Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 101 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SÖZCÜ GAZETESİ YAZARI Sy.RAHMİ TURAN’A (YANITI ALINMAYAN) SUNU:

AKP’NİN HUKUKU MECELLE’NİN GERİSİNDEDİR.

Ali Nejat Ölçen

Batı ülkelerinden bir yazara böylesi sunuyu iletmiş olsaydım, kesinlikle yanıt alırdım. Ülkemizde hiçbir köşe yazarına kendisinin yanıldığını kabul ettiremezsiniz.

***

Sayın Rahmi Turan,

29 Eylül 2014 günlü Sözcü gazetesinde yayınlanan yazınızın başlığındaki Mecelle denilen ahmaklık deyimi gerçeği yansıtmamaktadır. O dönemin koşullarında Osmanlı hukukunun birbiriyle çelişik beş kaynağı olduğu düşünürse Mecelle bu beş kaynağı bir tek geçerli hukuka dönüştürdüğü için devrim niteliğindedir. Mecelle öncesinde birbiriyle çelişen Sünni, Malikî, Şafî ve Hanefi hukukuna Şeyhülislam ile Halife olduğu kabul edilen Padişah’ın dudakları arasından çıkan sözcükler de katışarak Osmanlı hukuku oluşuyordu. Bugünün koşullarında Mecelle’nin pek çok hükmünün geçersiz olmasına karşı, 1850’li yıllar için önemli bir devrim idi ve Tanzimat Fermanı’nın kabul edilmesinin doğal sonucuydu

Mecelle hukukunu hazırlayan Komisyon Başkanı Ahmet Cevdet Paşa’nın Maruzat adlı kitabı okunmadıkça, Mecellenin değeri anlaşılamaz. Ahmet Cevdet Paşa Mecelle öncesi Fıkıh denilen karmaşık çelişkiler içindeki Osmanlı hukukunu 29 Mart 1869 tarihli “Esbab-ı Mucibe Maz-batası”nda şöyle eleştiriyor:

Fıkıh ilmi, uçsuz bucaksız bir deniz olup, bir ummandan inci çıkarır gibi lazım olan meseleleri bulup çıkararak mesele hal edebilmek epeyce maharet ve melekeye bağlıydı. Bilhassa Hanefi mezhebi üzre muhtelif devirlerde pek çok müctehitler gelip pek çok ihtilaf ortaya çıkarmış ve Hanefi fıkhı, Şafi fıkhı gibi işlemeyip pek geniş ve dağınık olmuştu.

Bu eleştirinin yanı sıra çok önemli bir sorun da Mecelle’nin gerekçe tutanağında belirtildiği gibi,

Avrupa kanunlarına müracaat olunsa bunlar padişahın iradesi ile vaz edilmiş olmadığından Devlet-i Aliyye’ nin mahkemelerinde tatbik olunamazlığı idi.

Bu açıklamadan sonra, Mecellenin 1716 ve 1717 sayılı maddeleri AKP hukukundaki “gizli tanık” rezaletini bakınız nasıl yadsımaktadır:1716’ncı madde,

Şahitler şehadet ettikçe, hakim meşhudun aleyhinde ne dersin, bunlar şehadetlerinde sadık mıdırlar yoksa değil midirler deyu sual eder.

Mecelle’nin 1716’ncı maddesine göre, yargıç tanığın güvenilir olup olmadığın, suçlanan kişiye sormakla görevli. Yani suçlanan kişi tanığı red etme özgürlüğüne sahip. Mecelle’nin 1717 ‘nci maddesine göre de hiç kimse gizli tanık olamaz ve kişinin tanık olup olamayacağına sorgulama sonucu göre karar verilirdi:

Şahitler gerek sırren ve gerek alenen mensub oldukları yani talebe-i ulümdan ise sakin oldukları medrese müderrisleri ile mutemed ahalisinden ve askeriyeden ise taburu zabitandan tüccardan ise tüccarın müteberanından, esnaftan ise kethüdasıyla lonca ustalarından sunüfu saireden ise mahalle ve karyelerinden mevsuk ve mutemed ahalisinden tezkiye edilir diyor

Bu madde Türkçeye çevrilecek olursa kişinin tanık olabilmesi için

İlişkili olduğu çevreden, bilim çevresinden ise görev ilişkisi olan okul yönetiminden ve güvenilir ahalisinden askeriyeden ise taburunun subaylarından tüccar ise ticaret kuruluşundan esnaf ise lonca yönetiminden iyi (olup olmadığı) durumu sorulur.

2000’li yılların Türkiye’sinde üstelik gizli tanığın kim olduğunun anlaşılmaması için 6551 sayılı yasa ile ona ait resmi kayıtlarının tümünde değişiklik yapılması da olanaklı duruma getirilmiştir. AKP’nin hukuku 150 yıl önceki Mecelle hukukunun da gerisindedir. Yalnız bu madde ile mi? 52'nci madde:

Bir şey batıl oldukça, onun zımmındaki şey de batıl olur diyor.

Mecelleye göre bir şey yanlış, çürük, geçersiz ise onunla örtülü olan da yanlış, çürük geçersizdir. Silivride iddianamelerindeki suçlamaların tümü batıl ,boş,çürük iken doğruymuş gibi kabul edilerek hukuk ayaklar altına alınmaktadır. Mecelle’nin 52’nci maddesi yürürlükte olaydı, batıl iddiaya dayalı karar da batıl olacak ve. yargıç hukuku ayaklarının altına alamayacaktı. Ülkemizde yargıcı suçlamak ta yanlış olur. Yargıcın uygulayacağı yasa, hukuku ayağa düşürmüştür. Aslında AKP ‘nin hukuku batıldır yani batıl’ın hukukudur Ve de Mecellenin 79 ncı maddesinin de gerisindedir AKP hukuku. Bakınız Mecellenin 79’ncu maddesi,

Kişi ikrarıyla muaheze olunur ,diyor.

Oysa AKP hukukunda kişi ikrarıyla yani söylediği yaptığı ile mi suçlanıyor. Hayır. Kişinin ikrarı hiç de önemli değil. Gizli tanığını ihbarı, savcının eline ulaşan imzasız mektuplar ya da bilgisayar belleğine kimin eklediği belli olmayan elektronik iletiler “muahezeye kanıt” olmakta. Mecelle’nin 80’ nci maddesinin de gerisinde. Ne diyor 80 nci madde:

Tenakuz ile hüccet kalmaz, diyor.

Çelişki, kanaat nedeni olmaz diyor. Oysa bugün savcı iddianamelerindeki çelişkiler örneğin yapay 11 numaralı CD hala hüccet, yargı kararında kanıt!

Mecelle’nin bir 89’ncu maddesi var ki, adaletsiz ve kalkınmasız partinin hukuku bu 89’ncu maddenin de gerisinin gerisinde..

Bir fiilin hükmü, failine muzaf kılınır ve mücbir olmadıkça amirine muzaf olmaz, diyor.

Bir eyleme ilişkin karar o eylemin sahibine ait olduğunu belirtiyor. Oysa AKP’nin hukukunda yalnız o kişi eylemi nedeniyle suçlu değil, onun selam verdiği ya da konuştuğu kişi de o suçu işlemiş kabul ediliyor. Yani AKP hukuku “sinek kâğıdı” gibi yapışkan.

Mecelle denilen ahmaklık sözüne 986’ncı maddesi kanıt olmamalıdır. O maddenin son tümce-sine yazınızda yer vermemişsiniz. Madde belirttiğiniz gibi kızları 9 yaşında bulûğa erdiğini kabul etmiyor,çünkü erkek çocuğun 12 ve kız çocuğun 9 yaşında bulûğa erebileceğini olanaklı görüyor fakat o maddeye ek tümce ile de bir koşul getiriyor. O tümce şöyle:

Ve bir erkek 12 ve bir kız 9 yaşını tekmil edip de bulûğ olmasa bâliğ oluncaya dek mürahik ve mürahika denilir.

Mecellenin 986’ncı maddesinin bu son tümcesi, 12 yaşına gelmiş erkek bulûğa ermemişse mürahik ve 9 yaşındaki kız bulûğa erinceye kadar mürahika olarak kalır.Yani evlilik koşulunu doğurgan olabilmeye bağlamaktadır. Mecelleden önce böyle bir koşul söz konusu değildi Osmanlı devletinde ve eyaletlerinde.

Topluma doğruları ve gerçekleri yansıtmadaki titizliğinize güvendiğim için bu açıklamayı yapmaya gereksinim duydum. Değerli vaktinizi almışsan beni bağışlamanızı rica ediyorum.

Dr.Ölçen

Not: Bugüne kadar hangi köşe yazarından düzeltme yazıma yanıt aldım ki Sy.Rahmi Tura'dan alayım. Türkiye Sorunları kitap dizisini yazılı basının kerpiç duvarlarını aşarak halkımıza doğruları gerçekleri açılamayı amaç edindim. Bu örnekte olduğu gibi.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail