksitiyle dış borcun 55 milyar $’a inebilmesi ancak 11 yıl sonra gerçekleşebilecek. İlk ödeme taksitinin olabildiğince yüksek tutulması, dış borç tutsaklığından daha erken kurtulmayı sağlamakta. Bunun için öncelikle Gümrük Birliği koşullarını gözden geçirmek ve gerekirse o defteri kapamak gerekecek.

Örneğin, köpek maması, akasya ağacı, pirinç, buğday, makam arabaları, sarayı andıran uçak-lar dışalımı türü savurganlıklara ülkesinin kapılarını kapayacak, dışalım savurganlığı ihanet ile özdeşleşecektir. Örneğin, canlı hayvan, besin, bitkisel ve hayvansal yağ dışalımı 1.8 milyar $ iken 2000’yılında 2008’de 7.8 milyar $’a çıkması. 2000 yılında motorlu taşıt araçları dış alımının 5.5 milyar $’dan 2008’de oranında artarak 12,4 milyar $’a yükselmesi gibi dışalım savurganlıkları ihanet ile eşdeğer olduğu bilinci yaratılmalıdır. Böylesi savurganlıkları önleyemeyen siyasal iktidarlar çizelge 4’de sunduğumuz geri ödeme planını yürürlüğe koyamaz. Dış borç stoku sürdükçe de ABDkarşısında tam bağımsızlık söylevleri toplumu yanıltmaktan öteye geçemez. Çözüm:Topyekun tasarruf’dır.

5.Yeniden Mustafa Kemal’in Devleti ve O Devletin Ahlâkı

AKP iktidarı, toplumda değer yargılarını çöküntüye uğrattı. Kamusal kaynakları kişi çıkarına dönüştüren ahlaksızlığı yarattı ve toplumsal tepkileri korku salan faşizmin hukukuyla sindirme-ye çalıştı. Farklı etnik ve inanç gruplarını birbirine düşman yapmakta sakınca görmedi.

AKPiktidarı ve o iktidarın başındaki R.T.Erdoğandır sorumludur. Devlet içindeki gizli paralel Devlet’in mimarı, kurucu başkanıdır o. Seçkin yurtseverler aydınlarımızın uydurma kanıtlarla Silivri zindanına tıkılmasına suçunu paralel devlete yükleyerek kendisini aklayacağını sanmakta.

Yolsuzluklar batağındaki iktidar karşısında sesiz kalan, BOP eşbaşkanlığını üstlenen Başbakanı bu suçu nedeniyle görevden almayan, faşizm yasalarının tümünü onaylayarak yürürlüğe girmesini sağlayan sorumlu bir kişi daha var. Çankaya’daki Abdullah Gül. O da yargılanmalı ve Saadet Partisinin nakit varlığına el koyup koymadığının hesabı da yeniden bu kez tam bağısız yargı tarafından sorulmalıdır

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail