Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 100 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TARIMDA YIKIM, VAROŞLARI,VAROŞLAR DA AKP’Yİ DOĞURDU

Ali Nejat Ölçen

Türkiye eğer tarımsal gücünü yitirirse her şeyini yitirir. Bugün ülkemizin kendisini besleyemez duruma gelmesi, tarım sektörünün ulusal gelire katkısının sönümleşmesinin sonucudur. Kırsal alandan kentlere nüfus göçü, akıl almaz eko-nomik, siyasal ve toplumsal sorunları da birlikte taşımıştır.Tarım sektörünün bu denli ihmale uğraması ve tarımsal toprakların can damarı nehirlerimizden yoksunlaşmasını, sadece ekono-miyi değil, toplumun değer yargılarını, siyasal yapısını, sağlıklı yaşam koşullaını ve toplumsal sorumluluk bilincini de tahrip ederek kentlere yönelen iç göç sorunun yarattı.

Varoşlardaki nüfus artık ne köylüdür ve ne de kentli. Köyün kendine özgü değer yargılarının yerini, kent koşullarına uyumsuzluk, işe yaramazlık duygusuyla birleşerek varoşlarda yeni ve farklı bir ahlak anlayışının yeniden doğuşuna neden oldu: “Bal tutan parmağını yalar, kaz ge-len yerden tavuk esirgenmez, köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı denir, her koyun kendi baca-ğından asılır, hırsız ama işyapıyor” mantığı va-roşların genel kültürüne dönüştüğü içindir ki, R.T.Erdoğan tüm toplumsal zararına karşın ayak-ta kalabilmektedir, çünkü varoş kültürü tarafın-dan olağanüstü destek görmektedir

1.Ulusal Geliri Desteklemekten Yoksunlaştırılan Tarım.

Çizelge 1’de sunduğumuz rakamlar tarım sektörünün ulusal gelir içindeki ağırlığının ne denli önemsizleştirildiğini kanıtlıyor. Cumhuriyetimi-zin kurulduğu yıldan 1960’lara kadar tarım sektörünün ulusal gelire katkısı %40’ların altına inmemişti. Türkiye’miz kendisini besleyen eko-nomiyi Mustafa Kemal Atatürk’ün Birinci (1932) ve İkinci (1935) Sanayi Planları ile yaratabil-mişti.

Çizelge 1. Ulusal Gelir İçinde Tarımın Ağırlığı

Yıllar……..Ulusal Gelir………Tarım…...Oran
1948……………8815…………..4691……..53.0

1950………….. 8964………..... 4472….…. 49.9

1955………… 18219…..……... 7638….......41.9

1960………….41996………….18019……..42.9

1965………….69910………….23039……..32.9

1970…….…..124781………….33086……..26.5

1975…….…. 535771………….36114…..…25.0

1980…….…4435153…………925041….....20.8

1985…...….27789514………..4790273……17.2

1990.…..….248428 mil………45034 mil..…18.0

2000.…..….166658..“ ……….16817 “ ….....10.0

2008…...….950098..“………..72561 “…...….7.7

Kaynak: DPT,Temel Ekonomik Göstergeler yayınları. (Cari tüketici fiyatlarıyla milyon TL).

1980 yılından sonra Başbakan Turgut Özal ile tarım sektörünün yıkıma uğramaya başlamış ve AKP iktidarında yıkım, daha da hızlanmıştır..Çizelge 1’de görüldüğü tarımın, ulusal gelir içindeki ağırlığının %8 ‘lere kadar gerilemesi, Türkiye’mizi dışalımla besleyen durumlara sürükledi.Şekil1-Tarım sektörünün Millî Gelir’deki payının azalışı ile kırsal alandan kentlere iç göç artışının “neden-sonuç“ kısır döngüsü içinde olduğu görülüyor.

Tarım sektörünün ulusal gelire katılımı ne denli azalırsa bir ülke kendisini o denli besleyemez koşullara sürüklenmiş olur. Bunun ilk olumsuz etkileri kırsal alanda yaşandı. Kırsal alandan kentlere yönelen iç göç, toplumsal kültürel ve ekonomik sorunları da beraberinde taşıyarak, tarım ülkesi olan Türkiye’miz o yüzden buğday ithal etmek zorunda kalmıştır. Buna ek olarak ülkemizin mikro klima koşulları da çoraklaşmayı hızlandıracak düzeylere tırmanmaya başladı. Çizelge 1’de ve grafikte kırsal alandan kentlere yönelen kitlesel göçün 1980 yılı sonlarında hız-lanarak, kırsal alan nüfusu kentsel nüfusun da altına inmeye başladı ve de devam ediyor.

2.Kırsal Alandan Kentlere Nüfus Akımı

1980 yılına kadar kırsal nüfus, kent nüfusundan fazlaydı. Tarımın yıkıntıya uğraması kırsal alan nüfusunun kendisini besleyemeyeceği sonucunu, dolaysıyla kentlerde iş arama zorunluluğunu doğurmuştur. 1980 sonrasında kırsal nüfus kent nüfusunun altına inmeye başladı. Bu olayı kent-leşme olarak yorumlamak yanlış olur. Tersine kentler köyleşmeye başlamış ve kent kıyıları sağlıksız varoş denilen yerleşme birimleri ile çevrilmiştir. Siyasal ve kültürel yapıdaki yoz-laşmayı kentlerin köyleşmesi sürecinde aramak gerekir.

Çizelge 2.Kentsel ve kırsal nüfus farklılaşması

(1000 kişi)

Yıllar..…Kent nüfusu…...Kırsal nüfus........... Top.Nüfus

1970……….13691…………..21914…………..35605

1975……….16965…………..23478…………..40347

1980……….19644…………..25092…………..44736

1985……….26866…………..23798…………..50665

1990……….33326…………..23147…………..56473

2000.........…44006..............…23797..............…67803

Çizelge 2’den yararlanarak varoşlarda nüfus birikimini hesaplamak için olası bir varsayımdan yararlandık. Bu varsayım Kırsal alanda nüfus artış oranının 1975 sonrası yılda (önceki do-nemde olduğu gibi) %1,3 düzeyinde sabit kala-cağı kabulüne dayanıyor. Yapılan hesap sonucu aşağıda verilmiştir:

Çizelge 3. Varoşlardaki nüfusun hesabı (bin kişi)

Yıllar..... Toplam..Kent....….Köy...Köy...Varoş…...... Kent

…………..Nüfus…....Nüfusu.göç….....göç….....nüfus...…..nüfus

….................(1)……….(2)…....…(3)….…(4)......…..(5)…..…...(6)

1970…......35605…....13691.......21914.....21914.... ….0……....13691

1975......…40347....…16869.......23486….23338........148....…..16721

1980......…44737....…19644…...25092….24855........237…......19409

1985......…50665....…26866...…23798….26471…..2672.....….23486

1990…......56473....…33326...... 23147.…28191......5044......….28933

2000......…67803....…44006…...23797.…31975…..8178......…36009

(Not: Sütun 3 ‘de göç sonrası köy nüfusu ve sütun 4’de hesaplanan göç öncesi köy nüfusu gös-terilmiştir. Sütun 5 ise göç öncesi ve sonrası nüfus farkını yani kentteki varoşlarda oluşan nüfusu betimler. Bu hesaplama 1970 yılı sonrasında her yıl köyde kalan nüfusun %1.3 oranında artığı varsayımına göre yapılmıştır.)Kırsal alandan koparak kent varoşlarına 2000 yılında yerleşen 8 milyon 178 bin kişi, AKP’nin iktidara gelmesinde etkili olmuştu. Varoş nüfusunun 2014 yılında 12 milyon ulaştığını meraklı bir okuyucu hesaplayabilir.

3.Siyasal Tercihlerde Varoşların Etkisi.

Kırsal alandaki nüfus, kentte varoşlara yerleştiğinde önemli tavır, duygu, inanç, ve davranış değişimine uğramaktadır. Böylesi değişim çev-reye yabancılaşmanın doğal sonucu olarak ta yorumlanabilir.Göç sonrası varoşlarda işsiz kal-mak psikolojik tepkiyi doğuracak ve bu tepki daha sert ve daha acımasız olmayı gerektirecektir. Türkiye’mizde her gün bunun en trajik örnekleri sergilenmektedir. Köyde uysal sevecen ve yardımsever, bağışlayıcı ve de hoşgörülü birey varoşlarda bir süre sonra katı, sert, duruma gelebiliyor. Bu yorum eğer doğru ve gerçek ise, Varoşlar R.T.Erdoğan’ın hırçın, öfkeli, sert konuşma tarzında kendisini bulacak ve sergileye

mediği tepkinin açıklandığı kanısına kapılacak.

Sözün kısası, R.T.Erdoğan, varoşların sözcüsü, varoşlar tarafından beğenilen kişidir. Onun ko-nuşma biçimi, azarlayıcı, öfkeli ve hırçın tutumunun varoşlarda yadırganmaması da doğaldır. Hukuk ve ahlak dışı 10 Ağustos Cumhurbaşkanı seçiminde R.T.Erdoğan’ın Çankaya’ya yerleş-mesini sağlayan YSK’ nın yanı sıra seçmen sayısının yüzde 15’ine ulaşan varoşlar nüfusunun etkisini dikkate almayan her tahmin ve yorum yanıltıcı olabilir..

Sayın. Ekmeleddin acaba İstanbul ve Ankara’da varoşları tanımak gereksinimi duydu mu bile-miyoruz. Varoşlara kadar uzanabilseydi, zihninde nasıl bir kanı oluşur ve kendisinin çatı adayı gösterilmesindeki yanılgıyı sezebilir miydi, bilemiyoruz. Siyasal Partilerimizin tümü için varoş kültürü, varoş psikolojisi, varoş ahlakı ve varoş gerçeği çok yabancı dünya gibidir ve o yöredeki genç nüfusun hangi görüşte hangi tür gereksinmeler içinde ve yazgısını tanımlayacak ne tür arayış içindedir, bunu yorumlayan siyaset adamının ya da açıklayan bir romancımızın olmaması büyük eksiklik..

Not: (8.8.2014 günü alinejat@olcen.net adresiyle iletime sunuldu.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail